Dünya değişmek için
çok büyük olabilir;
ama iki insanın birbirine
iyi davranması
her zaman mümkündür.
Aşk
Seninle öğrendim:
Bazen devrim,
Bir meydanda başlamaz.
Bir insanın
başka bir insanın kalbine
zarar vermemeye karar verdiği
yerde başlar.
Aşk
Her akşam
günün bütün yorgunluğunu
bir kenara bırakıp
seni düşünüyorum.
Öyle büyük şeyler değil.
Sesini.
Gülüşünü.
Bir cümlenin ortasında
durup bana bakışını...
İnsan bazen
birini sevmek için
daha fazlasına ihtiyaç duymuyor.
Aşk
Sana Ayrılan Sessizlik
Seni sevdiğimi
kimseye anlatmadım.
Çünkü bazı sevgiler
söylenince değil,
saklanınca büyüyor.
Sen bilmiyorsun belki,
Ama her akşam
günün bütün yorgunluğunu
bir kenara bırakıp
seni düşünüyorum.
Öyle büyük şeyler değil.
Sesini.
Gülüşünü.
Bir cümlenin ortasında
durup bana bakışını...
İnsan bazen
birini sevmek için
daha fazlasına ihtiyaç duymuyor.
Sen yanımdayken
zamanı unutuyorum.
Gittiğinde
zamanın ne kadar uzun
olduğunu anlıyorum.
Garip değil mi?
Aynı insan,
Birinin yanında
zamanı durduruyor,
Yokluğunda
saatleri çoğaltıyor.
Sana hiçbir söz vermedim.
Çünkü sözler
bazen insanların
taşıyamayacağı kadar ağır.
Ben sana
daha küçük bir şey verdim:
Kalbimde
kimsenin dokunmadığı
bir yer.
Orada hâlâ sen varsın.
Ne yaşlandın,
Ne uzaklaştın,
Ne de değiştin.
Çünkü hafızam
seni en güzel hâlinle
saklamayı seçti.
Bir gün karşılaşırsak
sana geçmişi anlatmayacağım.
Sadece
“İyi misin?”
diye soracağım.
Sen “İyiyim.” dersen
gülümseyeceğim.
Ama gözlerine biraz daha
uzun bakacağım.
Belki sen de anlarsın:
Bazı insanlar
hayatımızdan çıkabilir;
ama kalbimizden çıkmaları
için gitmeleri yetmez.
Çünkü aşk,
Birinin yanında olmak değil yalnızca;
O yokken bile
içinde ona ait
sessiz bir yer bırakmaktır.
Aşk
Kalbimde
kimsenin dokunmadığı
bir yer.
Orada hâlâ sen varsın.
Ne yaşlandın,
Ne uzaklaştın,
Ne de değiştin.
Çünkü hafızam
seni en güzel hâlinle
saklamayı seçti.
Aşk
Zaman bedenleri değiştirir,
yollar insanları ayırır;
ama gerçek bir sevgi
hatırlanmak için değil,
yaşandığı anda
zamana meydan okumak için vardır.
Sen benim
zamana karşı söylediğim
en güzel sözdün.
Ve ben,
O sözü
hâlâ tutuyorum.
Aşk
Dünya
bizi hangi yöne savurursa savursun,
Ben biliyorum:
Dağlar aşılır.
Nehirler geçilir.
Kışlar biter.
Yollar yeniden bulunur.
Ama insanın kalbinde
gerçekten bir yuva varsa,
En uzun yol bile
eve dönüş yoludur.
Benim evim,
Senin yanında
kendim olabildiğim yerdir.
Ve ben,
Ne kadar uzaklaşırsam uzaklaşayım,
o yeri bulmayı
hep bileceğim.
Aşk
Sen
benim dönmek istediğim
tek yerdin.
Yıllar geçse de
bunu unutmayacağım.
Çünkü aşkı
güneşli günlerde öğrenmedim.
Karanlıkta,
Soğukta,
Yol kaybolduğunda öğrendim.
Bir insanın
başka bir insana
sığınak olabileceğini
orada anladım.
Şimdi dünya
bizi hangi yöne savurursa savursun,
Ben biliyorum:
Dağlar aşılır.
Nehirler geçilir.
Kışlar biter.
Yollar yeniden bulunur.
Ama insanın kalbinde
gerçekten bir yuva varsa,
En uzun yol bile
eve dönüş yoludur.
Benim evim,
Senin yanında
kendim olabildiğim yerdir.
Ve ben,
Ne kadar uzaklaşırsam uzaklaşayım,
o yeri bulmayı
hep bileceğim.
Aşk
Belki sen,
Benim hayatıma
sonradan eklenmiş
bir cevap değil,
Yıllardır sorduğum
sorunun kendisisin.
Aşk
Hayat,
Bütün eksikliklerine rağmen
Hâlâ güzel.
Çünkü bir yerlerde
sen varsın.
Bir yerlerde de
seni hatırlayan
Ben.
Aşk
Dünyada
insanın kendisi olabileceği
yerler giderek azalırken,
Bir insanın yanında
maskesiz durabilmek
küçük bir mucize değil,
büyük bir cesarettir.
Sen benim
o cesaretimsin.
Ve ben,
İlk kez
Kendimi saklamadan
seni seviyorum.
Aşk
Bazı insanlar
hayatımıza kalmak için değil,
İçimizde daha önce
hiç açılmamış bir kapıyı
açmak için gelir.
Sen o kapıyı açtın.
Ben içeri girdim.
Ve orada,
Seni değil,
Kendimin
sevilmeyi bekleyen
yanını buldum.
Aşk
Güzel olan her şey sana benziyordu.
Aşk
ZAMAN
Zaman bedenleri değiştirir,
yollar insanları ayırır;
ama gerçek bir sevgi
hatırlanmak için değil,
yaşandığı anda
zamana meydan okumak için vardır.
Sen benim
zamana karşı söylediğim
en güzel sözdün.
Ve ben,
O sözü
hâlâ tutuyorum.
Aaaaaaaaaaaaaşk
Hayat,
Bütün eksikliklerine rağmen
Hâlâ güzel.
Çünkü bir yerlerde
sen varsın.
Bir yerlerde de
seni hatırlayan
Ben.
Ooooooooooyyyyy
Hayat,
Bütün eksikliklerine rağmen
Hâlâ güzel.
Çünkü bir yerlerde
sen varsın.
Bir yerlerde de
seni hatırlayan
Ben.
