Seyrindeyim... Yaşlı alemin bilmem hangi demindeyim...
Yerin altı kemik yığınları , yaşıyor muyum , yerin üstündeyim..
Seyrindeyim.... Sıra sıra dizilmiş kağnıları , gökkuşağı ve yıldızları...
Uçurumdan atılan takvim yaprakları... Zamanın çok gerisindeyim...
Yoldan geriye , yelden hızlı gitmekteyim...
Suskun bir gece vakti, doluverdi vaktimiz,
Ne yazdı ne ayaz, ay ışığı bembeyaz.
Meçhul bir sevdaya düştü diri kalan yanımız,
Ölü yaprak dirildi, yandı alaz alaz.
Gece kapattı perdeleri, hüzün utandı,
Ah deli gönlüm, nasıl bir aşka dadandı?
Ve gözlerin,
Suya hasret kalmış buğday yeşili...
Baksam mı, bakakalsam mı?
Ve yüreğim sana vurgun, sana kızgın,
Ateşliyim; yansam mı, yanadursam mı?
Sevdan bir ukte, yürürüm yakınım turaba,
Sırtladım belime yılların hasretini,
Hayallerden bıktım artık, yanına geleceğim.
Besteledim mi kendi ellerimle kırmızı gülleri?
Buket buket güllerle oraya geleceğim.
Camları kapadın mı? Kilit vurdum kapıya,
Artık geriye dönmeyeceğim.
Binanın ışıkları söner, kapanır pencereler
Harabe olmuş koridorlar, bu dolaşan kim?
Kalbim sende kaldı, öylece bırakıp gidecek misin?
Nefesim kesilir Yasemen, yak ışıkları...
Öylece gidecek misin...
Ve yüreğimde bir çocuk sesi...
Öğretmen çocuğun siperi... Zil sesi mi ?
Hayır. Kurşun sesi!
Saçlarını örgü yapmış cennet kokularıyla süslemiş...
Göndermiş okula annesi...
Garip garip etrafa bakınıp duruyordu
Saygısız duruşunu çok belli ediyordu
Hiç susmayan o dili bak şimdi susuyordu
Aklın sıra sabrımı sınıyordu zavallı,
Okuduğu kitaplar kibrini arttırıyor




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!