Ata Kızı Antoloji.com

  • Hamiye Gül
    Hamiye Gül 08.06.2025 - 22:15

    Kurban Bayramınızı en içten dileklerle kutluyorum.
    Ata Kızı...

  • Mustafa Bay
    Mustafa Bay 29.03.2025 - 11:34

    Ağzımızın tadı, huzurumuz, ruh sağlığımız bozulmadan, iyi bir bayram geçirmemiz dileği ile, sevgiler, selamlar...

  • Mustafa Bay
    Mustafa Bay 30.12.2024 - 20:42

    Sağlık, esenlik ve 2024'ü aratmayan bir yıl dilerim,
    Sevgi, saygı, muhabbetle...

Toplam 32 mesaj bulundu

TÜM YAZILANLAR


  • Çorabını kendin al

    Ata Kızı

    10.03.2026 - 20:34

    Selamlar sevgiler benden de size mine hanım, Allah rahmet etsin anneciğinize.

  • Punch - Annesizliğin Çaresizliği

    Osman Akçay

    17.02.2026 - 12:46

    Dünyayı Punc’ın gözlerinden görebilmek çok asil, duyarlı kaleminiz daim olsun.

    Saygılarımla…

  • Zeytin Ağacı

    Hasan Çekmecelioğlu

    13.02.2026 - 15:53

    İnsanın çilesi bitmez bazen zeytin, bazen de başka şeyler.

    Necip Fazıl Kısakürek geldi şimdi aklıma;

    Gaiblerden bir ses geldi: Bu adam,
    Gezdirsin boşluğu ense kökünde!
    Ve uçtu tepemden birdenbire dam;
    Gök devrildi, künde üstüne künde…

    Geçmiş olsun.

Toplam 370 mesaj bulundu

TÜM YAZILANLAR
  • Kendinizi bir dörtlükle ifade edebilir misiniz?

    10.03.2026 - 12:48

    EN DEĞERLİ VAKİTLER; KAYBETMEDİKLERİN…

    Bir sabah kadın gözlerini günün ilk ışıklarıyla araladı. Fakat her zamanki o hafif tebessüm, o içten kıpırtı yoktu dudaklarında. Başında zonklayan bir ağrıyla uyanmıştı. Daha gözlerini tam açmadan aklına gelen ilk düşünce kahvaltıydı. Akşamdan pazıları suya koymuştu; “Onları nasıl pişireceğim?” diye geçirdi içinden. İçten içe bir dua fısıldadı: “Allah’ım bana yardım et.” Ardından büyük bir güçlükle doğrulup mutfağa yöneldi.

    Uzun zamandır bir rahatsızlığı vardı aslında. Ama insan bazen umuda tutunur; geçecek diye bekler, kendini avutmaya çalışır. O da öyle yapmıştı.

    Bir süre sonra ev halkı birer birer uyandı. İlk olarak eşi geldi yanına. Kadın yorgun bir tebessümle “Günaydın,” dedi. Adam ise yüzünü bile yumuşatmadan, sadece başını hafifçe sallayıp geçti. Kadın her gün biraz daha içine gömülüyor, biraz daha inciniyordu; ama bunu kimseye belli etmemeye çalışıyordu.

    Adam masaya oturdu.
    “Çay dök,” dedi kısa ve buyurgan bir sesle.

    Kadın eşinin gözlerine baktı. O bakışın içinde yorgunluk, kırgınlık ve sessiz bir acı vardı. “Tamam,” dedi yalnızca.

    Yüzündeki ağrı ve halsizlik dışarıdan fark edilecek kadar açıktı; fakat kimsenin dikkatini çekmiyordu. Kadın içinden sessizce geçirdi: “Ne kadar değersizim.”

    Kahvaltı bittiğinde adam bu kez çoraplarını istedi. Kadın o ana kadar içinde biriktirdiği şeylerin ağırlığıyla, ilk kez sert bir sesle karşılık verdi:

    “Çorabını kendin al.”

