Dünya başımıza çöktü çökecek,
Çatılar tutuştu, evler yanıyor.
Kökümüze kibrit suyu dökecek,
Ağustosta akan sular donuyor.
Yitirdik ahlâkı, kayıp töremiz,
Merhem kâr etmez, çok derin yaramız.
Sağlam yer kaldı mı, hani neremiz?
Üstümüze kara bulut iniyor.
Son kale aile idi, yıkıldı.
Parçalandı, icabına bakıldı.
Zina serbest oldu, kına yakıldı.
Nikâh masamıza baykuş konuyor.
Bakirenin iki üç kocası var.
Üç az gelir, iki üç daha arar.
Yeni kurbanlara tuzaklar kurar,
Her gün yeni yeni yollar deniyor.
Biyolojik baba, fizikî baba.
Kimyasal baba da var mı acaba?
Sondan öncekini katma hesaba,
Çocuk çok babası varmış sanıyor.
Yüksek minareli süslü camiler,
Cemaatsiz, üzgün, yaslı camiler,
Müezzini yanık sesli camiler…
Mihrap kararıyor, nurlar sönüyor.
Zengin süslüman rant faiz derdinde,
Dönüp bakmaz neler olur ardında.
Gayet mutlu villa, saray, yurdunda,
Hurma yiyip zemzem ile yunuyor.
Eren size neler dese az şimdi.
Müziğimiz çağdaş, modern, caz şimdi.
Kültürümüz melez, kırma, yoz şimdi.
Kıblemiz batıya doğru dönüyor.
Kayıt Tarihi : 29.09.2026 09:33:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!