Bazı insanlar
hayatımıza kalmak için değil,
İçimizde daha önce
hiç açılmamış bir kapıyı
açmak için gelir.
Sen o kapıyı açtın.
Ben içeri girdim.
Ve orada,
Seni değil,
Kendimin
sevilmeyi bekleyen
yanını buldum.
Aaaaaaaaaaaaaşk
Hayat,
Bütün eksikliklerine rağmen
Hâlâ güzel.
Çünkü bir yerlerde
sen varsın.
Bir yerlerde de
seni hatırlayan
Ben.
Ooooooooooyyyyy
Hayat,
Bütün eksikliklerine rağmen
Hâlâ güzel.
Çünkü bir yerlerde
sen varsın.
Bir yerlerde de
seni hatırlayan
Ben.
Aşk
Aşk,
biri giderken
arkasından sessizce
“Yine gel.”
demekmiş.
Sen yine gel.
Çay soğur.
Yağmur diner.
Akşam olur.
Biz konuşuruz.
Dünya da
Bir süreliğine
kendi hâline bakar.
Aşk
Seni ilk gördüğüm gün
bir hikâye başladığını sandım.
Meğer
Yıllardır içimde duran
eski bir cümlenin
devamıymışsın.
Aşk
İnsan,
Birini gerçekten sevmişse
O sevgi,
kalbin gizli arşivinde
zamanın ulaşamadığı
bir yerde kalır.
Aşk
Benim sana
bırakacağım son cümle de
bu olsun:
Dünya değişebilir.
Şehirler yıkılabilir.
Zaman her şeyi
yerinden oynatabilir.
Ama insan,
Birini gerçekten sevmişse
O sevgi,
kalbin gizli arşivinde
zamanın ulaşamadığı
bir yerde kalır.
Aşk
Kalbin Gizli Arşivi
Seni ilk gördüğüm gün
bir hikâye başladığını sandım.
Meğer
Yıllardır içimde duran
eski bir cümlenin
devamıymışsın.
Şehir akşam oluyordu.
Eski taşların üzerinde
yüzyılların ayak izleri,
Bir fırının önünde
sıcak ekmek bekleyen insanlar,
Bir pencerede
unutulmuş sarı bir ışık...
Dünya kendi hâlinde
yaşıyordu.
Ben ise
seni keşfetmiştim.
Oysa aşkın ilk yanılgısı
budur:
İnsan birini bulduğunu sanır.
Sonra anlar ki
aslında kendisinin
bir parçasını bulmuştur.
Seninle yürürken
eski şehirlerin sokaklarından geçtik.
Taşlar sustu.
Çeşmeler konuştu.
Zaman,
Bir hükümdarın mührü gibi
ağır ağır geçti üzerimizden.
Ben sana bakıyordum.
Sen dünyaya.
Ve düşündüm:
Milyonlarca yıl önce
başka insanlar da
birbirlerinin ellerini tutmuştu.
İmparatorluklar kurulmuş,
Yıkılmış,
Sınırlar değişmiş,
Paralar değer kazanmış,
Değer kaybetmişti.
Ama insanın
bir başkasına
“Buradayım.”
deme ihtiyacı
Hiç değişmemişti.
Belki aşkın
en eski ekonomisi budur:
Bir insan
kalbinden bir parça verir,
Karşılığında
bir garanti beklemeden.
Ben de sana
böyle geldim.
Bütün hesaplarımı
kapatarak.
Kazanç beklemeden.
Kayıptan korkmadan.
Çünkü seni
sahip olunacak bir şey
olarak görmedim.
Sen bir mülk değildin.
Bir ödül değildin.
Bir yatırım hiç değildin.
Sen,
Hayatın bana
sormadan verdiği
bir ihtimaldin.
Ve ben
İhtimallerin
en güzelini
Gerçek sanacak kadar
insandım.
Sonra seni tanıdım.
Hayalimdeki kadın
yavaş yavaş kayboldu.
Yerine
Yorulan,
Kırılan,
Bazen susan,
Bazen haksız çıkan,
Ama bütün bunlara rağmen
sevilmeye değer
gerçek bir insan geldi.
İşte o zaman
Aşkın ne olduğunu
ilk kez anladım.
Hayali sevmek kolaydı.
Gerçeği gördükten sonra
sevmeye devam etmek
asıl meseleydi.
Bir gece
uzun bir yolculuğa çıktık.
Dağların üzerinden
rüzgâr geçiyordu.
Uzakta bir kale
karanlığın içinde
tek başına duruyordu.
Sen elimi tuttun.
Ben düşündüm:
Kader belki de
büyük savaşlardan,
Krallıklardan,
Tarihten değil,
Böyle küçük anlardan
oluşuyordu.
İki insanın
aynı anda susmasından.
Aynı yöne bakmasından.
Birbirini
özgür bırakırken
yanında kalmasından.
Çünkü sevgi
“Benim ol.”
demek değil.
“Kendin ol;
ben yine de
yanında olayım.”
diyebilmektir.
Yıllar geçecek.
Biliyorum.
Fotoğraflar sararacak.
Evlerin duvarları değişecek.
Bugün kullandığımız
kelimeler bile
başka anlamlara dönüşecek.
İnsanlık yeni hikâyeler
kuracak.
Yeni şehirler,
Yeni sınırlar,
Yeni paralar,
Yeni inançlar...
Ama bir yerde
Bir insan yine
başka bir insanın gözlerine bakacak
Ve bütün tarihin
içinden geçerek
Aynı eski soruyu soracak:
“Beni gerçekten
görüyor musun?”
Ben seni gördüm.
Kusurlarınla.
Sessizliklerinle.
Geçmişinle.
Özgürlüğünle.
Ve senin bende bıraktığın
bütün o küçük izlerle...
Şimdi geriye
ne kalır bilmiyorum.
Belki bir fotoğraf.
Belki eski bir fincan.
Belki bir mektup.
Belki yalnızca
bir şehrin sokağında
ansızın duran bir adam.
Ama biliyorum:
Bir zamanlar
İki ayrı hayat,
İki ayrı tarih,
İki ayrı yalnızlık
Aynı hikâyeye
kısa bir süreliğine
inandı.
Ve o hikâye
Ne bir zaferdi,
Ne bir yatırım,
Ne bir tesadüf,
Ne de çözülecek
bir bilmeceydi.
O,
Birbirini değiştirmeden
birbirine dokunan
iki özgür insanın
aynı anda
“evet” demesiydi.
