Pelesenk olan şiirlerin damağından
O ne rüzgarlar eserdi gönül dağına
*
Neydi o; nihan didenin gönül süruru
Ama gibi olur; rol çalardık kendimize
*
Arzu vardı, özlem vardı, sabır vardı
Yüz yüze gelmeden, aşıktık birbirimize
*
Yolumuz kesişince tenha bir zamanda
Sevinçten ağlar, nar gibi kızarırdı yüzü
*
Lav gibi saçardı taş plaklardan şarkılar
Aşka teslimdik ve konuk olurduk hüzne
*
Şavkı kalbimizdeydi, zat-ı şahanelerin
Bir hicap, letafet ve o ne keyfiyet vardı
*
Yapış yapış oldu bir talan-ı aşk şimdi.
Ne özlem, ne sabır, ne de aşk kaldı.
İlhami Bulut
Kayıt Tarihi : 30.06.2026 12:39:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Savrulan güneşin saçları gibi
Kavurup geçti hayali aşkı
"Bana sensiz cihanda," sözü asılı kaldı
Tam çizik plağın orta yerinde
Hani gündüz güneş,
geceler ay kokardı
Yıldızlar sinerdi sinen üstüne
Bir ağlayan nar, gülen ayvaydı aşkın hikayesi
Bir mevsimden bir mevsime payesi akardı
Bir eylül hüznü gönle dolardı
Aşk kokulu sarkılar
Taş plaktan mahalleyi sarardı
Dal gibiydi ruhların bedeni
İnce dallardan
ne güzellikler sarkardı
Uzaklaştı ayak sesleri,
kapı gıcırdıyla kapandı
Pas tutan kilitleri artık;
Ne yüreği kırık anahtar,
Ne yorgun parmaklar açardı!
Bir zamanlardı o zamanlar
zamanlar ki, sokakları sevda
Köşe başları vefa kokardı
Her gidenin
bir uğurlayanı,
Her geçenin bir
bekleyenı vardı!
----
Efendim çok güzel bir şiirinizi daha okuduk. Nazire yazmakta zorlandık.
Yüreğinize, bileğinize sağlık hocam.
Sürç-i lisanımız affola
Dua, saygıyla...
Şair aşkın ilk zamanlardaki saflığı ve derinliği nostaljik bir dille anlatıyor. Aşkın fiziksel bir yakınlıktan ziyade ruhsal , platonik verimli bir hayranlığa dayandığını belirtiyor. O dönemde aşkın içinde arzu, özlem ve sabır gibi güçlü duygulardan bahsediyor. Bulustuklarında sevinçten ağlama ve utangaçlık (Nar gibi kizarıyordu yüzü, bir hicap, letafet)hakimdir. O asil saf temiz duygunun yerini kirlenmiş, değerlerini yitirmiş yağmalanmis bir his aldığını ifade ediyor. Ne özlem,ne sabır, nede aşk kaldı. Büyük bir hayal kırıklığı tükenmişlik bitiş duygusuyla şiiri sonlandırıyor...
Geçmişi yaşattiniz ,tazelediniz üstadım. Güzel günlermiş, iyiki o günlerden geldik yüreğinizin kalemi hic susmasın tebrikler Ilhami Bulut şairim tebrikler????????????
*
Hatice Nevin Özozan
Günümüzde, bozulan insanlığın, bütün insanî değerleri bitirmesiyle, aşk da, nasibini alarak 'talan-ı aşk'a dönüşmesiyle, geçmişe özlem duyan şair; ' 'Neydi o;' Nihan didenin gönül süruru'., 'göz görmez kusuru'., 'Arzu vardı, özlem vardı, sabır vardı'.,' yüzyüze gelmeden, temiz yürekler birbirine aşıktı.,' ' ani karşılaşmada, sevinç duygusuyla, yüz kızarır., 'o an taş plaklardan şarkılar çalardı ruhumuzda', 'Aşka teslim, hüzüne konuk olurduk' , 'Şavkı kalbimizdeydi zat-ı şahanelerin' , 'bir hicap, letafet ve o ne keyfiyet vardı'.' Yapış yapış oldu, bir talan-ı aşk şimdi', 'Ne özlem ne sabır, ne de aşk kaldı'.., diye geçmişteki yaşanılan aşkları yad edercesine, dizelerinde vurgulamış,, tebrikler kaleminiz hep yazsın diyorum,Hocam.. ????????
*
??????
*
Gülsen Karaisaoglu
Şiirinizi okuduktan sonra şiirlerinize yapılan yorumları da okuyorum. Ne güzel yorumluyor bazı kalemler.
