Senfoni Aşk 4 Şiiri - Aşk Aşkın Şehri Ordu

Aşk Aşkın Şehri Ordu
7496

ŞİİR


72

TAKİPÇİ

Senfoni Aşk 4

Kırık Saatlerin Ülkesi
Seni sevdiğim gece
saatler çalışmayı bıraktı.
Duvar aynı duvardı,
oda aynı oda,
Ama zaman
kendine ait olmayan
bir hayatı yaşamaktan
yorulmuş gibiydi.
Sen pencerenin önündeydin.
Dışarıda yağmur vardı.
İçeride
sana söyleyemediğim
bir sürü cümle.
Bazı kelimeler
insanın ağzında büyüyor.
Söylersen
bir şeyi öldürecekmişsin gibi.
Ben sustum.
Sen de.
Ve o sessizlikte
birbirimizin yaralarına
dokunmadan
yaklaştık.
Aşkın böyle bir şey olduğunu
sonradan anladım.
Aşk

Aşk,
ölümsüzlüğe karşı verilen
küçük bir başkaldırıdır.
“Nasıl olsa bitecek,”
diyen dünyaya karşı
“Öyleyse şimdi yaşayalım,”
demektir.
Aşk

Sevgi
bir kapıyı kilitlemek değil,
Anahtarı masanın üzerine bırakıp
“İstersen kal.”
diyebilmektir.
Aşk

Sana baktığımda
geleceği düşünmüyorum.
Sonsuzluk da istemiyorum.
Bugün varsın.
Ben buradayım.
Ve elimizde
birbirimize verebileceğimiz
bir gün daha var.
Belki bütün mesele bu.
Aşk

Seninle ilgili
içimde hâlâ
Bir kapı değil,
Bir ihtimal var.
Aşk

Aşk,
Rahat günlerin
süslediği bir duygu değildir.
Fırtına çıktığında
yanında kalabilmektir.
Aşk

Aşkın Tuhaf Alfabesi
Seni seviyorum.
Bak,
Bu cümle fazla sıradan.
Üç kelime.
Sekiz hece.
Bir kalbin bütün karmaşasını
bu kadar küçük bir kutuya
koymak haksızlık.
O yüzden yeniden başlayalım.
Sen:
Biraz gece,
Biraz caz,
Biraz da
sabahın unutulmuş kahvesi.
Ben:
Kelimelerle geçinmeye çalışan
ama seni görünce
sözlüğünü kaybeden biri.
İlk karşılaşmamızda
kalbim sana
mantıksız bir selam verdi.
Beynim itiraz etti.
Kalbim,
“Sus,” dedi.
“Bunu uzun zamandır bekliyorduk.”
Aşkın gramerini
kim yazmış bilmiyorum.
Fiilleri düzensiz:
Sevmek,
Özlemek,
Beklemek,
Unutamamak...
Hepsi çekimleniyor
ama hiçbirinin
kesin bir zamanı yok.
Sen gittiğinde
geçmiş zaman olmuyorsun.
Şimdiki zaman gibi
içimde kalıyorsun.
Bu da
dilin bana yaptığı
en güzel kötülük.
Bazen düşünüyorum:
İnsan neden sever?
Biyoloji der ki:
İçgüdü.
Felsefe der ki:
Anlam arayışı.
Şair der ki:
Kalp.
Ben ise
“Sen.”
diyorum.
Çünkü bazı cevaplar
açıklanınca değerini kaybeder.
Bir gece
sana uzun bir mektup yazdım.
Sonra yırttım.
Çünkü mektup
seni anlatmıyordu.
Beni anlatıyordu.
Oysa ben
seni sevmenin
kendim hakkında
yazılmış en güzel
cümle olduğunu
çoktan anlamıştım.
Şimdi gel,
Bütün ciddi düşünceleri
bir kenara bırakalım.
Bir müzik açalım.
Biraz dans edelim.
Yanlış adım atalım.
Gülelim.
Çünkü hayat,
Bu kadar kısa bir cümlenin
sonuna konacak kadar
ciddi değil.
Ve aşk,
Bütün kurallarını
bildiğimiz bir dil değil.
Belki de güzelliği burada:
İkimiz de
yanlış konuşuyoruz,
ama birbirimizi
doğru anlıyoruz.
Aşk

