@SERHAT GAZİ:
Ben çocukluğumu yaşamadan
Büyüyen insanım dayı…
Saçımdaki aklar da yaşamadan
Geçen günlerin faturası.
Bizi yüreğimizden astılar;
@SERHAT GAZİ:Bir garip hallerdeyim bu akşamüstü,
Adımlarım ağır, yollarım çamur.
Yıllardır sırtımda taşıdığım yük,
Ne bir parça huzur, ne biraz gurur.
Dünya dedikleri bir dar ambarmış,
Bölüşmüş herkes, bize dert kalmış.
@SERHAT GAZİ:Geceye Bırakılan İz
Aramızda kalacak, kimse bilmeyecek bu yükü,
Ağır bir taş gibi göğsüme oturan bu sükûtu.
Hangi duaya sığınsak eksik, hangi kadehe dokunsak kırık,
Gözlerimizin kıyısında büyüyen o eski harabe, o derin bozukluk.
Bir ağacın kırılan dalı gibiyiz şimdi, kendi üstüne düşen,
@SERHAT GAZİ:
Zaman sessizce akıp giderken avuçlarımızdan,
Geriye sadece kalbimizde bıraktığımız izler kalıyor.
Şu fani dünyada neyi aradıysa bu yorgun ruhum,
Hepsini senin bakışlarında, senin sıcacık merhametinde buldu.
Seni sevmek, karanlık bir tünelin sonunda gün ışığına kavuşmaktı…
@SERHAT GAZİ:
Zamanın durduğu o kimsesiz saatlerde oturup düşündüm,
Arkamda bıraktığım yılları, avuçlarımdan süzülen o masum çocukluğu...
Hayat dediğin meğer ne çok şey alıp götürüyormuş insandan;
Sessizce yitip giden günleri, bir daha dönmeyecek o sıcacık sesini.
Şimdi hangi sokağa dönsem, senin yürüdüğün yollar çıkıyor karşıma,
SERHAT GAZİ
Bir hırka bırakmıştın askıda,
Kokun sinmişti yaka ipliğine.
Her sabah kalktığımda,
"Günaydın" demeni beklerdim o boş odada.
Alışamadım yokluğuna;
@SERHAT GAZİ:
Bir akşamüstü çökerken içime o bilindik sızı,
Gökyüzünde ararım sana benzeyen tek bir yıldızı.
Gözlerin bir huzur deryasıydı, bakışın merhamet,
Sen gittin ya anneciğim, yarım kaldı sanki bu dünya.
Ellerin vardı senin, duaya kalkan o mübarek ellerin,
Serhat gazı.
Yaban Gülüme…
Bir eylül akşamı çöker başıma,
Yollar uzar, ömür geçer, varılmaz.
Gönül dağı derler şu yalnız yaşıma,
Taşı ağırdır, boranı dinmez, yorulmaz.
Kimse duymasın, kimse bilmesin.
Sussun bu şehir, sussun insanlık,
Bizim fırtınamızı kimse sezmesin.
Öyle bir yangın ki bu, sessizce büyüyen,
Dışarıya soğuk, içeriye kıyamet...
Dünya bize hayran kalsın kalmasına da,
Dağ rüzgârı çarpar da tenine, irkilirsin, bilirsin,
Sen bu ömrün en asi, en güzel dikenisin.
Adını her fısıldayışımda bir hüzün çöker odaya,
Yılların yorgunluğu siner ellerime, bilmezsin.
Biz kolay geçmedik bu yollardan, yaban gülüm,
Gözlerindeki o mahzun derinlik benim sürgünüm.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!