Gözlerin konuşur da o kıyıda,
Dil bir sahil kasabasında unutulmuş anahtar gibi sessiz kalır.
o ağır, İstanbul kokan sokaklarında yürür gibiyiz hani;
İçimizdeki cümleler birbirine çarpar,
Ve en çok da sustuklarımız,
Üzerine beton dökülmemiş bir hatıra gibi öylece ortada kalır.
Sustuklarım Birer Gözyaşıdır
Gözlerin anlatır derler ya…
Doğrudur,
Çünkü insan en çok susarken ele verir kendini.
Gözlerinde bir tren garının o acıtan vedası var;
Kalkmak üzere olan ama kimsenin binmeye cesaret edemediği,
Camları buğulanmış, içi hüzün dolu bir tren gibi...
Biz ne zaman iki lafın belini kırmaya yeltensek,
Arada kalmış bir Pazar ikindisinin rehaveti çöker üstümüze.
Ben susarım,
Sen susarsın,
Ve odanın ortasında büyür de büyür
O söylenmemiş cümlelerin gölgesi.
Seneler sonra bir meyhane masasında hatırlanacak kadardır oysa her şey:
Biraz eksik, biraz kırık, ama hep çokça yorgun.
Gözlerin var ya…
İşte onlar o masadaki en eski garsonun bakışı gibi;
Her şeyi bilen ama sessizliğe ant içmiş bir sabırla bakar yüzüme.
“Çünkü bazı şeyler söylenmez, hissedilir;
Gözler konuşur da, kulaklar bu şehre çoktan sağır kesilir.”
Kayıt Tarihi : 30.10.2026 02:41:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!