İnsanlıkta bu fıtrât
Âdâbı muâşerât
Bulduğum anda fırsat
Karşılıksız âr oldum.
Gören yabancı sandı
Gökten lanet yağsın vicdansızlara,
Günden güne azdı sızlıyor yara.
Göçük altındaki günâhsızlara,
Yardıma koşuyor kar taneleri.
İnsanlık gerekli ihsândan once,
Yaprakmı dökersin erkenden Kasım
Nehirlere sığmaz kükreyen yasım
Bu bir rüyâ olsun yoktur ayasım
Sarhoşun dilinden anlatamadım.
Adımıza fermân çıkar basılır
Çöktü ufkuma sisler
Off çekti bütün hisler
Büyük bir sabır ister
Kaşlara vuran acı.
Acı varken gülünmez
Beyne ampul takmazsan
Bilgece öğünerek
Bir mum bulup yakmazsan
Karanlık görünerek
Bozuk kafa rol aynı
Ömrü karışık diye
Aşkla barışık diye
Allâha aşık diye
Kitaplar yazdı beni.
Zevk sefâda yaşıtım
Boşa geçip giden hey koca ömrüm
Bu günü yaşarken dünlerde gönlüm
Geçmişe dönmeye yeterse cürmüm
Onbeş yaşıma dönmek istiyorum
Nolur bir gününü bana ayır da
Merhameti küflü rafa koydular
Üstümde ne varsa alıp soydular
Yüreğimi oyum oyum oydular
Nerdesin benliğim kaybolup gittin.
Ayrılık dediler ateşten gömlek
Umutlarım sönük arzum pehrizde
Fizan sürgün yeri gönlüm tebrizde
Engin denizlerde kara dehlizde
Hülâsâ bu benim!(K)ayıbım (k)ayıp.
Gönlünden geçenler asıl biçimli
Amir memur herkes her gün borsada
Şükürsüz arzuyla gözü arsada
Fakirin ekmeği karaborsada
Fırınlara kayyum atanmalıdır.
Azından çok verip şükredenlere,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!