Yazamadım derdimi… Hiçbir mektup, hiçbir şiir anlatamadı sana içimi.Gülleri kanatlandırdı sevdam,dağları türkü yaptı.Bir seni birde o güzel gözlerini yarim; aşamadı,olmadı…
Kar altında kalmış bir güldür sana sevgim. İmkansızların sürgünüdür. Daha önce hiçbir kalemin yazmadığı, yazamadığı inatçı savaşçıların söz dinlemez süngüsüdür! Üzgündür belki düşleri ve doğan günü belki ölümdür. Yinede seni sevmek dönmeyeceğim bir onur sözüdür!
Kalbime, şiirlerime, kınaya sonra rüzgara verdim ben sözümü. Özümü yitik bir şarkının efkarına boyadım. Kuşandım yüzyıllar ötesinden gelen zırhımı. Şimdi seni kazanma savaşındayım.Artık kan güldür bu meydanlarda,can sevdadır,kurşun şiirdir ve sen zafersindir! Senden vazgeçmek mümkünmüdür söyle? Neden yaşasın ki bir savaşçı senden vazgeçmeyi bir an olsun düşünecekse!
Şimdi hazırla ordularını! Yorgun ordum ve özleminle tutuşmuş ben; seni sırtından vurmayacağım! Hazırla ordularını! Artık son meydan savaşının vaktidir! Bilirim yiğit bir düşmansın severim seni,yinede dilediğim zaferdir pazarlıksız!
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta