Sabahın ilk çizgisinde
senin adın saklı sanki;
gözlerimi açınca
dünya biraz daha yumuşar,
biraz daha bana benzer.
Toprağın kalbinde uyur eski çağlar,
Her çiçekte bin yıl, her ağaçta sır.
Rüzgârla konuşur kırların dili,
Taşların sessizliği bile bir anıdır.
Yeryüzü, sabrın en güzel adıdır,
Yeryüzü, sen ana gibi sıcak,
Toprağında saklı binbir umut.
Ayak bastığım her adımda,
Bir hikâye fısıldar sessizce tohumun.
Yeşilin en derin tonuyla süslenmişsin,
Toprağın koynunda uyanır bahar,
Güneşle yıkanır yeşil yapraklar.
Serin meltemlerde rüzgârın sesi,
Dağların eteklerinde bir efsane gibi.
Çiğ tanesiyle parlar sabahın ilk saati,
İstikbaline ilgi duy sen
Bülbül olsan karga derler
Bir bayraktır bu elden ele
Taşırken asla deme bir ben
Olup biten seni bile aşmakta
Uçurum uçurum büyüyorum
Düşmekten alamıyorum kendimi
Yüreğim dayanamıyor artık
Hani kör bir kurşun diyorum
Gelip beni bulsa ansızın
Ya da bir mabet tıklım tıklım
Yok ki can yok
Arkada kalan kadar ölüsü yok
Tüm gitmeler bir yola bakar
Kalan ne yapsın garibim
Her kalan kendi haline ağlar
Uzar gider taşlı patika,
Bir yanım umut, bir yanım hüsran.
Her adımda bir başka fırtına,
Yine de yürürüm, yılmadan, uslanmadan.
Gök griyse ne çıkar?
Geceler uzuyor sensiz her zaman,
Yüreğim yanıyor hasretle yanan.
Bir adım gelsen de bitsin bu duman,
Yollar sana çıksa keşke her an.
Adını fısıldar rüzgâr içimde,
Rüzgâr saçlarını okşayınca
gece birden yumuşar,
benim içimde
uzun zamandır susan bir melodi
yeniden doğar.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!