Tiz Figanlar Şiiri - Kasım Kobakçı

Kasım Kobakçı
3583

ŞİİR


8

TAKİPÇİ

Tiz Figanlar

Çarpışan o demirlerin, çınlaması beynimde,
Tırmalayan o seslerin, inlemesi sinemde,
Uyumsuz tekerleklerin, gürlemesi göğsümde,
Patlayan o volkanların, külleriyle boğuldum.
*
Cızırtılı radyolardan kopan, acı çığlıklar,
Parçalanmış camlardan hep gelen, acı ıslıklar,
Duvarlara çarparak yankılanan, tiz tıktıklar,
Kulakları kanatan bu uğultu, hiç dinmedi.
*
Bozuk zillerin feryadıyla, bitiyor uykumuz,
Çekiçlerin tiz ritmiyle, sarsılırdı ufkumuz,
Davulların inlettiği zindanda, umudumuz,
Adımların tozunda kayboldu, o ninniler,
Uğultulu rüzgarın pis nefesi, yuttu şehri.
*
Boruların basıncının patladığı anlarda,
Tüm çöp tenekelerinin, devrildiği tanlarda,
Dev şantiye vinçlerinin, yarıldığı kanlarda,
Motorların tiz isyanı, o asfaltı eritti.
*
İnce metalin, metali ezen gürlemesidir,
Tekerleğin asfalt üzerinde, inlemesidir,
Dev motorların, ateşten ağır inlemesidir,
Loş kaldırımda çekişen taşların da, ahı var.
*
O kırık dökük camların, şıngırtısı kanatır,
Çöken boş tenekelerin çınlaması, aldatır,
Yıkılan binaların pes gürlemesi, sapıtır,
Kirli toz bulutu şimdi, şehirleri boğardı,
Uğultular çok şiddetli, bütün mahzeni aldı.
*
Trenlerin boş raylarda, acı çığlık atması,
Ağır vagonların, tümden sarsılarak batması,
Tok egzozların, durmadan zehirleri saçması,
Zifti kurumlu dumanın, içindedir insanlar.
*
Koca fabrikaların, asla bitmeyen düdükleri,
O zavallı işçinin, kırılan tüm kemikleri,
Loş makinelerin yuttuğu, ezilen etleri,
Paslı dişlilerin, içi pas tutuyor gizlice.
*
Aç çığırtkan tezgahların, anlamsız kavgasıdır,
Hep ezilen insanların, bitmeyen davasıdır,
Tiz seslerin, birbirine uğursuz sedasıdır,
Kırbaç izi çatırdayan, o bakır tel örgüler,
Çok iğrenç uğultulardır, bütün şehri kuşatan.
*
Tok kargaların çığlığı, tepemizi oyuyor,
Pis matkapların, delici şiddeti de soyuyor,
Testerenin keskin sesi, beyinleri boyuyor,
O çarpışan taş duvarlar, temelden sarsılıyor.
*
Loş hoparlörden fırlayan, o ağır sözler yeter,
Şehirlerin boş kaosu, insanlıktan da yiter,
Pazarların hoş çağrısı, ecelden bile beter,
Kalabalık mahşeri aç, içimizi boğuyor.
*
Alarmların tiz ötüşü, kesiyor soluğumu,
Sirenlerin o boş sesi, yıkıyor koltuğumu,
Dar damarımda akan kan, zorluyor soluğumu,
Aç köstebekler, deliyor toprağın ortasını,
Acı veren tınılar, hep takırdattı dişleri.
*
Tüm camları paramparça kıran, acı poyrazlar,
Kapılara çarparak döven, böylesi haylazlar,
Tenekeyi uçurup da esen, ince pervazlar,
Çok korkunç iniltilerle, doluyor kulaklara.
*
Tiz hecelerin bağırıp koptuğu, o alanlar,
Boş cümlelerin kırılıp yok olduğu, aslanlar,
Aç seslerin tam eziyet gördüğü, o zamanlar,
Hep sağırlatan bu seda, uykuyu da bitirir.
*
Mikrofondan, tiz cızırtı fırlıyor her tarafa,
O kopmuş kaset şeridi, fırlıyor bu tarafa,
İnce teli kopan gitar, fırlıyor o tarafa,
Nota bilmez boş kişiler, inletiyor hep yeri,
Ve akordu bozuk keman, beyinleri parçalar.
*
Tok sesli boğuk adamlar, anırarak gülüyor,
O dişsiz ihtiyarlar, hep bağırarak söylüyor,
Çılgınlaşan aç çocuklar, çığırtılı gülüyor,
Loş mağaranın dibinden, acı sesler geliyor.
*
Tam uyuşma hissi de, buna dayanmaz artık,
O körelmiş kör bıçağın ucu, dayanmaz baktık,
Kulak zarımdaki zar, hiç duyamaz bunu artık,
Çatırdayan asfaltlar da, iyice eziliyor.
*
Çığlık çığlığa uçan, o çirkin aç yarasalar,
Tırnaklarını sürten, o iğrenç tel pırasalar,
Karanlıkta parlayan, o korkunç pırıltılar,
Çakan şimşeklerin de, çakan loş pırıltısı göz alır,
Kulakları tırmalar, bitmeyen o tiz figanlar.

Kasım Kobakçı
Kayıt Tarihi : 8.3.2026 11:56:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!