Yek-ahenk Şiiri - Sevgili Özbek

Sevgili Özbek
145

ŞİİR


3

TAKİPÇİ

Yek-ahenk

Yek-Ahenk

(Her hâlükârda bizi birbirimize kardeş kılana hamdolsun...
Çocukluğumuz kadar köklü, bugünden itibaren ve her gün
Doğan güneşle yeniden filizlenecek kız kardeşim Serap’a.)

Müsaade eder misin bana öğretmenim
Ben yine geleyim sana açarsın sırma saçlarını
Yine öyle muhteşem
Gümüş bir nehir gibi omuzlarına
Ve anlatırsın sonra geçmiş hikâyelerini
Ben dinlerim yudumlarken çayımı
Hasreti anlatırsın belki bu sefer, çocukluk seslerimizi
Sonra sevgiyi anlatırsın sarılırız birbirimize, gülüşürüz
Gözlerimiz dolar belki de
Ve ben sözler tükendiğinde
Döner gelirim yine kalbimi bırakarak sende

Ah ne kadar canlı anılarımız belleğinde ne kadar taze
Yağmur değmiş köyümüzün toprakları gibi
Hâlâ verimli, hâlâ yemyeşil, hâlâ bir bahar gibi
Ve en sevdiğim düşünce bu benim o sendeki
Ve nasıl yeşerdiğimizin seyrindeyim bugünkü gibi

Sonra Halit Paşa İlkokulu’nun tozlu koridorları
Benim ele avuca sığmayan çocuksu davranışlarım
Bazen komik, bazen trajik, fırtınalı hallerim
Seninse çocuk yaşına sığdırdığın o muhteşem
O vakur ve asil duruşun

Hatırlıyor musun bir tanem, senin sevgin ben de
O sınıfa avuçlarımda kar getirişimde saklı
Belki de o unutulmaz yirmi beş kuruş hikâyesinde
Ya da kardeşlerim için fazladan aldığım
O kızarmış yağlı ekmeklerde
Belki de otların bileşiminde aradığımız panzehir
Ah aynı hatıraların kapısını her araladığımızda
Yıllar ötesinden masum iki çocuk bakıyor bize

Hani o
Tandır başı sohbetlerimiz vardı ya çocukça
Sıcak ekmek kokusuna karışan masallarımız
Çelik çomak oyunlarımız vardı hırslı ama masum
Beş taş, yüzük altı ya da kemer kızdı, babamla
Ya da o bitmek bilmeyen kavga « Kim ebe olsun »
En büyük dertti o devirde ebe olmak oysa
 
Sonra o eski tren yolunu
Ve yokuş aşağı çocukça koşuşlarımızı
Kimi zaman gülüp, hüzünlendiğimizi
O ufak avluyu hatırlıyor musun, hani
Damları akardı yağmurlu havalarda
Ya da kışları pek soğuk olurdu odalarımız
Ama biz bir aradaydık
Saraylardan da sıcaktı o yaşadıklarımız

Sonra Nevruz bayramları gelirdi
İçimizde tutuşurdu tatlı telaşlar
Niyetler tutardık dinlerdik kapı eşiklerinden
Duyacağımız ilk ve güzel söze yüklerdik
Umut dolu anlamları ve dahi yarınları
Ve bir sözle kaygılanırdık ve bilmezdik ki
Yan yana oluşumuzdu en büyük talihimiz

Sokaklar değişti o güzel oyunlar bitti ama
Tandıra sallanışımız hâlâ göğsümüzde saklı
Şimdi ne zaman o günleri ansam
Yine aynı oyunlar içinde bulurum bizi
Hâlâ o kadim köklerin iki ayrı dalında
Hâlâ çocukluğum gibi çok özlerim seni

Ah o vakitler bizler nasıl da güzeldik
Ne kadar güzeldik

“Elhamdülillah-i alâ külli hâl”

Bu senin sözün sırma saçlım ve benim de şiarım
Ve biliyorum ki
Senin inancın yalnızca sözcüklerinde değil
Bakışlarında ve o mutedil ellerinde
Alnını her koyduğunda o kadim alın taşına
Yılların simana getirdiği o sarp duruşta ve
İçinde incinmemiş o temiz çocuk da yaşar

Şimdi, sen benim yalnızca kardeşim değil
Mazimin bir parçası sevinci çocukluğumun
Yek-ahenk yaşayan hatırası, kız kardeşimsin
Seni hem çocukluğumuz kadar eski
Hem bu kavuşmamız kadar yeni
Ve aynı dalda açan iki bahar kadar güzel
Sonsuz bir sevgiyle seviyorum

Ekim 2026
Türkiye-Fransa

Sevgili Özbek

Sevgili Özbek
Kayıt Tarihi : 28.10.2026 13:23:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Özlem

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!