Ben kaçamak bakışlarla,
Ok atardım gözlerine,
Gözlerin rest çekerdi her defasında,
Vurgun yiyen bir ben olurdum,
Bir ben yenilirdim sana,
Yüreğinde yaşattığın,
....Harput kalesinden bir çığlık yükselir,, alıcı kuşlar eşlik eder senfoniye...
Ilgıt ılgıt esen bahar yeliydi,
Ruhumda çağlayan aşkın seliydi,
Utangaçtı, ağzı vardı, dili yoktu,
Yetmişli yılların sonlarıydı,
Çat pat hatırlarım,
Yasakları o zamanlardan tanırım,
Her şey yasaktı, nefes almak dışında,
Evde odun kömür yoktu,
‘’Şey‘’ dediğiniz nedir ki,
Üç beş kelimeyle tarifi yapılsın,
Yok, bu öyle bir şey de değil,
Nasıl anlatılır ki?
Anlatılmasın sadece yaşansın,
Yaşanamasa da şiirler yazılsın.
Saçlarını savurarak, yalın ayak koşarak,
Beyazlar içinde, gelinliğini giymiş de,
İşte karşımda, salınarak geliyor bir güzel,
Caddelerdeki tüm trafik lambaları yeşil yansın,
Arabalar, yayalar oldukları yerde selama dursun,
Bu güzeli güzel yapan mimara selam olsun.
Geçen hafta iki satır mektup yazmıştım,
Almışsın,
Satırlarıma “ iki gözüm” ile başlamıştım,
Cevabın tez geldi,
“Gözün kör olsun! “ yazmışsın,
“Güneşim, ayım,”demiştim,
on birinde var yok
yaşıtları okula giderken
onun elinde mendil
bakışları İstanbul kadar soğuk
ayakları buz kesmiş
GÖZ BEBEĞİME
Gözden ırak olan gönülden de ırak olur derler ya,
Yalan söylemişler,
Yok, şiir falan çıkmaz bu mısralardan…
Sabaha çıkar mıyım o da meçhul,
Karamsar, asi bir adam oldum çıktım,
Yok, bu laf da, denize girip çıktım der gibi oldu,
Kafam acayip karışık, arapsaçına döndü düşüncelerim…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!