Bir insanın kalbine
güvenmeyi denemek,
Bazen başarısız olsa bile,
hayata karşı verilmiş
cesur bir karardır.
Ben kararımı verdim:
Sana güveneceğim.
Korkarak değil.
Gözlerimi kapatarak değil.
Gözlerim açıkken.
Aşk

Bazı karşılaşmaların
zamanı vardır.
Erken gelsen
yabancı kalırsın.
Geç kalsan
bir ömrü kaçırırsın.
Biz,
Belki de hayatın
bize verdiği
o ince aralıkta
karşılaştık.
Şimdi senden
sonsuzluk istemiyorum.
Sonsuzluk fazla büyük
bir söz.
Bana bir akşam yeter.
Bir pencere önünde
yan yana oturalım.
Sen geçmişi anlat.
Ben seni dinleyeyim.
Sonra hiçbir şey söylemeden
ellerimiz birbirini bulsun.
Çünkü bazı aşklar
tarihe yazılmaz.
İki insanın hafızasında
aynı anda yaşandıkları için
zamana karşı koyarlar.
Ve ben biliyorum:
Bir gün her şey
unutulsa bile,
Seninle aynı anda
aynı yerde bulunmuş olmak
hayatımın
değiştiremeyeceğim
en güzel tarihi olacak.
Aşk

Aşk, birini kaybetme korkusuna
teslim olmak değil;
onu kaybedebileceğini bilerek
sevmeye devam edebilmektir.
Ben bugün
sana güveniyorum.
Korkmadığım için değil.
Korktuğum hâlde
seni seçtiğim için.
Aşk

“Seni bulduğum gün,
kaderin bizi yazdığı
günmüş.”
Aşk

Aşkın İdeolojisi
Seni seviyorum.
Ama önce
bu cümlenin
bana kim tarafından öğretildiğini
sormam gerekiyor.
Çocukken aşkın
mutluluk olduğunu söylediler.
Filmlerde insanlar
birbirini buluyor,
Müzik yükseliyor,
Ve hikâye
tam olması gereken yerde
bitiyordu.
Sonra seni gördüm.
Hiçbir şey bitmedi.
Tam tersine,
Sorular başladı.
Sen gerçekten
beni mi seviyorsun,
Yoksa bende
kendin hakkında
kurduğun hikâyeyi mi?
Ben seni mi istiyorum,
Yoksa seni istemenin
beni daha değerli
hissettirmesini mi?
İşte aşkın tuhaflığı burada:
İnsan sevdiği kişiyi
isterken
Aslında kendi eksikliğine
sarılıyor olabilir.
Bunu fark ettiğim anda
senden uzaklaşacağımı sandım.
Olmadı.
Çünkü aşk,
Yanılsamayı ortadan kaldırınca
ortadan kaybolan bir şey değil.
Belki de
Yanılsamayı gördüğün hâlde
seçmeye devam etmektir.
Sana sahip olmak istemiyorum.
Çünkü sahip olmak
sevginin değil,
Korkunun başka bir ismidir.
Seni özgür bırakıyorum.
Ama işte burada
yeni bir paradoks çıkıyor:
Sen özgür olduğunda
beni seçmen,
Bana ait olmandan
çok daha büyük bir şey.
Bir gün beni seçmezsen
canım yanacak.
Bunu romantikleştirmeyeceğim.
Aşk acıtır.
Çünkü insan
başkasının özgürlüğünü
kendi kalbinin içine
davet eder.
Ve bundan daha büyük
bir risk yoktur.
Yine de seni seçiyorum.
Çünkü artık biliyorum:
Aşk, kusursuz insanı bulmak değil;
kusurlu gerçeği görüp
ona rağmen
“evet” diyebilmektir.
Belki aşkın
hiçbir metafizik anlamı yok.
Belki sadece
iki yalnız insanın
aynı anda birbirine
“kal” demesidir.
Ama dünya zaten
yeterince anlamsız.
Bazen
Bir insanın elini tutmak
Ve o anlamsızlığın içinde
“Buradayım.”
demek
Bize verilmiş
en ciddi özgürlüktür.
Aşk

