Çiçeğe el değse kopmuş oluyor
Dikenler de kış içinde bitiyor.
Gül yaprağı yel değmeden soluyor
Çalılarda taş içinde bitiyor
Söylerim nefsime olmaz terbiye
Gerçekten korkarım bilmem ki niye
..
Şu dağlara çıktım şöyle
Yaylanacak tepe yoktur.
Yol üstüne baktım şöyle
Gelen gitmiş şüphe yoktur.
Ne koltuk var nede masa
Can saklamaz çelik kasa
..
Gönül sakın yıkma kendi bendini
Candan geçmeyince canan bulunmaz
Aşkın ocağına at sen kendini
Yanışından sonra yanan bulunmaz
Uzaktan görünür dumanlı dağlar
Gözleri okşuyor yemyeşil bağlar
..
Sonum ne olacak söyle bileyim
Cevap vermezmisin bana cananım
Bilmemki hatırdan nasıl sileyim
Yüzünü gördüğüm günü cananım
Talihim şansımdan intikam aldı
Gönül aynasını taşlara çaldı
..
Sevdanın uğruna perişan oldum
Bindiğim araba nere gidiyor.
Feleğin atıyla yarışan oldum
Yolların kenarı dereye gidiyor.
Gönül diyarında kurmuşum pazar
Levhasına baktın fanilik yazar
..
Çiğ süt emmiş derken insan oğluna
Gör günün yareni gör günün dostu
Düştüğün zamanda bakın haline
Bir günün yareni bir günün dostu
İşin tersine gidip kalırsan naçar
Zor günde hep senden uzağa kaçar
..
Yemyeşil çimenli şu dağlar için
Çiçekli laleli bahçeler için
Hakkari Van Sivas İstanbul için
Gelin barışalım güzel Türkiyem
Bir damla kan cana can veriyorsa
Sevgi Hak ka giden yol oluyorsa
..
Şu dünyanın ocağına
Geldik şimdi gidiyoruz.
Yandık tüttük sıcağına
Yıldık şimdi gidiyoruz.
Zaten insanoğlu gamaz
Derdin halin ile komaz
..
Günüm kara imiş başım çileli
Verdim teslliden almadı gönül.
Şu ana kadar da geldim geleli
Başıma gelmedik kalmadı gönül.
Sevdalandım çıktım dağlar başına
Bütün ümitlerim çıktı boşuna
..
Dilerim sılaya ah vara bilsem
Dağlar yol vermiyor yaz olmayınca
Çoluktan çocuktan bir haber alsam
Efkârım dağılmaz saz olmayınca
Gurbette kim kimin halinden anlar
Saymakla tükenmez beklenen günler
..
Yoldaş olunda kuşlar sağıma, soluma
Yol verin dağlar ben gideyim yârime
Muhtaç ettin yârim beni bir selama
Bendim yıkar, coşar gelirim
Kollarımı açar koşar gelirim
..
Alıp kaçsam kız seni
Bana derler eşkıya
Yanlış bilirler inan beni
Ben olmuşum “aşkıya”
Topladım bir deste menekşe
Solmadan götürsem keşke
..
Gelip geri dönmek için gelmışım
Giriyorum duruyorum sırada
Sararıp dökülen yaprak olmuşum
Kuruyorum çürüyorum burada
Ateştendir aşıkların yeleği
O alemde makbul olur dileği
..
Şu handa yolcuların hallerini sordumsa
Bilmediği sırları içinde saklar durur
Gördüğüm kimselerden kime selâm verdimse
Hayat veren nefesi gül gibi kokar durur
Yüreği biraz yansa can atıyor serine
Düşünmek ağır gelir fazla inmez derine
..
Yedisinden yetmişine
Sorun kimdir Veysel diye
Ey yurdumun ozanları
Yazın söylen Veysel diye
Gün doğar Sivas elinden
Aşar gider Veysel diye
..
Sana bir arz-u halim vardır hâkim bey
Sanma ki adil düzen, sanma ki adaletin ey
Hamiyette sebat en ulvi hakkımdı
Zor ile feragat olundu, yenilen hakkımdı
Maddem ki verilmiş hükmümüz baştan
..
Öz-ü vatandan terk-i diyar ettik
Hicran dağlar bağrımızı geç fark ettik
Divane aşılmaz denen dağlar aşıldı işte
Çıkarken hüzünlüydük, ağladık inişte
Ayrılığın vakti değildi lakin la vuslatız
..
Dağıstan’ın güzelleri
Sallar gümüş beşikleri
Burca sancak dikenleri
Dağıstan’ın koç erleri
Yarenleri, erenleri
Allah için sevenleri
Dağıstan’ın belleri
..
Dün sesini duyup teli kapattım
Yokluğunu bir kez daha anladım
Yaptığım hataya yine ağladım
Bu ayrılık öldürdü beni gülüm
Her saniye bana oluyor zehir
Gözlerdeki yaşlar kanlı bir nehir
..
Uzatsam elimi değecek
Aramızda sıra dağlar var sanki
Koşmak gelir içimden, sarılmak
Ayağımda prangalar var sanki
Hicranla kalbim dağlanır
İlmik ilmik kısmetim bağlanır
..



