Dil-i bî-çâremde yeşeren nâmın ile ey yâr,
Ne kaide tanır bu feryâd, ne kânuna sığar.
Sıra sıra bende çekmeye gücüm yetmez iken,
Dökeyim cümle ahvâli pâyine bir nefeste nigâr.
Sen ki bir şâm-ı şerîfin en dâir, en pâk yanısın,
Cümle kesretten sıyrılıp vahdete râm olansın.
Hurûf-ı nâmından akar içime bir bahr-ı hâmûş;
Sessiz, nîm-şebde derin ve bî-pâyân bir hâmûş...
Lems etsem kırılır sanırım şu şeb-i târâna,
Lems etmezsem noksan kalır bu can, erir yana yana.
Lisan-ı cihân aciz kalır tavsifine bî-çare,
Sen'i yâd eylemek, yıldız düşmesidir dil-i zâre.
Başka bir çarh-ı felek gizlidir nigehindeki efkârda,
Halkın bildiği mîna-yı maviden fersah fersah uzaklarda...
Ne zaman adını yâd eylesem nâm-ı şerîfinle,
İnce bir sızı yayılır derûn-ı dilime hüzünle.
Hem yakar canımı âteş-i aşkın ile dermânsız,
Hem can katara canıma, eyler beni bî-amansız.
Gayrı bir âlem, gayrı bir dergâhtır bende nâmın,
Serbest bıraktım kelâmı bu gece, irşâdı olsun destinin.
Hangi mikyas tartabilir sîne-i pür-sûzumdaki seni?
Bulunmaz bu cihanda canandan öte bir özge yâr, bilesin...
Ben ki senin cemâlinin tecellî ettiği
O bî-nihâye rüya-yı vuslatta bir divaneyim.
Kayıt Tarihi : 11.10.2026 20:31:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!