Aşkın İdeolojisi
Seni seviyorum. Ama önce bu cümlenin bana kim tarafından öğretildiğini sormam gerekiyor.
Çocukken aşkın mutluluk olduğunu söylediler.
Filmlerde insanlar birbirini buluyor, müzik yükseliyor ve hikâye tam olması gereken yerde
bitiyordu. Sonra seni gördüm. Hiçbir şey bitmedi.
Tam tersine, sorular başladı. Sen gerçekten beni mi seviyorsun, yoksa bende kendin hakkında kurduğun hikâyeyi mi? Ben seni mi istiyorum,
Yoksa seni istemenin beni daha değerli hissettirmesini mi? İşte aşkın tuhaflığı burada:
İnsan sevdiği kişiyi isterken aslında kendi eksikliğine sarılıyor olabilir. Bunu fark ettiğim anda senden uzaklaşacağımı sandım. Olmadı.
Çünkü aşk, yanılsamayı ortadan kaldırınca
ortadan kaybolan bir şey değil. Belki de yanılsamayı gördüğün hâlde seçmeye devam etmektir. Sana sahip olmak istemiyorum.
Çünkü sahip olmak sevginin değil, korkunun başka bir ismidir. Seni özgür bırakıyorum.
Ama işte burada yeni bir paradoks çıkıyor: Sen özgür olduğunda beni seçmen, bana ait olmandan çok daha büyük bir şey. Bir gün beni seçmezsen canım yanacak. Bunu romantikleştirmeyeceğim. Aşk acıtır. Çünkü insan
başkasının özgürlüğünü kendi kalbinin içine
davet eder. Ve bundan daha büyük bir risk yoktur.
Yine de seni seçiyorum. Çünkü artık biliyorum:
Aşk, kusursuz insanı bulmak değil; kusurlu gerçeği görüp ona rağmen “evet” diyebilmektir.
Belki aşkın hiçbir metafizik anlamı yok. Belki sadece iki yalnız insanın aynı anda birbirine
“kal” demesidir. Ama dünya zaten yeterince anlamsız. Bazen bir insanın elini tutmak
Ve o anlamsızlığın içinde “buradayım.” demek
Bize verilmiş en ciddi özgürlüktür.
Aşk

Sen benim için
ulaşılacak bir son değilsin.
Sen, içimde başlayan
uzun bir yolculuğun
en güzel başlangıcısın.
Ve eğer bir gün
bütün kelimeler susarsa,
sana söyleyeceğim tek şey kalacak:
Seni sevmek,
kendimin daha güzel bir hâline
uyanmakmış.
Aşk

İçimde Sana Açılan Yer
Seni sevmek,
bir başka insanı sevmekten çok daha fazlasıydı;
içimde yıllardır kapalı duran
bir kapının sessizce açılmasıydı.
Sen geldin,
ve ben kendime başka türlü bakmaya başladım.
Kalbimin yalnızca kan pompalayan
bir organ olmadığını,
bazen bir evren taşıdığını öğrendim.
Gözlerine baktığımda
dışarıda bir güzellik görmedim yalnızca;
içimde henüz keşfetmediğim
bir tarafımla karşılaştım.
Belki aşk budur:
İki insanın birbirinde kaybolması değil,
birbirinin ışığında
kendini yeniden bulması.
Sen benim için
ulaşılacak bir son değilsin.
Sen, içimde başlayan
uzun bir yolculuğun
en güzel başlangıcısın.
Ve eğer bir gün
bütün kelimeler susarsa,
sana söyleyeceğim tek şey kalacak:
Seni sevmek,
kendimin daha güzel bir hâline
uyanmakmış.
Aşk

