Uzaklar yakın olsa
Bir akşamüstü çıkıp gelsen
Ne kapıyı çalmanı isterim
Ne de haber vermeni
Sen gel yeter
Ben o gün
Evin bütün ışıklarını yakarım
Masada iki tabak
Çayın yanında iki bardak
Yıllardır kullanmadığım
O eski sandalyeyi bile
Çekip koyarım karşına
Hoş geldin, derim
Sen hiçbir şey sorma
Ben de anlatmayayım
Geçen yılları
Çünkü bazı yıllar
Anlatılınca daha da uzuyor
Sen otur,
Ben sana bakayım
Bir insanın
Özlediği yüzü
Karşısında görmesi var ya
İşte ona
Dünyadaki bütün yollar
Değmez
Uzaklar yakın olsa
Bir sabah çıkıp gelsen
Ben seni yıllar önce
Bıraktığım yerden sevsem
Ne hesap sorarım
Ne geçmişi açarım
Bir tek elini tutarım
Neden geç kaldın? demem
Bazen gece yarısı
Pencereyi açıyorum
Uzakta bir ışık yanıyor
Belki onun da
Penceresi açıktır, diyorum
Aynı gökyüzüne bakıyoruzdur belki
Aynı ay
Aynı gece
Aynı rüzgâr
Ama ne var ki
Sen orada
Başka bir hayat kurmuşsundur
Ben burada
Senden kalan cümlelerle
Bir fotoğrafın saklıdır hâlâ
Kitabımın arasında
Ne zaman açsam
Aynı yerden bakıyorsun
Ben ise
Her seferinde biraz daha
Değişmiş oluyorum
Uzaklar yakın olsa
Bir sabah çıkıp gelsen
Ben seni yıllar önce
Bıraktığım yerden sevsem
Ne hesap sorarım
Ne geçmişi açarım
Bir tek elini tutarım
Neden geç kaldın? demem
Şimdi uzaklar uzak
Sen başka bir gökyüzünün altında
Ben başka bir gecenin içinde
Ama olur da
Bir gün yolun düşerse buralara
Kapımı çalmana gerek yok
Pencereye bak
Işık yanıyorsa
Bil ki hâlâ hatırlıyorum
Yanmıyorsa korkma
Belki de ilk kez
Kendime gitmişimdir
Kim bilir
Mustafa Uzun 4Kayıt Tarihi : 22.10.2026 01:22:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bazı insanlar hayatımızdan gider ama kalbimizdeki yerlerinden hiç ayrılmazlar. Yıllar geçer, hayat değişir, yollar uzar; fakat insanın içinde bir kapı hep açık kalır. Bu şiir, bir gün hiç haber vermeden çıkıp gelmesini beklediğin, karşısına geçtiğinde geçmişin hesabını bile sormaya kıyamadığın birine yazıldı. Belki artık aynı hayatı paylaşmıyorsunuz, belki de o çoktan başka bir gökyüzünün altında kendi hikâyesini kurdu. Ama senin içinde hâlâ iki tabaklık bir sofra, iki bardaklık bir çay ve yıllardır boş duran eski bir sandalye var. “Uzaklar”, kavuşamamanın hüznünü, söylenememiş sözleri ve yıllara yenilmeyen bir özlemi anlatıyor. Çünkü bazı insanlar unutulmaz; yalnızca yokluklarına alışılır. Ve bazen bir insanı hâlâ sevdiğini anlatmanın en sessiz yolu, kapının önüne çıkıp beklemek değil, ışığını yakıp pencereni açık bırakmaktır. Belki bir gün gelir… Belki de gelmez. Ama ışık yanıyorsa hâlâ hatırlıyorsundur. Yanmadığında ise belki de ilk kez kendine dönmeyi öğrenmişsindir. Çünkü bazı uzaklıklar yollarla ölçülmez; insanın içinde, yıllarca kapanmayan bir kapıyla ölçülür.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!