    Adam şaşkınlıkla ona baktı. Bu tepkiyi eşinden ilk defa duyuyordu. Bir anlık duraksamanın ardından sertleşti:

    “Sen bu evin kadınısın. Sen getireceksin.”

    Kadın yavaşça konuştu:

    “Sen de bu evin erkeğisin. Hasta olduğumu gördüğün halde neden bana böyle davranıyorsun?”

    Adam omuz silkti.

    “Kötü davranmıyorum. Neyin var ki? Turp gibisin.”

    Bunu söyleyip arkasını döndü. Daha birkaç adım atmıştı ki kadın bir anda yere yığıldı. Sessizce, oracıkta hayata veda etti.

    Ne yazık ki bu, onların son konuşmasıydı.

    O günden sonra adamın kulaklarında hep aynı cümle çınladı:
    “Çorabını kendin al.”

    Fakat asıl unutamadığı, o cümleyi söylerken kadının gözlerindeki kırgınlıktı. Çünkü insan, kendi yaptığı şeyi kendinden saklayamaz. Vicdan, insanın en sessiz ama en inatçı tanığıdır.

    Zaman geçti. Adam yeniden evlendi. Fakat yeni eşi ona hiçbir zaman kahvaltı hazırlamadı, çoraplarını getirmedi, elbiselerini uzatmadı. Evlilikleri belirli sınırlar ve kurallar içinde sürdü; ne eksik ne fazla.

    Adam her sabah kendi kahvaltısını hazırlayıp işe giderken, bazen bir an durup geçmişe bakar gibi olurdu. Ve o bakışlar yine karşısına çıkardı. Telafi edilemeyen bir gönül kırgınlığı gibi.

    Oysa insanlığın en sade ve en gerekli erdemi şudur:
    Vefaya şefkatle, sevgiye sevgiyle, saygıya saygıyla karşılık vermek.

    Kadınlar çoğu zaman vefakârdır. Ailesi için yorulur, fedakârlık yapar, çoğu şeyi sessizce omuzlar. Karşılığında istedikleri şey ise çoğu zaman çok basittir: biraz saygı, biraz sevgi.

    Ama bazen farkında olmadan kırarız onları. Sadece eş olarak değil, evlat olarak da… Oysa onlar da yorulur, onlar da üzülür, onlar da insan.

    Emekleri çoğu zaman görünmez olur.

    Şunu unutma sevgili okur:
    İster annen olsun, ister eşin… Dışarıda insanlara gösterdiğin nezaketin, özenin ve gülümsemenin en fazlasını aslında onlar hak eder.

    En büyük hatalardan biri, en güzel gülümsemeleri dışarıya dağıtıp, evdekine gerekli görmemektir.

    Ve ne yazık ki insan, bazı gerçekleri çoğu zaman ancak çok geç anlar.

    Yazan; Aslı Birer

  • Kendinizi bir dörtlükle ifade edebilir misiniz?

    05.03.2026 - 23:01

    Beden susar, iyilik kalır zaman içinde
    Hayat değişir bilgi tohumları yeşerir güne
    Bir ışık söner günün sonundan doğarken gece
    Binbir heceden göçüp gider Fatma öğretmen.
    Zaman ağır bir soruya dönüşür
    Bir emeğe bir öğrenci uçurum taşır içinde.

    Fatma Nur Çelik öğretmenimize ithafen… nurlar içinde uyusun.

  • Kendinizi bir dörtlükle ifade edebilir misiniz?

    28.02.2026 - 17:34

    Niye bu kadar dilenir olduk bir avuççuk sevgi için? Çok mu zor du papatyaları toprağında sevmek. Irkına bakmadan ekilmez miydi güller?
    Din çok mu önemliydi sevgi için? Hangi çiçeği dini mezhebi için kokladınız? İnsan topraktansa şayet; sırf bunun için sevmeye değmez miydi? …

    Aslı Birer

Toplam 2502 mesaj bulundu

TÜM YAZILANLAR