Söylenen Şiiri - Mustafa Birkol

Mustafa Birkol
16

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Söylenen

Doğduk bilmeden hükm-i ezel ile: “Kün fe yekün.”

Öleceğiz bilmeden ölümü, “Öl!” dendiği gün.

Kader, kula ne dün ayandı ne de bugün.

Lâkin ayan değil midir hesabı ki:

Kuldan kula kem kelâmın, nâhak hükmün.

Hem söylüyor hem veriyor aldanmış insan;

Zannıyla, hesap bana uzaklarda bir gün.

Mustafa Birkol
Kayıt Tarihi : 20.11.2022 01:54:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Şükran Bardanlı
    Şükran Bardanlı

    amatör şairlerin o en bilindik, en ucuz kaçış noktasına sığınmış: Yapay bir tasavvuf ve kader edebiyatı. Sosyal medyada fiyakalı dursun diye önüne gelenin kullandığı "Kün fe yekün" ifadesini metnin tam tepesine yapıştırarak şiire bedavadan bir kutsallık ve derinlik katacağını sanmak, edebi acizliğin ta kendisidir. Şair, kendi kelimeleriyle bir duygu ya da felsefe inşa edemediği için hazır, ağırlığı olan dini kavramların arkasına saklanıp okuyucuyu o ağırlıkla ezmeye çalışıyor. Bu, şiir yazmak değil; ucuz bir maneviyat tüccarlığıdır.
    Kafiye şemasına baktığımızda ise durum tam anlamıyla bir işkence. "Yekün, gün, bugün, hükmün, bir gün"... Bütün bir metni ısrarla "gün" ve "ün" sesleri etrafında döndürüp durmak, kelime dağarcığının ne kadar çorak olduğunu bir kez daha yüzümüze vuruyor. Şair, yeni ve çarpıcı bir kafiye bulmak için zihnini zorlamak yerine, aynı sesi bozuk bir plak gibi tekrarlayarak okuyucunun zihinsel enerjisini sömürüyor. Hele o "Öleceğiz bilmeden ölümü" gibi içi tamamen boş, kendi etrafında dönen cümlesiyle felsefi bir laf ettiğini sanması trajikomik bir çaba. Sırf kulağa gizemli gelsin diye yazılmış, mantıksal hiçbir alt metni olmayan kof bir laf salatasından başka bir şey değil bu.
    İşin gramer ve anlam bütünlüğü boyutuna gelirsek, metin kendi içinde adeta can çekişiyor. "Hem söylüyor hem veriyor aldanmış insan" dizesindeki anlamsızlığa bakar mısın? Ne veriyor bu insan? Cümlenin nesnesi nerede, kurgusu nereye gidiyor belli değil. Şair, sırf havaya girmek için "kem kelâm" ve "nâhak" gibi eski kelimelerle divan edebiyatı rüzgarı estirmeye çalışırken, Türkçe sözdiziminin temel kurallarını tamamen eline yüzüne bulaştırmış. Şiirde "kuldan kula kem kelâmın (kötü sözün) hesabı ayan değil midir" diyor ya; asıl umut etmemiz gereken şey, bu arkadaşın insanlara zorla dinlettiği bu "kem kelâm" hükmündeki eziyet verici dizelerin hesabını zihinsel olarak kendisine verebilmesidir.

