Sende bilirsin
Dünyada bir sürgündür insan
Göçlerle savrulan
Savruldukça arsızlaşan
Bir sürgün.
Susuyorduk;
Çığlıklar atan,
Doğanın önünden,
Sessice geçiyorduk.
Susuyordu toprak da.
Güneş usulca kaçıyordu,
Sus ve yaslan
Gecmisinin ucmus duvarlarina...
Golgesizligine sacaklar ara
Yada bir agac dibi serinligiyle yaman...
Aman ha aman
Sakin kanma sehirlerin telasina...
Gecenlerdeydi
Uzun bir soluktan sonraydi...
Dillerin pesinde yiten yillardan
Ve anlamsizlasan cabalardan sonraydi...
Bir sabahti gozlerinin acildigi an
Bakti dunyaya kucucuk penceresinden...
Suskunluk
Sorumsuzlukdur der
Zamanın gölgesinde dinen
Çınar ağacı
Avuçlarıyla hışırdar
Esen rüzgara karşı.
Yazar susmak en güzel türküdür
Sessizliğe söylenen.
Rüzgarın uğultusu
Birde ic gıcırdatan dert türküsü.
Bir mezar taşı gibi durursun
Karşında gidip gelen dalgalarin.
Yasayan bir destandi Taj Muhammed
Afganistanda dogmusdu
Daha adi yoktu oralarda asilarin
Daha kosamadan felc olmustu ayaklari
Imrendi karincalarin yuruyusune
Atlara imrendi akranlarinin atikligine
Trendeyim
Gri bir yüz karşımda
Camlar çizgi çizgi
Yağmur damlalarıyla
Bölünmüş şehir
Binlerce direk
Senin adın neydi?
Rengin neydi?
Bilmiyorum.
Sana dair herşeyi unuttum.
Yüreğime ağan çelikçubuklarla,
Ölüme yaklaşırken,
Yol otobüs duraklar
Metro içi kaçan insan bakışları
Tekrarlanan günler
İçinde aynılığın sıkıntısı
Farklılığın eridiği tüketim sistemleri
Arzlar ve talepler dunyası




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!