Bazen sana söyleyecek
binlerce cümlem oluyor,
sonra gözlerini hatırlıyorum
ve bütün kelimeler
birdenbire utanıyor.
Sen,
hayatımın en beklenmedik yerinde
karşıma çıkan
en güzel ihtimalsin.
Sana sarılmak istiyorum;
öyle uzun ki,
zamanın bile
aramıza girmeye cesaret edemeyeceği kadar.
Ve bilmeni istiyorum:
Ben seni yalnızca
güzel olduğun için sevmedim.
Senin yanında
kendimin en güzel hâline
dönüştüğüm için sevdim.
Aşk

Adını İçimden Geçirince
Seni düşünmek
bir şarkının en güzel yerinde durmak gibi,
ne ileri gidebiliyorum
ne de geri dönmek istiyorum.
Adını içimden geçirince
kalbim biraz daha sessizleşiyor.
Sanki bütün şehir susuyor da
yalnızca sen kalıyorsun içimde.
Bazen sana söyleyecek
binlerce cümlem oluyor,
sonra gözlerini hatırlıyorum
ve bütün kelimeler
birdenbire utanıyor.
Sen,
hayatımın en beklenmedik yerinde
karşıma çıkan
en güzel ihtimalsin.
Sana sarılmak istiyorum;
öyle uzun ki,
zamanın bile
aramıza girmeye cesaret edemeyeceği kadar.
Ve bilmeni istiyorum:
Ben seni yalnızca
güzel olduğun için sevmedim.
Senin yanında
kendimin en güzel hâline
dönüştüğüm için sevdim.
Aşk

Eski Bir Yazın İçinden
Seni ilk sevdiğim günü
hatırlıyor musun bilmiyorum.
Ben hatırlıyorum.
O gün gökyüzü
her zamankinden daha maviydi sanki,
ve sen saçlarını rüzgâra bırakmıştın.
Ben de dünyadaki bütün güzel şeylerin
bir sebebi olduğunu sanmıştım.
Sonra büyüdük.
Sokaklar değişti,
ağaçlar biraz daha uzadı,
çocukluğumuzun sesleri
eski evlerin duvarlarında kaldı.
Ama sen değişmedin bende.
Hâlâ bir yaz akşamı gibi geliyorsun aklıma;
uzaktan bir bisiklet sesi,
bahçede unutulmuş bir top,
cebindeki küçük bir taş
ve eve dönmek istemeyen
iki çocuk gibi...
Belki aşk,
büyüdükçe kaybettiğimiz şeyleri
birbirimizin gözlerinde yeniden bulmaktır.
Ben sende
o eski yazı buldum.
Ve şimdi biliyorum:
Bazı insanlar hayatımıza
gelip geçmek için değil,
çocukluğumuzdan kalan
en güzel sırrı
ömür boyu saklamak için gelir.
Aşk

Aşk belki de budur:
Bir başkasına yaklaşırken
kendi ruhunun daha derinlerine inmek.
Bir çift gözde
çocukluğunun kaybettiği ışığı bulmak.
Ve geleceğe bakarken
geçmişinden korkmamak.
Sen bana
dünyayı değiştirmeyi öğretmedin.
Daha güzel bir şey yaptın:
Dünyaya baktığım yeri değiştirdin.
Şimdi ne zaman yağmur yağsa
seni düşünüyorum.
Ne zaman eski bir şarkı çalsa
içimde bir yaz yeniden başlıyor.
Ve biliyorum,
bazı insanlar hayatımıza
tesadüfen girer gibi görünür.
Oysa belki de
kalbimiz onları çok daha önce tanımıştır.
Ben seni
sana rastladığım gün değil,
kendimde sana ayrılmış
o gizli yeri bulduğum gün sevdim.
Aşk

