Arzular hataya sürüklüyorken
İki yanlış bir doğru götürüyorken
Hasret yüreğime oturuyorken
Nasıl eğleneyim nasıl güleyim.
Farklı şiirlerin güftesiyiz biz
Kucak alabildikleri mi fakire fukaraya?
Acaba ders aldık mı pir sultan kültüründen?
Sofrada yer verdik mi garib'i gurabaya
Sence kaça bildik mi, imtihân kültüründen?
Kuru soğan ekmek yiyerek sevdi
Göğsünü her türlü zorluğa gerdi
Mutlu bir yuvaydı büsbütün derdi
Bu hayatı sen ne sandın be adam?
Gözünün içine bakardı yârin
Kızmaca yok darılmaca
Yok,umuda sarılmaca
Hakîkate varılmaca
Azapla kavga edilmez.
Kin ve nefreti belirdi
Gelip geçiyordum yumuş'a geldim,
Ardı sonu fâni yalan dünyaya.
iki buçuk metre kumaşa geldim
İçi dışı yalan dolan dünyaya.
Nazar eyleyip içimi geçirdim
Nazlı yâr uzaktan seyrime dalmış,
Görmezden gelirmiş yaban el gibi.
Tel tel etmiş zülfün yüzüne salmış,
Burun kıvırıyor, aman! el gibi.
Sanki anlamadım sanki görmedim
Ne adamlar gördüm coştukça coşar
Hırsıyla servetin peşinde koşar
Haddini bilmeden bendinden taşar
Suâl et süt dökmüş kediden melek.
Kimisi âlimdir bilgisi coşkun
Ne ben anlatabilirim
Anlamak istediğini
Ne sen anlayabilirsin
Anlatmak istediğimi.
Bu dünyadan ne götürdüm
Ne bilsin arkadakiler
Hep önsırada oturdum
Ne bilsin arkadakiler.
Yol alıyorsun bu günde
Hakîkât şehrinde hancı değilsen
Ne yolcuyu eyle ne hanı incit
Denizin dibinde inci değilsen
Ne bir yalan söyle ne canı incit.
Her söze inanıp içerlenipte




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!