Sessiz gölgeler taşır, şu kimliğim,
Lakabım poyraz, kökenim sert çakıl,
Kuzeyin, karlı dağlarından koptum,
Loş binalarda, günlerim çürüdü,
Dar odalardan, sert belgeler kaptım,
Dilenmeyen yollara sürüklendim,
Kuru dallar, sert toprak, acı rüzgar.
*
Çamurlu izler basar tabanlarım,
Işık yansıyor, soğuk bakışımdan,
Rengi, biçimi, izler durur zihnim.
*
Tohumum düştü, ıssız şu yamaca,
Rüzgarlar sürükledi, uzaklara,
Sera içine, yahut parka asla,
Yabani ormanlara karışmışım.
*
Şu saydıklarım, çeker hep ruhumu,
Çamur, boz sis, ıslak ağaç kabuğu,
Solgun sararmış, güz yapraklarını,
Nehir sesine dalıp, düşünmeyi,
Yabancı yüzlerde, çizgi bulmayı,
Bilinmez sokaklara, sapmayı hep,
Çıplak dağlarda, yürümeyi seçtim.
*
Fırça darbeleridir sığınağım,
Toprağa kök saldığım, tek tapınak,
Renge her daldığımda, uçar ruhum,
Ufak boylu gezdiğim, o günlere.
*
Issızlık fırtınası koptuğunda,
Başıboş bulutların durağında,
Kuru yaprak misali uçtuğumda,
Kışın donduran soğuk vurduğunda,
Titreyen dallarımı, izler iken,
Özüme erdim, fidan kabuğunda.
*
Derinlikte yatan, tınıya kondum,
Sanı çiçek, asıl biçimi orman,
Kesin kuralı bulunur şüphesiz,
Bütün yeryüzü, sarsılmaz durmalı,
Derin köklü, yıkılmaz gövdesinden,
Kazarak arayacak, saf damarı,
Bulut, yağmur, şimşek arabasında,
Renkleri, kokuları dağıtmalı,
Keskin yansımalar fırlatarak hep,
Canlıların tavrını çizecektir.
Kayıt Tarihi : 21.2.2026 11:34:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!