Gönlü yorgun düşünce, hiç yapmayacağı şeyler yapıyor insan.
Seni beyaz bir sayfanın gizine yazmak varken, kalbe indirdiğim dilimi konuşturdum.
Ağyâre anlattığım her kelime, göğsüme düşerek yaktı beni.
Oysa sükutla bir hakka, bir de senin kalbine anlatmalıydım seni.
Yorgun mu düştüm?
Ruhum mu düştü içimden ki cesedim oynattı dilini gereksizce.
Ne rezillik!
Ne rezillik ki derdi onu verene açıp merhametine sığınmak varken, kendi dilimle kendimi yerle yeksan ettim.
Kendimi sevdiğim!
Sende kaybettiğim kendimi.
Allahın merhamet cenahında s/aklanmış kendimi.
Tiksinç bir oyun gibi yaşamak.
Oynamayı bilmeyenlerin yahut oynamak istemeyenlerin, kuyulara atıldığı tiksinç bir oyun.
Utanıyorum!
Rabbi işrahli Sadri demeye de, b/akmaya da ruhuna.
Oysa ben senin gönlünden b/aşka sığınak istemiyordum.
Dili kalbe indirip, ben bilmem zikrini çekmeye başladığım ve habibin merhametine yine "habibimi" de alarak sığındığım anlar hayatın tek anlamıydı.
Dilim, inimi âşikâr kıldı.
Yıktı gönül sarayımı!
Kimseler bilmese hâlimi, kimseler işitmese kalemimi; içimden sızanlar ruhuna değse yeter.
Ey gönlümün hızırı!
Hangi hûride buldun huzuru.
Ben ki dünyalık sofralarda âkil; kalp sofrasında divane idim.
Tüm bunları soyunup, sızısı artık kendinden taşan bir akılsız gibi dilimi ve kalbimi ortalığa serdim.
Ama inan yine de senden başkasının adını ikrar etmedim. Gönlüme senden başka kimseyi buyur etmedim. Edemedim!
Tiksintiler dolaştı midemin üzerinde, azalarımda.
Kendi kendimi azarladım, aklımın başına geldiği anlarda.
Kays mecnun olup çöle düşünce dilinden yalnız ve yalnız "Leylâ ve Mevlâ" döküldü.
Benim de dilimden "Rabbim ve Sevdiğim" döküldü.
Lâkin yanlış huzurlarda.
Şimdi ruhum kanıyor!
Gönlüm, göğsünün göğüne bakmaya, avucunu hakka açmaya utanıyor. Yitirdim mi kendimi sensizliğin yangınıyla.
Ne oluyor böyle bana.
Va Esefa!
Kayıt Tarihi : 16.06.2026 21:15:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!