Benim sana
bırakacağım son cümle de
bu olsun:
Dünya değişebilir.
Şehirler yıkılabilir.
Zaman her şeyi
yerinden oynatabilir.
Ama insan,
Birini gerçekten sevmişse
O sevgi,
kalbin gizli arşivinde
zamanın ulaşamadığı
bir yerde kalır.
Aşk
Aşkın ilk yanılgısı:
İnsan birini bulduğunu sanır.
Sonra anlar ki
aslında kendisinin
bir parçasını bulmuştur.
Aşk
Günü geldiğinde
şunu söyleyeceğim:
Bunca yıl
seni aramadım.
Çünkü
Kaderin beni sana
zaten götüreceğini
biliyordum.
Aşk
Aşk
Çözülecek bir bilmece değil,
İçinde yaşamayı
göze aldığın bir sırdı.
Yıllar geçti.
Haritalar değişti.
Sınırlar değişti.
İnsanlar
başka şehirlere dağıldı.
Ama benim için
tek bir yer değişmedi:
Senin yanın.
Aşk
Ne sana yakınım,
Ne senden uzağım.
Sadece
Bir zamanlar
yanımda yürümüş
birini taşıyorum içimde.
Aşk
Hayaller
insana mutluluk vaat eder.
Gerçeklik ise
bir insanı olduğu gibi
kabul etmeyi öğretir.
Aşk
Bana baktığında
sanki yıllardır kapalı duran
bir pencere açılıyor içimde.
Akşamın serinliği giriyor,
ardından senin sıcaklığın.
Aşk
Üzüldüğümüzde de
birbirimizi sevmeyi
öğreneceğiz.
Çünkü sevgi
söylenen bir söz değil;
insanın her gün yeniden
verdiği bir karardır.
Aşk
Gerçek sevgi
güzel günlerin süsü değil,
karanlık çöktüğünde
birbirini bırakmamaktır.
Aşk
Sevgi Bir Söz Değildir
Seni sevmek
yalnızca adını kalbimde taşımak değil;
zor zamanda yanında durmaktır.
Çünkü gerçek sevgi
güzel günlerin süsü değil,
karanlık çöktüğünde
birbirini bırakmamaktır.
Ben seni
kolay olduğu için sevmedim.
Aksine,
kalbimin önüne çıkan bütün korkulara rağmen
sana doğru yürüdüm.
Bir insanı sevmek,
onun kusursuz olduğuna inanmak değildir;
kusurlarını görüp
yine de elini bırakmamaktır.
Eğer bir gün
dünya bize sırtını dönerse,
ben sana yüzümü dönerim.
Eğer bütün yollar
bizden uzaklaşırsa,
ben seninle kalacak
küçük bir yol bulurum.
Çünkü aşk,
yalnızca iki kalbin birbirini bulması değildir.
Aşk;
iki insanın
hakikatin önünde
birbirine karşı dürüst kalmasıdır.
Ve ben sana söz vermiyorum
hiç üzülmeyeceğimize.
Sana daha zor bir şey söylüyorum:
Üzüldüğümüzde de
birbirimizi sevmeyi
öğreneceğiz.
Çünkü sevgi
söylenen bir söz değil;
insanın her gün yeniden
verdiği bir karardır.
Aşk
İnsan
sevdiğini sahiplenmek istediğinde küçülür;
sevdiğinin varoluşunu
olduğu hâliyle kabul ettiğinde
içinde daha geniş bir dünya açılır.
Ve eğer aşkın
sonsuz bir yanı varsa,
o senin bedeninde değil yalnızca;
seni sevdiğim anda
içimde doğan
o tarifsiz yaşam gücündedir.
Aşk
Seni Sevmek Bir Zorunluluk Değil
Seni sevmek
bir rastlantı değildi.
Belki de evrenin
sessiz düzeninde
çok önceden yerini bulmuş
bir karşılaşmaydık biz.
Sen bana geldiğinde
doğa biraz daha anlaşılır oldu;
çünkü insan bazen
kendisini bir başkasında görmeden
kendi varlığının anlamını kavrayamıyor.
Seni arzuladığım için değil,
varlığın benim varlığımı çoğalttığı için sevdim seni.
Sen yanımdayken
düşüncelerim berraklaşıyor,
kalbim korkudan uzaklaşıyor.
İşte aşk belki de budur:
Bir başkasına sahip olmak değil,
onun varlığıyla
kendi varlığının daha güçlü olduğunu
fark etmek.
Sana bağlanırken
özgürlüğümü kaybetmedim.
Aksine,
seni gerçekten anladıkça
sana duyduğum sevginin
bir zincir değil,
bir yükseliş olduğunu gördüm.
Çünkü insan
sevdiğini sahiplenmek istediğinde küçülür;
sevdiğinin varoluşunu
olduğu hâliyle kabul ettiğinde
içinde daha geniş bir dünya açılır.
Ve eğer aşkın
sonsuz bir yanı varsa,
o senin bedeninde değil yalnızca;
seni sevdiğim anda
içimde doğan
o tarifsiz yaşam gücündedir.
Belki bir gün
zaman bizi birbirimizden uzaklaştırır.
Ama bil:
Bir kez gerçekten sevilen şey
tamamen yok olmaz.
Çünkü sevgi,
iki insan arasındaki bir an olmaktan çıkıp
varlığın kendisini daha çok sevmesine
dönüştüğünde
artık zamana ait değildir.
Ben seni
sahip olmak için değil,
sen olduğun için
ve senin varlığınla
ben biraz daha çok “ben” olduğum için
seviyorum.
Aşk
Belki gerçek aşk
İki insanın
birbirine zincir olması değil,
İki özgür insanın
aynı yolu seçmesidir.
Aşk
Seni sevmek
Senin kararlarını
yönetme hakkı vermiyor bana.
Gidersen
Canım yanacak.
Bunu inkâr etmiyorum.
Ama acım
Senin özgürlüğünün
bedeli olmayacak.
Ben kendi acımı
kendim taşıyacağım.
Sen de kendi yolunu
yürüyeceksin.
Aşk
Yanında, Ama Sana Ait Değil
Seni seviyorum.
Ama seni
kendime ait kılmak istemiyorum.
Çünkü aşkın en büyük yanılgısı
“biz” derken
“ben”i yok etmek.
Sen kendi hayatını
taşıyan bir insansın.
Ben de öyle.
Senin geçmişin var,
Benim geçmişim.
