Seyrindeyim... Yaşlı alemin bilmem hangi demindeyim...
Yerin altı kemik yığınları , yaşıyor muyum , yerin üstündeyim..
Seyrindeyim.... Sıra sıra dizilmiş kağnıları , gökkuşağı ve yıldızları...
Uçurumdan atılan takvim yaprakları... Zamanın çok gerisindeyim...
Yoldan geriye , yelden hızlı gitmekteyim...
Cenazesi yerde Habil'in , Kabil'in derdindeyim...
Akan kan kurudu...
Sustu insan, hayvanat konuştu. Kuşlar uçuştu...
Seyrindeyim... Manasız bir ihanetin sırrında..
Kavganın amansız girdabında..
Bir kardeşin eli diğerinin kanında...
Zamanın başında mı kopmalıydı kıyamet.
Asırlar ötesinde kıyameti beklemekteyim.
Seyrindeyim... Duyar gibiyim sessizliği ,
Nuh'un çağrısını ve yağmur damlalarını.
İşte yarıldı gök , bulutların direği kırıldı,
Suda nefes kabarcıkları,cesetleri su yuttu.
Seyrindeyim... Zavallı Nemrudun hadsiz cesaretini,
Firavunun zilletini , Havarilerin son akşam yemeğini ,
Meryemin çaresizliğinin seyrindeyim..
Hiranın seyrindeyim... Gök bembeyaz
İkra nidaları yayılır çöllere ,
bir bedevi koşar gelir elinde kemiklerle ,
hicretin ufkunda Kutlu nebinin seyrindeyim...
Kayıt Tarihi : 4.11.2026 23:34:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!