Sana Doğru Uyanmak
Seni sevmeden önce
kalbimin içinde kaç kapı olduğunu bilmiyordum.
Meğer insan,
kendinden bile sakladığı odalar taşıyormuş.
Sen geldin.
Bir yaz akşamının
pencereden içeri giren kokusu gibi,
sessizce yerleştin hayatıma.
Eski bir fotoğrafın köşesinde kalan
çocukluk gülüşü kadar tanıdık,
ama geleceğim kadar yeniydin.
Seninle konuşurken
sadece sana anlatmadım kendimi;
kendimi ilk kez
kendime de anlattım.
Bir ağacın altında oturup
saatlerce hiçbir şey söylemediğimiz günleri düşünüyorum.
Rüzgâr saçlarına dokunuyordu,
ben ise o küçücük anın
hayatımın en uzun hatırası olacağını bilmiyordum.
Aşk belki de budur:
Bir başkasına yaklaşırken
kendi ruhunun daha derinlerine inmek.
Bir çift gözde
çocukluğunun kaybettiği ışığı bulmak.
Ve geleceğe bakarken
geçmişinden korkmamak.
Sen bana
dünyayı değiştirmeyi öğretmedin.
Daha güzel bir şey yaptın:
Dünyaya baktığım yeri değiştirdin.
Şimdi ne zaman yağmur yağsa
seni düşünüyorum.
Ne zaman eski bir şarkı çalsa
içimde bir yaz yeniden başlıyor.
Ve biliyorum,
bazı insanlar hayatımıza
tesadüfen girer gibi görünür.
Oysa belki de
kalbimiz onları çok daha önce tanımıştır.
Ben seni
sana rastladığım gün değil,
kendimde sana ayrılmış
o gizli yeri bulduğum gün sevdim.
Aşk

Ben seni sevdiğimde
yalnızca güzelliğine bağlanmadım;
karakterinin sessiz asaletinde,
bir sözünün ardında duran doğrulukta,
bakışlarının taşıdığı merhamette
kendimi daha iyi bir insan olmayı gördüm.
Çünkü gerçek aşk,
yalnızca iki kalbin birbirine yaklaşması değildir;
iki insanın
birbirinin iyiliğini istemesidir.
Senin mutluluğun
benim için bir ödül değil,
kalbimin kendi içinde bulduğu
en yüce erdemdir.
Aşk

Aşkın Hitabesi
Ey sevgilim,
insan kalbinin hükmünü
hangi mahkemede verebilir?
Akıl der ki:
“Ölçülü ol.”
Kalp cevap verir:
“Bazı duygular ölçülmek için değil,
insanı değiştirmek için vardır.”
Ben seni sevdiğimde
yalnızca güzelliğine bağlanmadım;
karakterinin sessiz asaletinde,
bir sözünün ardında duran doğrulukta,
bakışlarının taşıdığı merhamette
kendimi daha iyi bir insan olmayı gördüm.
Çünkü gerçek aşk,
yalnızca iki kalbin birbirine yaklaşması değildir;
iki insanın
birbirinin iyiliğini istemesidir.
Senin mutluluğun
benim için bir ödül değil,
kalbimin kendi içinde bulduğu
en yüce erdemdir.
Dostluk aşka karıştığında
sevgi derinleşir;
saygı aşka katıldığında
sevgi yücelir;
sadakat aşka yerleştiğinde
zaman bile gücünü kaybeder.
Bu yüzden sana şunu söyleyebilirim:
Seni sevmek,
kalbimin verdiği bir karar değil yalnızca;
hayatımın nasıl yaşanması gerektiğine
dair verdiğim en güzel hükümdür.
Ve eğer bir gün
bana aşkın ne olduğunu sorarlarsa,
uzun bir konuşma yapmayacağım.
Sadece seni göstereceğim.
Çünkü bazı gerçekler
sözlerle savunulmaz;
yaşanır.
Aşk

Seni sevmek,
kalbimin verdiği bir karar değil yalnızca;
hayatımın nasıl yaşanması gerektiğine
dair verdiğim en güzel hükümdür.
Ve eğer bir gün
bana aşkın ne olduğunu sorarlarsa,
uzun bir konuşma yapmayacağım.
Sadece seni göstereceğim.
Çünkü bazı gerçekler
sözlerle savunulmaz;
yaşanır.
Aşk

Aşk Aşkın Şehri Ordu
Kayıt Tarihi : 18.08.2026 11:09:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!