Senin seçtiğin yollar,
Benim vazgeçtiklerim.
Birbirimize gelmeden önce
de vardık.
Bunu unutmadan
sevmek istiyorum seni.
Çünkü seni seviyorsam
Kendi yalnızlığımı
senin omuzlarına
yüklememeliyim.
Beni tamamlamanı
beklememeliyim.
Ben eksiksem
bunu senin görevin
saymamalıyım.
Sen de eksiksen
seni düzeltmeye
çalışmamalıyım.
Belki gerçek aşk
İki insanın
birbirine zincir olması değil,
İki özgür insanın
aynı yolu seçmesidir.
Ve seçim
Her sabah yeniden
yapılmadığında
alışkanlığa dönüşür.
Ben seni
alıştığım için değil,
Bugün de
özgür irademle
seçtiğim için seviyorum.
Yarın fikrin değişirse
Bunu bana karşı
bir ihanet saymayacağım.
Çünkü seni sevmek
Senin kararlarını
yönetme hakkı vermiyor bana.
Gidersen
Canım yanacak.
Bunu inkâr etmiyorum.
Ama acım
Senin özgürlüğünün
bedeli olmayacak.
Ben kendi acımı
kendim taşıyacağım.
Sen de kendi yolunu
yürüyeceksin.
Belki yollarımız
bir gün ayrılacak.
Belki aynı evde
yaşlanacağız.
Bilmiyorum.
Ama bildiğim bir şey var:
Seni sevmenin
en dürüst biçimi,
senin benden bağımsız
bir insan olduğunu
unutmamaktır.
Yanımda ol.
Ama bana ait olma.
Elimi tut.
Ama kendi yolunu
unutma.
Benimle yürü.
Ama gerekirse
benden önce
kendi hakikatinin
peşinden git.
Çünkü aşk
Bir insanı kendine
bağlamak değil,
Onun özgürlüğüne
saygı duyarken
kalbini ona açabilmektir.
Ben seni böyle seviyorum:
Yanımda,
Ama özgür.
Bana yakın,
Ama kendine ait.
Ve belki
İki insanın birbirine
verebileceği en büyük söz
şudur:
“Seni tutmayacağım;
ama seçtiğin sürece
seninle yürüyeceğim.”
Aşk
Sen benim
Şimdiki zamanımın
özgürce seçilmiş
gerçeğisin.
Ve eğer aşkın
bir anlamı varsa,
Belki de budur:
İki insanın
birbirine sahip olmadan,
Birbirini değiştirmeden,
Birbirinin özgürlüğünü
inkâr etmeden
Her gün yeniden
“Seni seçiyorum.”
diyebilmesi.
Aşk
Seninle Seçtiğim Dünya
Seni sevmeden önce
dünyanın bir anlamı olduğunu sanıyordum.
Sonra sen geldin.
Anlamın hazır bulunmadığını
öğrendim.
İnsan,
Bir şeyleri seçerek
kendi dünyasını kuruyordu.
Ben de seni seçtim.
Bu yüzden
seni kader diye açıklayamam.
Kader demek kolay olurdu.
“Böyle olması gerekiyordu.”
Hayır.
Gerekmiyordu.
Sen olabilirdin,
Ben başka birini sevebilirdim.
Hiç karşılaşmayabilirdik.
Ama karşılaştık.
Ve ben
Seni seçtim.
Aşkın sorumluluğu
tam da burada başlıyor.
Çünkü seçtiğin insanın
ardına kaderi saklayamazsın.
Sana “mecburdum” demiyorum.
“Dayanamadım” da.
Seni sevdim.
Ve bunun sorumluluğunu
kendime bırakıyorum.
Sen de özgürsün.
Beni sevmek zorunda değilsin.
Yanımda kalmak,
Beni anlamak,
Beni affetmek...
Hiçbiri sana borç değil.
Belki bu yüzden
aşkımızın içinde
küçük bir uçurum var.
Sen bir yandasın.
Ben öteki.
Aramızda
hiçbir garanti yok.
Ama yine de
sana doğru yürüyorum.
Çünkü özgürlük
bazen boşlukta durmak değil,
Boşluğa rağmen
birini seçebilmektir.
Bana baktığında
kendimi görmek istemiyorum.
Senin gözlerinde
kendi suretimi ararsam
seni bir aynaya dönüştürürüm.
Ben seni
ayna olduğun için değil,
Benden bağımsız
bir dünya olduğun için
seviyorum.
Senin başka düşüncelerin var.
Başka korkuların.
Benden önceki
bir hayatın.
Benden sonra da
sürecek bir zamanın.
Ve ben
Bütün bunları bilerek
yanında duruyorum.
Belki yarın gidersin.
Belki ben giderim.
O zaman bile
Bugün verdiğim karar
sahte olmayacak.
Çünkü bir seçimin
sonucu değişti diye
o seçim anlamsızlaşmaz.
Sen benim
sonsuzluğum değilsin.
Sonsuzluk
fazla kolay bir vaat.
Sen benim
Şimdiki zamanımın
özgürce seçilmiş
gerçeğisin.
Ve eğer aşkın
bir anlamı varsa,
Belki de budur:
İki insanın
birbirine sahip olmadan,
Birbirini değiştirmeden,
Birbirinin özgürlüğünü
inkâr etmeden
Her gün yeniden
“Seni seçiyorum.”
diyebilmesi.
Aşk
Bence aşkın
en dürüst hâli.
Sana “benim ol” demiyorum.
Çünkü sahip olunan
bir insan değil,
Kendi kararlarını veren
bir bilinçsin.
Ben seni
özgür olduğun için
seviyorum.
Bana ihtiyaç duyduğun için değil.
Bana bağımlı olduğun için hiç değil.
Beni seçtiğinde
gözlerinde gördüğüm şey
Mecburiyet değil,
İrade.
İşte o zaman
kalbim gerçekten
sana yaklaşıyor.
Çünkü sevgi
Birinin hayatını
kendi hayatının yerine koymak değil,
İki hayatın
kendi değerini koruyarak
birbirine açılmasıdır.
Sen başarılı olduğunda
seni kıskanmayacağım.
Ben yükseldiğimde
sen küçülmeyeceksin.
Birbirimizin ışığını
söndürmeden
Yan yana daha çok
aydınlanacağız.
Çünkü gerçek aşk
Birinin diğerini
küçültüp büyümesi değil,
İki insanın
kendi gücünü koruyarak
birbirini daha da güçlü
hissettirmesidir.