Ahh bir de ben yorumlayabilsem...
Belki çok az olsa da günümüzde de sevgiye değer verenler vardır.Ancak önünde set, ler vardır.Platonik sevgiler gönülde yaşanır .Sevgi talan olmayacak kadar kutsaldır Şair Adam. İlhamı Hocam
Teşekkürler bu çok duygusal ve de çok güzel şiiriniz için.
İyi geceler diliyorum
*!
Necibe Taşkın Çetinkaya
Eski zamanların o gözleriyle değil, kalbiyle seven utangaç aşıklarına yakılmış, hem hüzünlü hem de çok haklı bir serzeniş şiiri. Yüreğinize sağlık İlhami bey . Kelimelerin seçimi gerçekten çok etkileyici. Tebrik ederim. Hayırlı geceler diliyorum.
*
Duyguların Şairi Ömer Tural
İlhami Bulut hocamızın. "Talan-ı Aşk" Şiiri Üzerine Bir Hasbihal
İlhami Bey, kaleminize ve o dertli yüreğinize sağlık. "Talan-ı Aşk" şiirinizi okuduğumda, mısraların satır aralarından süzülüp gelen o asil ve sarsıcı hüzün doğrudan gönül dağıma dokundu. Müsaadenizle, şiirinizin ruhumda bıraktığı o derin izleri kendi penceremden şöyle özetlemek isterim:
Şiire adeta şiirle başlanmış diyebilirim. İlk dizelerde, dillerde alışıla gelmiş ve dilden dile dolaşan o şirin, o asil şiirlerin, insanın gönlünün en yüksek zirvelerine nasıl ulaştığını muazzam bir estetikle anlatmışsınız.
Şiirin bütününe baktığımda; asıl meselenin aşkı gizlemek, o mukaddes sevgiyi sevgilisine uluorta söyleyememek olduğunu görüyorum. Buradaki gizlenmeye çalışılan duygular; içinde saf bir isteği, arzuyu ve sabrı barındırıyor. Oysaki o eski zamanlarda insanlar, daha birbirlerinin yüzünü bile görmeden, sadece ruhlarıyla bağlanırlardı birbirlerine. Şiiriniz, işte o görmeden sevenlerin, o temiz sevdaların aynası olmuş.
"Lav gibi saçardı taş plaklardan şarkılar" dizesi ise beni benden aldı. Eski şarkıların bir yanardağ gibi patlaması, yürekleri sırılsıklam yakması değil midir zaten seveni o asil hüzne salan?
Ancak şiirin sonuna doğru o eski, asil dünyadan kopup bugünün gerçeğiyle yüzleştiğimizde içimiz burkuluyor. Vaktiyle yürekte parlayan, sevdası hafızalardan ve kalplerden asla silinmeyen o muazzam aşklardan bugün ne yazık ki bir eser bile kalmayışının hüznü, bir şair olarak sizi derinden sarsmış. Geçmişin o incelikli, hicap ve letafet dolu sevdaları gitmiş; yerine her şeyin hızla tüketildiği, tabiri caizse "yapış yapış" bir duygu talanı gelmiş.
Bu güzel ve sitemkar eserinizle bizleri hem nostaljik bir yolculuğuna çıkardınız hem de bugünün yozlaşan duygularına karşı çok haklı bir duruş sergilediniz. Değerli kaleminizi tebrik ediyor, esenlikler diliyorum.
*
Şair aşkın ilk zamanlardaki saflığı ve derinliği nostaljik bir dille anlatıyor. Aşkın fiziksel bir yakınlıktan ziyade ruhsal , platonik verimli bir hayranlığa dayandığını belirtiyor. O dönemde aşkın içinde arzu, özlem ve sabır gibi güçlü duygulardan bahsediyor. Bulustuklarında sevinçten ağlama ve utangaçlık (Nar gibi kizarıyordu yüzü, bir hicap, letafet)hakimdir. O asil saf temiz duygunun yerini kirlenmiş, değerlerini yitirmiş yağmalanmis bir his aldığını ifade ediyor. Ne özlem,ne sabır, nede aşk kaldı. Büyük bir hayal kırıklığı tükenmişlik bitiş duygusuyla şiiri sonlandırıyor...
Geçmişi yaşattiniz ,tazelediniz üstadım. Güzel günlermiş, iyiki o günlerden geldik yüreğinizin kalemi hic susmasın tebrikler Ilhami Bulut şairim tebrikler????????????
