Kaldırırım sokakların gaflet örtüsünü
Yazarım usanmam hazin öyküsünü
Satmışım meydanların süsünü püsünü
Duymazlar sokaktaki çocuğun türküsünü
Yıllar var amansız gümansız kavga saçtım
Beni görevlendiren sırlarını farş ifşa etmiş
Bilmiyorum başka başka neler neler etmiş
Anlamam politika işinden kim kime ne etmiş
Anladığım o ki etkisi gelmiş bana yetişmiş
Aldılar görevden adamıdır mutlak diyerek
O toprakta sen zindanda ben SÜRGÜN!
Hep şiirleri mi vururlar
Böyle mi adi düzen töresi
Şaire hırka veren Peygamberin ümmeti nedendir hep ÜŞÜYORUZ!
Yalan sarmış alemi misali yılan
Nasıl yaşar Hakk! Yalandan yılan
Er dedim yanıldım söyledi yalan
Bulmaz mı söyle dost ahire kalan
Mahkemeden beklenen karar gelmiş
Baştan sona yalan, o kadar düzmece
Savunmanın sırtı pek-kuvvetli imiş
Vurmuşlar abalıya sesi çıkmaz diye
Mahkeme kendi kararlarını görmemiş
Edep yerlerde hem namertlik boydan aşmış
Hak bilmez densize sahtekarlık yakışmış
Yalancılığın tiyatrosu edebiyatı da varmış
Usturuplu söylendi az kaldı inanacağım
Yasa kılıfına büründüler, hukuk yenildi
Viranede faniden geçip Leyla’yı aramak-Mevlâ’yı bulmak;
Yakıcı aşk girdabında kaybolmak!
Mesele her daim yanmaya sevdalanmak.
Kahramanlık alın yazım, şehadet sevdamdır benim.
Bosna'da, Filistin'de açan kan renkli gülüm ben.
Suriye gözyaşımdır ÇEÇEN KARDEŞİM!..
Bilmem bu viranede O’ndan başka!
Aşk nereden gelir? Gerçek yar kim?
Şair olur böyle, söz bırakmam dünyada
Düş yazarım kavgaya ben değilim alim
Bir doğum beklemekte yer! Çorak topraktır yeryüzü!
Gelişine hasret toprak, gayri gülmez yetimin yüzü
Biz bize yettik ya Resul! İterler garibi, öksüzü
Ağlar yavru duymazlar! Gaflete döndü cahilin yüzü!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!