Kavimler göçü kokusu var teninde;
Kan bağı var besbelli senin renginde...
Kudretten sürmeli kaşında, gözünde;
Soyumuzun, boyumuzun mühürü var üstünde.
Hor bakma yürekten sana sevgime,
Kırılır-incinir, görülmese de…
Ölçüsüz söylenen birkaç kelime,
Onulmaz hasarlar verdi ömrüme.
Sevgimde çok açık verdim mi diye?
Bahane ararsın yersiz her şeye,
Uzaktan görünen dumanlı dağlar;
Sarp yollarından beklerim, yârim var…
Sis yolunu bağlar, içim kan ağlar.
Beli ince, boyu selvi yâr benim.
Hissederim en derinden
Bilirim tam da yerinden
Bende rejim girdi araya
Ölecektim kederimden
Taa zorunlu göçe kadar
Ne olursa sadece ölene olur,
Sevgilin arkandan birini bulur,
Yuvan dağılır, barkın savrulur,
Ne olursa sadece ölene olur.
İnsandan sanki kelebekler
Sanki huri sanki melekler
Bu dünyanındı bir zamalar
Huri gibiydi bu kelebekler
Yanık çalan keman ile yarışa girdim;
Bendeki yürekte, kemandaki evlekte.
Yürektekinden evlektekini duyamadım.
Sizi bilmem, yürekteki sese tam not verdim.
Aslında kemandaki de yürektendir, eminim.
Keşke;
Zeytin, ceviz ya da çınar ağacı olsaydım,
Dünya'da yaşananları ah bir görebilseydim
Gelecek nesillere ders gibi anlatatabilseydim,
Tarihi görevimi bir nebze yapmış olurdum.
Ne güzel yaratmış bizi Yüce Yaradan,
Sevin-sevilin demişken, nedir ağlatan?
Atatürk’ün kazanımlarını bir-bir satan,
Azıtmış seçtiklerimiz var, aklım almıyor.
Kendin ettin, kendin buldun ağlama.
Sandın her gün merhem verir yarama.
Suçlu sensin başka suçlu arama.
Derdi veren idi sana derman bir zaman.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!