*
Hatice Nevin Özozan
Günümüzde, bozulan insanlığın, bütün insanî değerleri bitirmesiyle, aşk da, nasibini alarak 'talan-ı aşk'a dönüşmesiyle, geçmişe özlem duyan şair; ' 'Neydi o;' Nihan didenin gönül süruru'., 'göz görmez kusuru'., 'Arzu vardı, özlem vardı, sabır vardı'.,' yüzyüze gelmeden, temiz yürekler birbirine aşıktı.,' ' ani karşılaşmada, sevinç duygusuyla, yüz kızarır., 'o an taş plaklardan şarkılar çalardı ruhumuzda', 'Aşka teslim, hüzüne konuk olurduk' , 'Şavkı kalbimizdeydi zat-ı şahanelerin' , 'bir hicap, letafet ve o ne keyfiyet vardı'.' Yapış yapış oldu, bir talan-ı aşk şimdi', 'Ne özlem ne sabır, ne de aşk kaldı'.., diye geçmişteki yaşanılan aşkları yad edercesine, dizelerinde vurgulamış,, tebrikler kaleminiz hep yazsın diyorum,Hocam.. ????????
*
??????
*
Gülsen Karaisaoglu
Şiirinizi okuduktan sonra şiirlerinize yapılan yorumları da okuyorum. Ne güzel yorumluyor bazı kalemler.
Ahh bir de ben yorumlayabilsem...
Belki çok az olsa da günümüzde de sevgiye değer verenler vardır.Ancak önünde set, ler vardır.Platonik sevgiler gönülde yaşanır .Sevgi talan olmayacak kadar kutsaldır Şair Adam. İlhamı Hocam
Teşekkürler bu çok duygusal ve de çok güzel şiiriniz için.
İyi geceler diliyorum
*!
Necibe Taşkın Çetinkaya
Eski zamanların o gözleriyle değil, kalbiyle seven utangaç aşıklarına yakılmış, hem hüzünlü hem de çok haklı bir serzeniş şiiri. Yüreğinize sağlık İlhami bey . Kelimelerin seçimi gerçekten çok etkileyici. Tebrik ederim. Hayırlı geceler diliyorum.
*
Duyguların Şairi Ömer Tural
İlhami Bulut hocamızın. "Talan-ı Aşk" Şiiri Üzerine Bir Hasbihal
İlhami Bey, kaleminize ve o dertli yüreğinize sağlık. "Talan-ı Aşk" şiirinizi okuduğumda, mısraların satır aralarından süzülüp gelen o asil ve sarsıcı hüzün doğrudan gönül dağıma dokundu. Müsaadenizle, şiirinizin ruhumda bıraktığı o derin izleri kendi penceremden şöyle özetlemek isterim:
Şiire adeta şiirle başlanmış diyebilirim. İlk dizelerde, dillerde alışıla gelmiş ve dilden dile dolaşan o şirin, o asil şiirlerin, insanın gönlünün en yüksek zirvelerine nasıl ulaştığını muazzam bir estetikle anlatmışsınız.
Şiirin bütününe baktığımda; asıl meselenin aşkı gizlemek, o mukaddes sevgiyi sevgilisine uluorta söyleyememek olduğunu görüyorum. Buradaki gizlenmeye çalışılan duygular; içinde saf bir isteği, arzuyu ve sabrı barındırıyor. Oysaki o eski zamanlarda insanlar, daha birbirlerinin yüzünü bile görmeden, sadece ruhlarıyla bağlanırlardı birbirlerine. Şiiriniz, işte o görmeden sevenlerin, o temiz sevdaların aynası olmuş.
"Lav gibi saçardı taş plaklardan şarkılar" dizesi ise beni benden aldı. Eski şarkıların bir yanardağ gibi patlaması, yürekleri sırılsıklam yakması değil midir zaten seveni o asil hüzne salan?
Ancak şiirin sonuna doğru o eski, asil dünyadan kopup bugünün gerçeğiyle yüzleştiğimizde içimiz burkuluyor. Vaktiyle yürekte parlayan, sevdası hafızalardan ve kalplerden asla silinmeyen o muazzam aşklardan bugün ne yazık ki bir eser bile kalmayışının hüznü, bir şair olarak sizi derinden sarsmış. Geçmişin o incelikli, hicap ve letafet dolu sevdaları gitmiş; yerine her şeyin hızla tüketildiği, tabiri caizse "yapış yapış" bir duygu talanı gelmiş.
Bu güzel ve sitemkar eserinizle bizleri hem nostaljik bir yolculuğuna çıkardınız hem de bugünün yozlaşan duygularına karşı çok haklı bir duruş sergilediniz. Değerli kaleminizi tebrik ediyor, esenlikler diliyorum.
*
TÜM YORUMLAR (3)