Aşk
Seni Seçiyorum
Seni sevmek
kendimden vazgeçmek değil.
Tam tersine,
Kendimi bulduğum yerde
sana rastlamak.
Ben sen olmadan da
varım.
Sen de ben olmadan.
İşte bu yüzden
yan yana duruşumuz
bir zorunluluk değil,
Bir seçim.
Seni eksikliğimi
kapat diye sevmiyorum.
Çünkü eksiklerimi
başkasının ellerine
bırakmak istemiyorum.
Kendi hayatımı
kendim kuruyorum.
Sen de kendi hayatını.
Ve iki ayrı dünyanın
birbirine yaklaşması
Bence aşkın
en dürüst hâli.
Sana “benim ol” demiyorum.
Çünkü sahip olunan
bir insan değil,
Kendi kararlarını veren
bir bilinçsin.
Ben seni
özgür olduğun için
seviyorum.
Bana ihtiyaç duyduğun için değil.
Bana bağımlı olduğun için hiç değil.
Beni seçtiğinde
gözlerinde gördüğüm şey
Mecburiyet değil,
İrade.
İşte o zaman
kalbim gerçekten
sana yaklaşıyor.
Çünkü sevgi
Birinin hayatını
kendi hayatının yerine koymak değil,
İki hayatın
kendi değerini koruyarak
birbirine açılmasıdır.
Sen başarılı olduğunda
seni kıskanmayacağım.
Ben yükseldiğimde
sen küçülmeyeceksin.
Birbirimizin ışığını
söndürmeden
Yan yana daha çok
aydınlanacağız.
Çünkü gerçek aşk
Birinin diğerini
küçültüp büyümesi değil,
İki insanın
kendi gücünü koruyarak
birbirini daha da güçlü
hissettirmesidir.
Yarın yollarımız ayrılırsa
Sana lanet etmeyeceğim.
Çünkü seni seçtiğim gibi
gitme hakkını da
tanıyacağım.
Ama bugün
Buradaysan,
Ben de buradaysam,
Ve ikimiz de
özgür irademizle
birbirimize bakıyorsak,
Bundan daha değerli
bir söz aramam.
Seni seçiyorum.
Sana sahip olmak için değil.
Seni değiştirmek için değil.
Kendimi unutmak için hiç değil.
Kendi hayatımı severken
senin hayatını da
sevebildiğim için.
Ve belki aşkın
en güçlü cümlesi budur:
“Sana ihtiyacım olduğu için değil,
sana ihtiyaç duymadan da
seni seçebildiğim için
seni seviyorum.”
Aşk
“Sana ihtiyacım olduğu için değil,
sana ihtiyaç duymadan da
seni seçebildiğim için
seni seviyorum.”
Aşk
İki Kişilik Bir Dünya
Sabahın ilk ışığında
işçiler sokaklara dağılıyor.
Fabrikalar uyanıyor.
Saatler çalışıyor.
Şehir,
İnsanların zamanını
küçük parçalara bölüp
geri satıyor.
Ben ise
Seni düşünüyorum.
Çünkü senin yanında
zamanın başka bir ölçüsü var.
Bir saat
Bazen bir bakış kadar kısa,
Bir akşam
Bir ömür kadar uzun.
Bize öğretilen
her şeyin bir bedeli var.
Emek,
Zaman,
Para,
Başarı...
Ama aşkın
fiyatını kimse yazamıyor.
Çünkü gerçek sevgi
Alınıp satılan bir şey değil.
Bir insanın
başka bir insanın
yükünü paylaşmasıdır.
Sen yorulduğunda
ben dinlenmiş sayılmam.
Sen üzgünken
benim mutluluğum
tam değildir.
Ama bu,
Kendimi sana feda etmek
demek de değil.
İkimiz de
kendi hayatımızın
sahibiyiz.
Sadece
Hayatlarımızın
birbirine yabancılaşmasına
izin vermiyoruz.
Bir gün
aynı masada oturup
ekmeği bölersek,
Bunun büyük bir devrim
olduğunu söylemeyeceğim.
Ama bilirim:
Dünyanın bütün servetlerinden
daha değerli bir şey vardır.
Bir insanın
“Bu yükü
tek başına taşıma.”
demesi.
Sen bana bunu söyledin.
Ben de
Sana elimden geleni
verdim.
Ne bir borç,
Ne bir alışveriş,
Ne de bir karşılık
bekleyerek.
Çünkü sevgi
Karşılıklı hesapların
sona erdiği yerde
başlar.
Dünyada hâlâ
duvarlar var.
Sınırlar var.
İnsanları birbirinden
ayıran büyük düzenler var.
Ama sen elimi tuttuğunda
Aramızdaki bütün
görünmez duvarlar
bir anlığına kalkıyor.
Ve ben düşünüyorum:
Belki insanın gerçek
özgürlüğü
Bir başkasının üstünde
egemen olmak değil,
Yan yana yürürken
kimsenin kimseye
efendi olmamasıdır.
Sen benim değilsin.
Ben senin değilim.
Ama
Aynı ekmeği bölüşebilir,
Aynı yağmurda ıslanabilir,
Aynı geleceği
kurmayı seçebiliriz.
Ve eğer aşkın
bir devrimi olacaksa,
Ben onun
Büyük meydanlarda değil,
İki insanın
birbirini sömürmeden
sevdiği küçük bir evde
başlayacağına inanıyorum.
Aşk
Sen benim
mantığımı bozan güzel tesadüfsün.
Ne kadar kaçsam
kalbimin pusulası
hep seni gösteriyor.
Bir gün yaşlanırsak,
ellerimiz bugünkü kadar güçlü olmazsa,
yüzümüzde yılların ince çizgileri çoğalırsa
sana yine ilk günkü gibi bakacağım.
Çünkü aşk
genç kalmak değildir;
aynı insanın yüzünde
her yaşta yeni bir güzellik bulmaktır.
Aşk
Seninle
bir fincan kahve,
pencerede yağmur,
omzuma bıraktığın başın
ve kimsenin bilmediği
küçük bir “biz” yeter.
Aşk
Bazı soruların cevabı
kelimelerde değil,
bir insanın yanında
kalma biçiminde saklıdır.
Aşk
Seninle
kendimin hiç tanımadığım
taraflarıyla karşılaştım.
Kıskançlığımı,
korkumu,
arzumu,
sadakatimi...
Hepsini.
Aşk
PARÇA
Dünya kendi hâlinde
yaşıyordu.
