Sevgili babama Şiiri - Nuran Talyak

Nuran Talyak
23

ŞİİR


3

TAKİPÇİ

Sevgili babama

Ak sütlü kaşıklarda süt emziği gibiydi gelmelerin. Ve su gibi gitmelerin yeniden benim aklımda kalan kıssa: Kafes ardından sorgularsan hayatı, ölüm basamaklarında tökezlemezsin. Oldu.

Gözlerine aktığım son gün, baba hasretiyle yana yana geldiğim hastane odası. İki bin üç yılıydı. Uzaklardayken duymuştum kalp krizi geçirdiğini. Gözyaşları içinde beyaz sakalınla yüreğimin derinlerindeki yaraya davet ederken seni, ikinci gün kaçtığın o garip yatak bile şaşırmıştı birden bire gidişine. Son kayboluşuna. O gün ben seni özlemekten ne kadar yorulduğumu fark etmiştim.
Bir ömrü gidiş gelişlerle tükettik. Sen yaşayarak, biz özleyerek gelişlerin tadını senli yaşamayı özlüyorduk baba Döndüğünde uçurumları aşmaya çalışırdık kısa aralıklarla. Gelişlerinde bir gidiş, varlığında hasret kokusu. Evde, küçük odanda yalnızlığı seçtiğin anlarda ki genelde bunu yapardın, biz kapı ardından dinliyorduk ruha huzur veren sesinle okuduğun ilahileri, ayetleri. Hala bir kasetin evde, senin okuyup dinleyemediğin kasetin biliyor musun? Bir kere gözlerime bakıp özle beni emi demeden gittin. Ama ben seni dinlemedim baba. Özledim seni. Çok özledim. Kendime borç bildim ücralarımda senin için ağlamayı yıllarca. Sen benim yavrumsun Türk filmi sarhoşluğunda kavuramadan bedenini gitmeyi seçtin. Hatırlar mısın bilmem sen Cüneyt Arkın filmlerini ne çok severdin. Sanırım Kör Oğlunda kendi kahramanlıklarını görüp tek kalemde on kişiyi devirebilmenin hazzını yaşıyordun Cüneyt Arkın bedeninde. Nasıl da heyecanlanırdık o tahta köprülerin zincirlerini koparırken ya da bir ermeni sultanının kızının yardımını şuh bir edayla kabul ederken. Haklıydı o her yaptığı yıkıntıda çünkü. Ve Gri gözlerini devirirken sofrada ben gözlerinde kan arıyordum.
Seni göreceğim günler arı olacağını biliyordum ya da öyle sanıyordum ama sen bal bırakmıyordun bana,diğer çiçeklerdeydi iğnelerin sürekli.üzgünüm baba sen benim hazinem olamadın. Sevgi çukuruna gizlediğin yosun tutmuş damarlarının beslediği, o buruk, o kırık ve biliyorum ki o hasta yüreğinle ellerimi tutamadın. Ayağı kırık tahta köprülerimin çivisi olamadın. Biliyor musun balinalar yavrularını kaybedince kendilerini sahile vururlarmış ölünceye kadar. Onlar yaşam kaynaklarını yavrularından alırlarmış. Sen balinam olamadın. Senin yumurtaların çoktan batıp helak olmuş haberin olmadı. Arkadan ellerinle sahile attığın yavruların yosun emzirişiyle büyümüş, baktın ama elini uzatamadın. Ah! Yangınım, ağız dolusu acım bağıramadığım. Yürek acısı nasırım.
Özledim diyemiyorum seni artık sen yaşarken almıştın seni. Çorak dolaplarda sakladık baba sevgisini fırtınaya inat. Her bıyıklı incitti avurtlarımı, her sakal şaşırttı bebek tenimde yalnızlığımı. Her baston tıkırtısı başımı döndürdü durak köşelerine ve yetim kaldım otobüs tekerlekleriyle her seferinde. Babalığı başkalarına biçtim ben de. kimine tam oturdu, bazısına eğreti durdu kimi de ömrümü aldı, gölgesinde senin varlığın vardı belki de. Ve ben seni özlemekten yorulduğum anda gittin özlemenin acısına şahitlik edemeden. Bu son gidişti. Ne bastonun, ne çıngıraklı saatin ne de yaşamda bize biçtiğin roller dur diyemedi. Hasretimse, hastane odasında unutmuşum özleyemedim seni.
Oysa sana diyeceklerim vardı gizli nefretlerim üzerine. Çöl yangınlarında kar olmanı dilediğim günler üzerine. İlk aşkımın yıkıntılarını anlatmadım sana daha ve bir sürü anlatmam gereken olay hayatımda baba olarak bilmen gereken. Duyamadın beni o zaman uzaklardaydın yanımdayken. Şimdi duyamazsın. Gelinmeyecek bir yerdesin artık. Geçmişinden getireceğin iyi bir anın yokmuş deme bana. Salatalık kokuları içinde, demlik yarıklı şakaklarım var. İyi anlarım oldu elbet güldüğümüz anlar. Ama babaların gülüşü değildi yanaklarına astığın tebessüm, her amcanın gülmesi gibiydi.

