Yakın bildiklerimin bileğlenmemiş bıçakları
Dayanacak sırt, ağlayacak omuz kalmamış.
Herkes ölümlü ya hani, hatırlanmalıydı
Oysa ölüm kendi eşiğine dayandığında
Kendine yaktığı ağıt çoktan başlamıştı.
Adımı andığın her sözünde,
Büyüdüğün gözümde
Havalanıyordu, pır pır kalbim;
Bir cami avlusunda
Kanat çırpan güvercinler gibi.
Teşekkür ederim...
Eller titrek.
Yüz alıngan.
Eyyâm-ı bahur sevmeler;
Boğan, kısan, yakan...
Bir bahane.
Seni senden alan.
Gittin sanıyorsun.
Oysa ben seni bende sakladım.
Dip dehliz.
Kırk kilit.
Kendime söz.
Bir özgürlük türküsü.
Bir şehir gördüm.
Yirmilerindeydim ömrümün.
Rakımı eksi yedi;
Amsterdam.
Asıl şaşkınlığı
Bazen makam Rast geliverir.
Şarkıyı herkes,
iyi kötü söyler.
Amma...
Peçesini kaldırdığım kalbimin en ağır misafiriydin
Kısa süreli gelişler
Kısası olmayan gidişler
Peşrevi seven sen
Niceleri sahibin olduğunu zannederken
Hürriyetin ayağında pranga
Seni kaybetmekten korkmuyorum ki.
Bir aşk şarkısını dinlerken
adını anmamaktan korkuyorum.
Özleyip de sesini duyamamaktan,
Sınırını bil kendim
Sen yakın olmak istedin
Mukabele edilmemiş sende olan
Cüz cüz toplanılıp kritize edilmemiş
Hatmedilmemiş ruhundaki kıvrımlar
Belki sohbetin sevilmemiş, belki şeklin
Bir yalnızlık silüeti çöker zihnime,
Birer birer söner umudumun ışıkları,
Doğum sancısıdır karanlığın;
Ve ben seni bilirim.
Gece, adını usulca sayıklatır dudaklarımda,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!