Ben ise
seni keşfetmiştim.
Oysa aşkın ilk yanılgısı
budur:
İnsan birini bulduğunu sanır.
Sonra anlar ki
aslında kendisinin
bir parçasını bulmuştur.
Aaaaaaaaaaaşk
Seninle
bir fincan kahve,
pencerede yağmur,
omzuma bıraktığın başın
ve kimsenin bilmediği
küçük bir “biz” yeter.
Oooooooooooyyy
Seninle
bir fincan kahve,
pencerede yağmur,
omzuma bıraktığın başın
ve kimsenin bilmediği
küçük bir “biz” yeter.
Hayaller
insana mutluluk vaat eder.
Gerçeklik ise
bir insanı olduğu gibi
kabul etmeyi öğretir.
Bana baktığında
sanki yıllardır kapalı duran
bir pencere açılıyor içimde.
Akşamın serinliği giriyor,
ardından senin sıcaklığın.
Aaaaaaaaaaaşk
Seninle
bir fincan kahve,
pencerede yağmur,
omzuma bıraktığın başın
ve kimsenin bilmediği
küçük bir “biz” yeter.
Oooooooooooyyy
Seninle
bir fincan kahve,
pencerede yağmur,
omzuma bıraktığın başın
ve kimsenin bilmediği
küçük bir “biz” yeter.
Aşk
Bazı insanlar
hayatına aşk olarak girmez.
Önce bir tesadüf olurlar,
sonra alışkanlık,
sonra sığınak,
en sonunda da
“İyi ki” dediğin insan.
Aşk
Elimi tuttun
ve hiçbir şey söylemeden
şunu hissettirdin:
“Hâlâ yaşamaya değer bir şey var.”
Aşk
Bazı aşklar insanın hayatına girmez.
Hayatının biçimini değiştirir.
Sen benimkini değiştirdin.
Şimdi gitmek istersen git.
Ben seni tutmayacağım.
Ama bil ki
bir gün başka bir şehirde
başka birinin yanında
kendini sebepsizce hüzünlü bulursan,
bunun nedeni belki de
bir zamanlar birinin seni
gerçekten sevmiş olmasıdır.
Ve o biri, benim.
Aşk
Bazen seni sevdiğimi
unutmak istedim.
Başaramadım.
Çünkü unutmak için
önce seni hatırlamamayı öğrenmek gerekiyordu.
Ben ise
her sabah fark etmeden
aynı yere bakıyordum:
Kapıya.
Belki gelirsin diye değil.
Belki insan
sevdiği kişinin gelme ihtimalini
bir süre daha
hayatında tutmak istiyor.
Şimdi gel.
Ama acele etme.
Aşk
İki Kişilik Bir Sessizlik
Dünya çok büyüktü
biz çok küçüktük.
Bir şehir vardı
adını bilmiyorduk.
Bir gökyüzü vardı
bize ait değildi.
Sonra sen
elimi tuttun.
O kadar basit.
Savaşlar durmadı.
İnsanlar birbirinden nefret etmeyi bırakmadı.
Trenler istasyonlara gelip gitti.
Gazeteler yine kötü haberlerle doldu.
Ama sen elimi tuttun.
O an
dünyanın tamamını kurtarmamız gerekmediğini düşündüm.
Sadece
yan yana durmamız yeterliydi.
Sen bana baktın.
Ben sana.
İki insan.
İki yalnızlık.
Ve aramızda
hiçbir devletin,
hiçbir sınırın,
hiçbir savaşın ölçemeyeceği
küçük bir ülke kuruldu.
Adını aşk koyduk.
Sonra gece oldu.
Karanlık büyüdü.
Sen uyudun.
Ben uyumadım.
Çünkü insan sevdiği kişiye bakarken
zamanın geçmesini istemiyor.
Saat ilerledi.
Dünya döndü.
Biz hâlâ oradaydık.
Ve ilk kez anladım:
Belki aşk,
dünyayı değiştirmek değildir.
Dünya değişirken
birbirimizin elini bırakmamaktır.
Sabah olduğunda
sen gözlerini açtın.
“Burada mısın?” dedin.
“Buradayım.”
Hepsi bu.
Bazen bir ömür
iki kelimeye sığabilir.
Buradayım.
Ve
seninleyim.
Aşk
İşimi sordular, sevgiliyi düşünmek dedim.
Aşk
Vicdanımın Yanında
Sana sevgimi
bir yemin gibi taşımıyorum;
çünkü yeminler bazen
dudaklarda kalır.
Ben seni
vicdanımın bildiği yerden seviyorum.
Kimse görmese de
yanında durduğum,
kimse alkışlamasa da
adını savunduğum bir yerden.
Bana
“Unut,” deseler
unutamam.
“Vazgeç,” deseler
vazgeçemem.
Çünkü bazı sevgiler
insanın seçtiği bir yol değil,
hakikati gördükten sonra
artık başka türlü yürüyemediği
bir yoldur.
Sen benim için
kalabalığın içinde
tek başına duyduğum
en doğru sestin.
Ve bilirim,
gerçek sevgi
kolay olanı seçmez.
Bazen susar,
bazen bekler,
bazen yalnız kalır.
Ama sevgisini
inkâr etmez.
Eğer bir gün
herkes senden uzaklaşırsa,
ben yine adını
içimde temiz tutarım.
Çünkü seni sevmek
sana sahip olmak değil;
sen yokken bile
sana haksızlık etmemektir.
İşte benim aşkım budur:
Ne gösteriş,
ne büyük sözler,
ne de sonsuzluk vaadi.
Sadece
kalbimin önünde duran
ve her gece bana soran
tek bir soru:
“Gerçekten seviyorsan,
neden vazgeçesin?”
Aşk
Ben seni
vicdanımın bildiği yerden seviyorum.
Kimse görmese de
yanında durduğum,
kimse alkışlamasa da
adını savunduğum bir yerden.
Bana
“Unut,” deseler
unutamam.
“Vazgeç,” deseler
vazgeçemem.
Çünkü bazı sevgiler
insanın seçtiği bir yol değil,
hakikati gördükten sonra
artık başka türlü yürüyemediği
bir yoldur.
Aşk
Sen benim için
kalabalığın içinde
tek başına duyduğum
en doğru sestin.
Aşk
Bilirim,
gerçek sevgi
kolay olanı seçmez.
Bazen susar,
bazen bekler,
bazen yalnız kalır.
