Yetmedi mi? bu kadar acı çektirdiğin,
Madem sevmeyecektin,
neden seviyormuş gibi baktın gözlerime?
Madem tutmayacaktın ellerimi,
niye sımsıcak dokundun ruhuma?..
Ey bakışınla darmadağın ettiğin yalnız kalp,
Bir tek bakışınla içimdeki nefsin evi yandı.
Yüzünde güneş gibi bir parlaklık,
bakışında gecenin ayı var,
Dışın bahar gibi güzelken,
içinde matemden kelimeler gizli.
Tenin sustu…
Ve bütün şehir yangınlara teslim oldu.
Sana dokunmaya cesaret eden her hece
Kül oldu dilimde.
Geceyi sıyırdın omzundan,
Sana mavi bir gök getirsem
Gözleri yıldızlardan çalınma
Saçları Güneş’ten alınma
Yollarında hasret kokusu
İçinde sevda türküsü
Kenarında işlemesi sarı bir yazma
Gecenin omzuna yasladım yorgunluğumu,
Adının her harfi fısıldadı içimde
Kalbim, ilk kez bir durakta inmeyi öğrendi,
Saçlarının gölgesi düştü zamanın yüzüne,
Bir bakışınla çözüldü, kalbimdeki düğümler.
Dokunduğun her şey yeniden can buldu.
Gidişin bir kapının kapanışı değildi.
Ardından anahtarı olmayan bir karanlık bıraktın.
Beklemekten başka bir günahım yoktu benim.
Şimdiyse şığı kesilmiş bir dünyaya mahkum ettin.
Bu da senin ayıbın olsun.
Yangın çökmüş yüreğime, şakağıma kar izi değdi.
Yalnızlığımın adı da yok tarifi de.
Gözlerimde bin yıllık özlemin ahı,
Hasretin mabedim, her yanım zemheri.
Tozlanmış yüreğim, içimdeki kasırga tufana dönmüş.
Bulutlar bile dolmadan ağlar yüzüme.
Gecenin içinde sen diye yanarım,
Islak bir mektup gibi, kalbin ellerimde.
Adını her harfte biraz daha anarım,
Unutur sandım da...
Yine de unutamadım.
Bir ayrılık ki bu,
gökyüzüne asılmış bir mektubun yırtılması gibi.
Her harfini ben yazdım,
ama sen hiçbir satırında kalmadın.
Dalından düşen bir nar gibiydi yüreğim,
O gece her şey karanlığa bulanmıştı.
Beni çağırıyordun, sesin bu kez tüm evrende yankılanıyordu.
Beyaz duvarlara tırnaklarımı geçirdim.
Kan aktı....
O kanın içinde senin suretini gördüm.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!