Bir deli fısıldıyordu gecenin koynunda, Adın saklıydı her susuşunda. Doktorlar diyordu ki: “Unutacaksın…” Bilselerdi, her gece yeniden yanacaksın.
Bir avuç ilaç verdiler eline, Uyku koydular gözlerinin derinine. Oysa kimse anlatmamıştı onlara, Bazı yaralar sığmaz hiçbir ilaca.
Ben seni unutmak istemedim belki, Yalnızca hatırlarken acımasın istedim. Ama kalbim, aklımın sözünü dinlemedi; Seni benden alan zaman, Senden kalanları silemedi.
Ve bir gün sustu o deli… Ne adını andı ne de kendini bildi. Herkes iyileşti sandı onu, Bir tek kalbi biliyordu gerçeği:
İnsan bazen unuttuğu için değil, Hatırlamaya gücü kalmadığı için susar.
Yalnızlığım Kız Kulesi gibiydi,
Koca bir şehrin ortasında tek başına.
Dalgaların sarıldığı ama hiç dokunamadığı,
Mavi bir sürgün, gri bir masal gibi ortada...
Derken Ekim geldi, sırtında sarı bir hırkayla,
Boğaz'ın sularına bıraktı sonbahar serinliğini.
“Yol ayrılmadan belli olmaz yoldaşın, Fırtına kopmadan bilinmez duruşun.Herkes yürür seninle yol düz giderken,
Kim dost, kim yük olur; anlarsın yollar ayrılırken.
Dik duruşuma aldanıp da
sanmayın taşım,
Kaç fırtına atlattı içimdeki yangın.Güçlü görünürüm, her acıyı saklarım, Yüzleştiğim yaralarla
kanatamazsın,
Ben en derin acımdan bile ayağa kalkarım
Zaman örer ağını,
saklanır her yalan,
Maskeler düşer bir gün, gerçek olur ayan.
Hileli kumaştan dikilmez
ömür boyu kaftan,
Herkes kendi özüyle




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!