Bugün senin ölüm günün baba gözlerine bakıyorum şimdi. Işığı uzakta bırakılmış sönük fener gözlerine. Nereye bıraktın gri yaldızlarını baba, kaç aşk kuyusunda unuttun yüreğinin bir parçasını, baktığım gözlerinde hiçbir yürek kırıntısı göremiyorum kaç sevgisiz çıkar dallarına astın benden çaldığın şefkat damlalarını, upuzun önümde uzanan bedenin. Çıplak. Savunmasız. Hep konuşulurdu ya bembeyaz bir teninin oluşu, sabah kahvaltı sofralarında. şu an daha bir beyaz lekesiz ama hissedemiyorsun baba ne öfkeli bakışların, ne de uzak şefkatin. Bak bana baba gitmeden son defa.
Hoşça kal güz esintileri içindeki yazın akşamı. Hoşça kal tan yerinin ala kızarıklığı. Sen gittin ben seni özlemekten yorulmuştum ya. Sana anlatamadığım gizlerimi de götürdün birlikte Hoşça kal baba.

Nuran Talyak
Kayıt Tarihi : 11.1.2009 10:28:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Orhan DEMİRTAŞ
    Orhan DEMİRTAŞ

    BABAM

    baba,
    babam

    kirpiklerime, kaşlarıma, saçlarıma,
    yanaklarıma
    avuç içlerime
    her yerime ama her yerime bu denli sinmişken izin
    söyler-misin şimdi bana
    senin yokluğun hangi acıya sığar baba
    hangi sabır hangi dilde dindirir ağrılarını
    hangi felaket dillendirir kendini sensizlik gibi
    üstelik bu kadar kazınmışken adın etime

    sorma baba, hiç sorma
    sen yoksan yaşanmıyor bu hayat
    sivri uçlu bir bıçak gibi göğsüme batıyor aldığım her soluk
    sensizlik var ya, hani yoksun ya
    ıslak bir göz
    ve buruşturup bir kenara attığım benimle
    hiç yalansız Araf'tayım

    sensiz üryandır ayaklarım, sürgündür, gurbettir
    ve sensiz yazılan her hikaye zifiri bir gökyüzü
    kalbim titriyor baba, yüreğim titriyor
    içime binlerce ''ah'' dokunuyor seni andıkça
    gel ne olur alıştırma beni yokluğuna
    alışırsam ölürüm
    alışırsam ölürüm

    halim yok, yorgunum baba
    sensizim ve hiç iyi değilim
    sarılmaz-sam sana geçmez bu eksik ve çaresizlikler-im
    anlıyor-musun

    söyle ne olur; söyle
    hangi şehir
    hangi ülke
    hangi evren senin kadar kıymetli olabilir ki baba

    ah senin varlığın,
    iki alemin geriye kalan yanıdır
    senin varlığın

    eğilir kalbim her dem adın önüne
    üstelik başım gözüm üstüne
    ve defalarca kez sarılır gönül sıkıca isminin her harfine
    bir ömre değecek kadar hem de
    eşsiz bir ışığa sarılır gibi, içten bir sevgiyle
    Seni ne çok sevdiğimi baba
    seni ne çok sevdiğimi
    adın gibi hatırlıyorum

    ve dahi can diyorum can, kokuna
    tekrar tekrar
    dilin uhdesinde boğuluncaya dek ikrar

    ve bilerek ve isteyerek
    dünyanın etrafını döner sesim her yeri sen sanarak
    bir Mecnun,
    bir Kerem,.
    bir Ferhat,
    bir Tahir gibi yanarak
    ve dahi bütün evreni dolaşır gibi yalın ayak
    her sabah baba, her sabah, şafaktan seni anarak
    ve üstelik an be an, öylece öperek adını yanağından
    mahcup ve utanarak

    seni seviyorum,
    seni seviyorum
    ey benim yaşamaya müsait ilk yerim
    ey benim içinden geçtiğim son diyarım
    ey benim her dilde hissettiğim sevda çınarım

    ey benim elim,
    ey benim göğsüm,
    ey benim omuzum,

    ey benim yedi iklim sırtım BABAM
    seni seviyorum

    Orhan DEMİRTAŞ

    SİZE VE BABANIZA VE DAHİ BABA-KIZ HATIRALARINIZA.... SAYGIYLA...

  • Orhan DEMİRTAŞ
    Orhan DEMİRTAŞ

    çok güzel ifadelerle büyülübir baba portresi çizilmiş.. siz yazın o nerede olursa olsun inanın sizi duymaktadır...selam ve saygı ile........

TÜM YORUMLAR (2)