Bak şu dağ, kanlı bir gündü, hatırla
Bakır leğenlerde yıkanan çocukların
Siyah mendiller astı ablalar, kapılar çekildi
Biri tabut, biri masa, biri de belki darağacı
Aynalı kemerini kuşandı yine kasaba
Mezarlık bahçelerinde yağmura karışan kül.
Komşu dövüşlerinin yapıldığı son merasim,
Avlu geniş olur, alacasına korsan hazinesi.
Bizim merdivenler sedir, ıtır ağarıyor gidişimle,
Ailem, dostlarım, soğukanlı bakacak mı arkamdan?
Güvercinler eşinerek gezer yine o bildik çatıda,
Yağmurun derisi olmaz yavrum keşifleri olurmuş
Boz bulanık sağırdım zenciler gözümde beyazdı
Bu kent ataktır başka kadınları kötülermiş
O liman orospu değildi kokusu tütmezdi
Şileb korsanlığı yapmış yağmurları ıslıklarmış
Patyos er meydanında olmayan tanrıları teperdi
Tuz kurusu, mahzunluğun ince midir?
Deniz mi okşar taşları, ben unuttum.
Gözlerimde bir yarı uykulu şahmeran,
Yalanları dinlerken içime çökmüştür.
Sarı radyoktif sis gibi eskir gençliğim,
Ah canım, usul usul şimsek yalanır.
Çektirdiğim son resmin arkasında
Görülen o kahkaha bir matem perdesidir
1960 yılında Mayıs ortasında bitti
Eski bir gelenektendir bu onarılır boyuna
Bekirli mahzun bir İstanbul hanında
Hani o sizin seviştiğiniz sarışınlar vardı ya
Kışın soğuk rüzgarlarıyla başlar kadınlar
Solgun yüzlerinde esmer şekerler satılır
Kalp atışlarında iz bırakan çatlaklar
Beyaz örtü altında don pancar toplanır
Sevdalar buzlu pencerelerde bekliyor
Memleketimden ırak düşeli,
Gördüm dünyanın öbür yüzünü,
Dolaştım doğuyu, batıyı, kuzeyi, güneyi;
Ezilenin, horlananın ülkesini.
Memleketimden ırakta bir bayrak benim;
Ölümüne kadar göndermişim rüzgarlara.
Sessizlik kulakları yırtar
Betondan yankılanır
Kent merkezinden
Sokak lambalarının puslu titremesi
Metruk binaların gölgesinde
Biraz ileride terk edilmiş bir park
Sözlerin acısı sarkaç şakları
Göğsümüzde tabanca
Gözyaşları dökülürken
Göğe çakılı dikenler
Acının telleri titrer
Bir gizemli bahar kokusu
Sabahın yüzü neydi,
Karmakarışık çakalların altında.
Böyle tersine akar mı bedir,
O gümüş ilmeği hangi güruh astı yakama?
Sür soğuk tıraşı, bakma aynanın yüzüne!
Sap çakmaktaşı kalbinden içeri,
Gönlünüze sağlık ben şiirlerinizideki üslubunuzu beğendim. Ayrıca bir ünal kardeşimiz de Altındağlı imiş, siz de, ben de Benimki Altındağ da doğmuşum, eskiden oturduğumuz yer Karakolun yanında idi, şimdi ne oldu bilmiyorum.