Ama sevgisini
inkâr etmez.
Aşk
Eğer bir gün
herkes senden uzaklaşırsa,
ben yine adını
içimde temiz tutarım.
Çünkü seni sevmek
sana sahip olmak değil;
sen yokken bile
sana haksızlık etmemektir.
İşte benim aşkım budur:
Ne gösteriş,
ne büyük sözler,
ne de sonsuzluk vaadi.
Sadece
kalbimin önünde duran
ve her gece bana soran
tek bir soru:
“Gerçekten seviyorsan,
neden vazgeçesin?”
Aşk
Bir gün bütün dünya
“Vazgeç,” dese,
ben yine
içimdeki o sessiz yere dönerim.
Çünkü insan
hakikatten nasıl kaçamazsa,
gerçek sevgisinden de
kolayca kaçamaz.
Aşk
Aşkın Hakikati
Seni sevmek
kolay bir söz değildi benim için.
Çünkü bazı sevgiler
dudaktan çıkmadan önce
vicdandan geçer.
Ben seni
kimse bilmediğinde sevdim,
kimse görmediğinde
adını kalbimde korudum.
Bir gün bütün dünya
“Vazgeç,” dese,
ben yine
içimdeki o sessiz yere dönerim.
Çünkü insan
hakikatten nasıl kaçamazsa,
gerçek sevgisinden de
kolayca kaçamaz.
Sen benim için
bir dilek değilsin yalnızca;
karanlıkta yolumu bulduğum
bir ışık gibisin.
Ve aşk dediğim şey
sana sahip olmak değil,
senin özgürlüğünü
kendi mutluluğumdan
daha değerli bilmektir.
Eğer uzak kalırsak
mesafeyi suçlamam.
Eğer susarsan
sessizliğine kızmam.
Çünkü sevgi,
sevdiğinin üzerine
kendi sesini zorla geçirmek değil;
onun sessizliğini de
duyabilmektir.
Bir gün bana
“Bu aşktan ne kazandın?” diye sorarlarsa,
hiç düşünmeden derim:
Kendime karşı dürüst olmayı.
Çünkü seninle öğrendim;
insan bazen birini severken
dünyaya değil,
kendi vicdanına
sadakat yemini eder.
Ve benim yeminim
sana sahip olmak değil;
seni sevdiğimi
inkâr etmemektir.
Aşk
Adını
dudaklarımdan önce
vicdanımda sakladım.
Bana
“Geçer,” dediler.
Geçmedi.
“Zaman unutturur,” dediler.
Zaman yalnızca
seni daha derine yerleştirdi
içime.
Aşk
Aşkın Mantıksızlığı
Aşkın bir mantığı olsaydı
seni sevmezdim belki.
Çünkü akıl
hesap yapmayı sever:
Ne kadar yaklaşmalı,
ne kadar beklemeli,
hangi sözün ardından
hangi suskunluk gelmeli...
Kalp ise
bütün bu hesapları
bir çırpıda bozan
eski bir filozof kadar inatçı.
Seni ilk gördüğüm gün
dünyanın düzeni bozulmadı.
Güneş yine doğdu,
insanlar yine acele etti,
kahveler yine soğudu,
krallar yine kendilerini önemli sandı.
Yalnızca ben
birdenbire
dünyanın sandığım kadar
ciddi bir yer olmadığını anladım.
Çünkü insan
bir çift göze bakınca
bütün teorilerini
kolayca unutabiliyormuş.
Bana aşkın
bir yanılsama olduğunu söylediler.
Haklı olabilirler.
Fakat ne tuhaf:
Bazı yanılsamalar
insana gerçeğin kendisinden
daha dürüst davranıyor.
Sen yanımdayken
özgürlüğümü kaybetmedim.
Tam tersine,
seni sevmemin
beni sana mahkûm etmediğini öğrendim.
Gerçek aşk
zincir takmaz sevgili.
Kapıyı açık bırakır.
Gitmek istersen
yolu gösterir.
Kalmak istersen
yanına bir sandalye çeker.
Ve ben seni
işte bu yüzden seviyorum:
Seni kendime ait
bir şey sandığım için değil,
kendine ait bir insan olduğun hâlde
kalbimin seni seçmesine
itiraz edemediğim için.
Belki aşk
insan aklının en büyük yanılgısıdır.
Ama sevgilim,
insan bazen
yanılmayı bile bile
en doğru şeyi seçer.
Aşk
“Demek bazı aşklar bitmiyor;
yalnızca insanın içinde
yaşamayı öğreniyor.”
Aşk
Benim sana
söyleyemediğim o cümle:
“Gitme.”
Söylemedim.
Belki gururdan,
belki korkudan,
belki de insanın
en önemli cümleleri
tam söylemesi gereken zamanda
söyleyememesinden.
Aşk
ADIN
Adını
dudaklarımdan önce
vicdanımda sakladım.
Bana
“Geçer,” dediler.
Geçmedi.
“Zaman unutturur,” dediler.
Zaman yalnızca
seni daha derine yerleştirdi
içime.
Aaaaaaaaaaaşk
Bilirim,
gerçek sevgi
kolay olanı seçmez.
Bazen susar,
bazen bekler,
bazen yalnız kalır.
Ama sevgisini
inkâr etmez.
Ooooooooooyyy
Bilirim,
gerçek sevgi
kolay olanı seçmez.
Bazen susar,
bazen bekler,
bazen yalnız kalır.
Ama sevgisini
inkâr etmez.
Elimi tuttun
ve hiçbir şey söylemeden
şunu hissettirdin:
“Hâlâ yaşamaya değer bir şey var.”
“Demek bazı aşklar bitmiyor;
yalnızca insanın içinde
yaşamayı öğreniyor.”
Aaaaaaaaaaaşk
Bilirim,
gerçek sevgi
kolay olanı seçmez.
Bazen susar,
bazen bekler,
bazen yalnız kalır.
Ama sevgisini
inkâr etmez.
Ooooooooooyyy
Bilirim,
gerçek sevgi
kolay olanı seçmez.
Bazen susar,
bazen bekler,
bazen yalnız kalır.
Ama sevgisini
inkâr etmez.
Aşk
“Bir adam,
bir kadını sevdi.
Sonra şehir değişti.
Adam değişmedi.”
Aşk
Seni Sevmek Üzerine Birkaç Yanlış Düşünce
Seni sevdiğimi
ilk başta kabul etmedim.
Çünkü aşkın
insanı biraz aptallaştırdığına inanıyordum.