    Cevap Yaz
  • Şükran Bardanlı
    Şükran Bardanlı

    amatör şairlerin o en bilindik, en ucuz kaçış noktasına sığınmış: Yapay bir tasavvuf ve kader edebiyatı. Sosyal medyada fiyakalı dursun diye önüne gelenin kullandığı "Kün fe yekün" ifadesini metnin tam tepesine yapıştırarak şiire bedavadan bir kutsallık ve derinlik katacağını sanmak, edebi acizliğin ta kendisidir. Şair, kendi kelimeleriyle bir duygu ya da felsefe inşa edemediği için hazır, ağırlığı olan dini kavramların arkasına saklanıp okuyucuyu o ağırlıkla ezmeye çalışıyor. Bu, şiir yazmak değil; ucuz bir maneviyat tüccarlığıdır.
    Kafiye şemasına baktığımızda ise durum tam anlamıyla bir işkence. "Yekün, gün, bugün, hükmün, bir gün"... Bütün bir metni ısrarla "gün" ve "ün" sesleri etrafında döndürüp durmak, kelime dağarcığının ne kadar çorak olduğunu bir kez daha yüzümüze vuruyor. Şair, yeni ve çarpıcı bir kafiye bulmak için zihnini zorlamak yerine, aynı sesi bozuk bir plak gibi tekrarlayarak okuyucunun zihinsel enerjisini sömürüyor. Hele o "Öleceğiz bilmeden ölümü" gibi içi tamamen boş, kendi etrafında dönen cümlesiyle felsefi bir laf ettiğini sanması trajikomik bir çaba. Sırf kulağa gizemli gelsin diye yazılmış, mantıksal hiçbir alt metni olmayan kof bir laf salatasından başka bir şey değil bu.
    İşin gramer ve anlam bütünlüğü boyutuna gelirsek, metin kendi içinde adeta can çekişiyor. "Hem söylüyor hem veriyor aldanmış insan" dizesindeki anlamsızlığa bakar mısın? Ne veriyor bu insan? Cümlenin nesnesi nerede, kurgusu nereye gidiyor belli değil. Şair, sırf havaya girmek için "kem kelâm" ve "nâhak" gibi eski kelimelerle divan edebiyatı rüzgarı estirmeye çalışırken, Türkçe sözdiziminin temel kurallarını tamamen eline yüzüne bulaştırmış. Şiirde "kuldan kula kem kelâmın (kötü sözün) hesabı ayan değil midir" diyor ya; asıl umut etmemiz gereken şey, bu arkadaşın insanlara zorla dinlettiği bu "kem kelâm" hükmündeki eziyet verici dizelerin hesabını zihinsel olarak kendisine verebilmesidir.

    Cevap Yaz
  • Şükran Bardanlı
    Şükran Bardanlı

    amatör şairlerin o en bilindik, en ucuz kaçış noktasına sığınmış: Yapay bir tasavvuf ve kader edebiyatı. Sosyal medyada fiyakalı dursun diye önüne gelenin kullandığı "Kün fe yekün" ifadesini metnin tam tepesine yapıştırarak şiire bedavadan bir kutsallık ve derinlik katacağını sanmak, edebi acizliğin ta kendisidir. Şair, kendi kelimeleriyle bir duygu ya da felsefe inşa edemediği için hazır, ağırlığı olan dini kavramların arkasına saklanıp okuyucuyu o ağırlıkla ezmeye çalışıyor. Bu, şiir yazmak değil; ucuz bir maneviyat tüccarlığıdır.
    Kafiye şemasına baktığımızda ise durum tam anlamıyla bir işkence. "Yekün, gün, bugün, hükmün, bir gün"... Bütün bir metni ısrarla "gün" ve "ün" sesleri etrafında döndürüp durmak, kelime dağarcığının ne kadar çorak olduğunu bir kez daha yüzümüze vuruyor. Şair, yeni ve çarpıcı bir kafiye bulmak için zihnini zorlamak yerine, aynı sesi bozuk bir plak gibi tekrarlayarak okuyucunun zihinsel enerjisini sömürüyor. Hele o "Öleceğiz bilmeden ölümü" gibi içi tamamen boş, kendi etrafında dönen cümlesiyle felsefi bir laf ettiğini sanması trajikomik bir çaba. Sırf kulağa gizemli gelsin diye yazılmış, mantıksal hiçbir alt metni olmayan kof bir laf salatasından başka bir şey değil bu.
    İşin gramer ve anlam bütünlüğü boyutuna gelirsek, metin kendi içinde adeta can çekişiyor. "Hem söylüyor hem veriyor aldanmış insan" dizesindeki anlamsızlığa bakar mısın? Ne veriyor bu insan? Cümlenin nesnesi nerede, kurgusu nereye gidiyor belli değil. Şair, sırf havaya girmek için "kem kelâm" ve "nâhak" gibi eski kelimelerle divan edebiyatı rüzgarı estirmeye çalışırken, Türkçe sözdiziminin temel kurallarını tamamen eline yüzüne bulaştırmış. Şiirde "kuldan kula kem kelâmın (kötü sözün) hesabı ayan değil midir" diyor ya; asıl umut etmemiz gereken şey, bu arkadaşın insanlara zorla dinlettiği bu "kem kelâm" hükmündeki eziyet verici dizelerin hesabını zihinsel olarak kendisine verebilmesidir.

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (3)