Daraldı göğsüm, kelamım sustu,
Zaman bir yüktü omuzlarımda, ağır ve puslu.
Ey Rabbim, kavuşmak arzusu yaktı beni,
Bu fanide kalmak bir gurbet oldu.
Hakikatin peşinden koşarken yoruldu bu can,
Bir mevkii fâni için başın kaldırırsın göklere,
Sanırsın mülk-i mevki yalnız sende.
Haram ile döşediğin o saray yıkılır,
Ârız olur intikam-ı ilahi, bir gün bu ömre.
Ey nâdân! Makam ile övünürsün cibilliyetin unutup,
Ey güzellerin güzeli
Doğuşuyla cümle yaradılanı şereflendiren
Amine'nin tek yâdigarı
Tek kelamına canlar feda edilen
Kelamlar seni anlatmaya ne kâfi
Sabahın o ilk kokusu
Seni getirir hatrıma
Ne kadar acımasızsın ey yâr
Cümle kişi etrafında pervaneyken
Yüzünü hiç görmeyen bana
Nedendir bu zulüm?
Gözlerime inen perde
Yar görmez duymaz bi nigahane
Derdüm nice dillere olmuş destane
Ruh-u asude, ben kaldım duayı dervişane
Kabul eyle, yoklarsın kalbimi
Geçmişten geleceğe kurduk bu kutlu bağı,
Kadınıyla, erkeğiyle aştık bu karlı dağı.
Çekilen her çile, dökülen her damla yaş,
Yeşertti işte bugün bu bereketli bağı.
Hatırlar mısın? Susma orucu tutanı,
VEFA YOLU
Bizi ne sanırlar ey vefa yolu?
Sensiz yürünür mü bu çile yolu?
Gönlüm düşse bir taşlı menzile,
Vefaya çıkar her aşkın yolu.
Dünya dediğin bir gölge, dâr-ı fenadır
İnsan dediğin gelip geçer
Vefâ az, söz bıçaktır
Yalnız olduğumuzu sanırlar, hâlbuki gönlün
sahibi vardır.
Yalnızlık mı? O'da misafir
Dil ne vakit zikretse
Gönül otağına kurulur yar
Zihnim ne vakit hatrına getirse
Aciz vücudumun zerresi olur yar.
Ey esen bu deli rüzgar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!