Gönlümü çelen o güzellik var mıydı?
Elbette vardı, o an gelir her daim,
Gençlik koşar, derdini sırtında taşır,
Yanı başımda neşe dolu bir yar,
Güneşin alnında serin bir esinti,
Rakıyı ben içerim, meze sen sun,
I
İzmir'in körfezlerinde, çakıl taşlarının
Ağır ağır ıslanarak parladığı yerde,
İçinde sonbahar bulutlarının yandığı suda,
Bir kısrak yüzü gördüm.
Kişiliğim vincent van gogh tablosu
İki kişilik ben çaresizliği yaşarım
Birinden kopar gider diğeri sevgiye sarar
Her kapı kapanır biri geri dönmez
Güneş açarsa bir yerde yağmur diğerini getirir
Üşüyen bir yer varsa sıcaklık oradadır
Bu evde dertler girene,
Kapılar çaresiz;
Sofrasında açlık, odasında karanlık çaresiz!
Düş kurmak yasak burada,
Umudu yakamozlar çalmış.
Gözleri yaşlı, yürekleri kırık;
Ben günden güne sana bir şeyler oluyor mu diyorum
O bana gün gün gülümsüyor
Alıp başımı bir köy evine götüreceğim
Sarımsaklı güzel mezarlara
Gündüzleri sarhoşları bekleyen nöbetçi evler gibi
Beni kimselere sorma be ayakbağı
Bir sabah ansızın uyanırsam
Elbiselerim bir yanda durmuşsa
Yastığımın altında bir tabanca varsa
Ve yatağımın dibinde eski bir şarap şişesi
Anlarsınız ki gittim.
Saat sekiz, evet saat sekiz
İncelikte bir zabit var,
İncirde kamış, cevizde beyin var,
Enginarın saflığı yemekte,
Bende bir fincan kahve dayaklığı,
Hırrim otu çorbası havva demleri bellekte,
Hicran şimdi rûhunla bayraklaşanlar,
Nefstir can veren arslan vatanlar!
Uyanmaz artık şu taşsız mezarlar,
Lâkin zaferlerle doldu cihanlar!
Can verdiniz, hürriyet oldu fidan,
Toprağı çoktan işledik benim Cemo,
Ölümsüz değil mi toprak, benim Cemo?
Dağlarca yüceydik, rüzgârımız kese kese,
Şimdi ellerimizle avuç avuç döküleniz.
Toprağa düşmedik ki kara bağrımız kesile,
Düştük yollara, dağların başında bekleyeniz.
Ufuklarda bir duman var, neyin nesi bu kara?
Dalgalanmış köpük olmuş, vuruyor hışmı yara!
Gemi gemi baksana, sahil uzaktan kaynıyor,
Ya nasip, bir cenk daha! Levent’in bahtı dönüyor!
Bak şu sarsılmaz bilekler! Bak şu pençeye, kudret!
Gönlünüze sağlık ben şiirlerinizideki üslubunuzu beğendim. Ayrıca bir ünal kardeşimiz de Altındağlı imiş, siz de, ben de Benimki Altındağ da doğmuşum, eskiden oturduğumuz yer Karakolun yanında idi, şimdi ne oldu bilmiyorum.