Ben daha çok
mantıklı insanlardan yanaydım:
Ne istediğini bilen,
sınırlarını koruyan,
mesajlara hemen cevap vermeyen,
gereğinden fazla anlam yüklemeyen insanlar.
Sonra sen geldin.
Ve bütün teorilerim
küçük bir kafede
masanın üzerinde kaldı.
Sana bakarken
geleceği düşünmedim.
Bu beni şaşırttı.
Çünkü ben geleceği
her şeyden çok düşünürdüm.
Sen ise
o anda vardın.
Gülüşün vardı.
Bir de
bana bakarken
sanki söylemediğin bir cümle vardı.
Belki de
aşk dediğimiz şey
tam olarak budur:
Bir insanın
söylemediği şeyleri
duymaya başlamamız.
Sonra aramızda
küçük yanlış anlamalar büyüdü.
Sen sustun.
Ben sustuğunu fark edip
daha çok sustum.
İkimiz de
olgun davrandığımızı sandık.
Oysa yalnızca
kırılmaktan korkuyorduk.
İnsan bazen
gururuna “özsaygı”,
korkusuna “mantık”,
kaçışına “özgürlük”
adını verebiliyor.
Bunu senden sonra öğrendim.
Şimdi seni düşündüğümde
kendime dürüst davranıyorum:
Seni hâlâ istiyorum.
Ama seni
hayatımın eksik parçası olduğun için değil.
Beni tamamlamanı istemiyorum.
Ben tamamlanmış hâlimle
seni sevmek istiyorum.
Sen de
kendin olarak kal.
Ben de
kendim olarak.
Aramızda
iki kusurlu insanın
birbirine verebileceği
en güzel şey olsun:
Birbirimizi değiştirmeden
birbirimize yaklaşabilmek.
Çünkü artık biliyorum;
aşk,
“Sen olmadan yaşayamam” demek değil.
Daha zor bir şey:
“Sen olmadan da yaşayabilirim;
ama hayatımda olmanı
özgürce seçiyorum.”
Belki gerçek sevgi
tam da burada başlıyor.
Aşk
İnsan bazen
bir yüzü görür
ve yıllardır beklediği
mevsime kavuşur.
Aşk
Bazı aşklar
takvimlere uymaz.
Mevsimler geçer,
şehirler değişir,
insanlar uzaklaşır;
ama kalbin bir yerinde
hep aynı sabah kalır.
Ve ben o sabahı
senin adınla hatırlarım.
Aşk
Seni Hatırlamanın Tarihi
Seni sevdiğim gün
şehir henüz bugünkü şehir değildi.
Bir bakkalın önünde
iki sandalye vardı,
birinin üzerinde
yaşlı bir adam oturuyordu.
Diğerine
sen oturmuştun.
Ben o zaman
bunun tarihe geçecek bir an olduğunu
bilmiyordum.
Zaten tarih
çoğu zaman
önemli şeyleri fark etmiyor.
Bir imparatorluk yıkılır,
gazeteler ertesi gün
başka haberlerden söz eder.
Bir insan gider,
evin içindeki saat
çalışmaya devam eder.
Sen gittin.
Saat çalıştı.
Ben çalışamadım.
Bir süre.
Sonra hayat
insanı kendi ayakları üzerine
acımasızca kaldırıyor.
Sabahları ekmek aldım,
otobüslere bindim,
başka insanlarla konuştum.
Hatta birkaç kez
güldüm.
Buna şaşırdım.
Çünkü insan
kalbinin kırılmasını
dünyanın sonu sanıyor.
Oysa dünya
bununla hiç ilgilenmiyor.
Bazen seni
çok sıradan şeylerde buluyorum:
Bir kadının saçlarını
arkaya atışında,
eski bir kitabın
sayfaları arasındaki kokuda,
yağmurdan sonra
kaldırım taşlarının parlamasında,
bir kafede
masaya bırakılmış
yarım fincanda...
Aşkın böyle bir şey olduğunu
geç öğrendim:
İnsan birini kaybedince
onu büyük anlarda değil,
küçük ayrıntılarda
taşımaya başlıyor.
Sana kızdığım zamanlar oldu.
Seni suçladığım da.
Hatta bir gece
bütün bunların
ne kadar gereksiz olduğunu düşünüp
sana hiç âşık olmamış olmayı
diledim.
Sonra güldüm.
Çünkü insan
geçmişiyle pazarlık edemez.
“Şu kısmını geri alalım,”
diyemez.
Hayatın editörü yok.
Keşke olsaydı.
Bazı cümleleri silerdim.
Bazı susuşları.
Ve özellikle
sana söylemediğim
o tek cümleyi:
“Kal.”
Belki kalsaydın
mutlu olmayacaktık.
Belki kavga edecektik.
Belki birbirimizi
hayal ettiğimizden daha çok
hayal kırıklığına uğratacaktık.
Bilmiyorum.
Aşkın en dürüst tarafı
bilmiyor oluşumuz.
İnsan geleceği bilse
belki hiç âşık olmazdı.
Şimdi yıllar sonra
sana baktığımda
seni eskisi kadar özlemiyorum.
Bu iyi bir şey mi,
bilmiyorum.
Ama seni düşündüğümde
içimde bir pencere açılıyor.
Oradan
eski bir şehir görünüyor.
Bakkal hâlâ orada.
İki sandalye hâlâ kapının önünde.
Sen oturuyorsun.
Ben karşıdan geliyorum.
Henüz hiçbir şey olmamış.
Henüz gitmemişsin.
Henüz ben
seni kaybetmenin
ne demek olduğunu bilmiyorum.
Ve belki aşkın
en güzel hâli tam da bu:
İnsanın bir anlığına
geçmişe dönüp
henüz kaybetmediği kişiye
yeniden âşık olması.
Sonra pencere kapanıyor.
Şehir bugünkü hâline dönüyor.
Ben yoluma devam ediyorum.
Ama içimde
sana ayrılmış bir yer var.
Ne bir mezar,
ne bir anıt.
Daha basit bir şey:
Bir sandalye.
Ve tuhaf olan şu ki,
sen yıllardır yoksun
ama ben o sandalyeyi
hâlâ kaldırmadım.
Aşk
İnsan
kendi hatalarından
şikâyet edebilir;
ama bazı hatalar vardır ki
insan onları
tekrar tekrar yapmaya razıdır.
Aşk
Kayıt Tarihi : 25.08.2026 08:42:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!