İnsanlar Dünya'nın sonunun yaklaştığını yine efendimizin hadisi şeriflerinden öğrenmiştir...
Efendimiz bir hadis-i şerifinde;
“Nübüvvet içinizde Allah’ın dilediği kadar devam eder; sonra dilediği zaman onu ortadan kaldırır. Sonra, nübüvvet sisteminde bir hilafet olacaktır. Bu da Allah’ın dilediği kadar devam eder; ardından Allah onu da -dilediği zaman- ortadan kaldırır. Sonra ısırıcı bir saltanat olur. O da Allah’ın dilediği kadar devam eder; sonra Allah dilediğinde onu ortadan kaldırır. Daha sonra ceberut bir saltanat olur; o da Allah’ın dilediği kadar devam eder, ardından Allah dilediği zaman onu ortadan kaldırır. Sonra, nübüvvet sisteminde bir hilafet olur.”(bk. Ahmed b. Hanbel, 4/273) buyurarak,islam dünyasının nasıl şekilleneceği hususunda bizlere tüyolar vermiştir..
Efendimiz, bu hadisi şerifinde islam aleminin 5 evreden oluşan değişik yönetim şekilleri ile yönetileceğine işaret etmiştir..Tarihi gidişatı tahlil ettiğimizde, gerçektende İslam tarihinin beş ana döneme ayrıldığına hayretle şahitlik ediyoruz..Buda efendimizin bir mucizesidir aslında..Konuştuğunun kendinden olmadığının işaretidir..
Şimdi gelelim merhalelere..
ilk merhale Nübüvvet devridir..Yani peygamber efendimizin hayatta olduğu dönemdir..
İnsanlar Rüyadadır
Metaverse denilen sanal alemden ev ve arsa satın almayı.. sanal alemde yatırım yapmayı saçma bulanlar, dünya denilen rüya aleminde çatır çatır ev ve arsa satın alıyorlar..ellerinde ne kadar maddi varlıkları varsa, üç beş metre toprağa yatırıyorlar... Hayatları boyunca biriktiriyorlar... Yemeden vede yedirmeden ölüp gidiyorlar..
Giderkende üzerlerinde sadece on metre çabutla gidiyorlar...O da nasip olursa...
Oysa ki ne demişti Efendimiz;
"İnsanlar rüyadır... Ölünce uyanırlar"..
İnsanlar sevgiyi ve mutluluğu hep uzaklarda ararlar...Dua ederken bile gökyüzüne bakarlar..Çünkü herkesin kafasındaki Allah, yüksektedir...uzaktadır.. en uzak ve en yüksek yerin, gökyüzü olduğunu düşündükleri içinde, Allahı gökyüzüne sıkıştırmak insanlar için daha mantıklı geliyor... Bu yüzden dua ederken gökyüzüne el açarlar...Oysaki yaratılmış olan herşey atomdan yaratılmıştır..Allah tüm yaratılmış mahlukatın her hücresinde gizlidir.. O sizinle bakar sizinle görür... Sizinle duyar sizinle işitir..Sizinle hüzünlenir sizinle sevinir... Sizinle dokunur sizinle hisseder...Kısacası Allah sizinledir .. ama insanlar mutluluğu ve huzuru uzakta aramaya alıştıkları için hiç yakındakine ve kendilerine dönüp bakmazlar.. Bu yüzden aşk deyince, sevilmeye en layık olan Allah'ı es geçerler..Aslını bırakıp, gölgeleri severler..Onları takip ederler... kendilerini onlara adarlar... onlar için yaşar, onlar için ölürler...Ne demiş Muhyiddini Arabi hazretleri;
"SEN'den uzaklığım çok yakın olmandandır... SEN benim gözlerimsin,
ondan SENİ göremiyorum.."
Velhasılı kelam... Herkes kafasını çevirsin ve kendisine baksın...Sevilmeye ve aşık olunmaya en layık olan içindeki ruh psrçacığının sahibidir...İçindeki ruhla tanış...onu sev...Bak bakalım mutluluk sana kaç milim uzaktaymış... O zaman diyeceksin ki;
sana beyaz keten örtülü sofralar kuramam..
memleket gibi esir ve yoksuldur odam...
Bir bahar daha geçti ömrümüzden..
Tutamadan bir gelinciği narin boynundan..
Basmadan ayaklarımız yere ..
Ve sönsün ışıkları tüm yıldızların..
Ay kararsın azıcık, leylam uyusun..
Kessin artık sesini cırcır böceği..
Sivri sinek tutsun nefesini, Leylam uyusun..
Belki bende düşerim,bir gün düşüne..
İslam coğrafyası adı verilen coğrafya, efendimizin vefatından sonra islamı omuzlarında hakkıyla taşıyamadı...Bir müddet, osmanlı dönemde bunun için gayret edildiyse de, osmanlı yönetiminde çürümeler başladıktan sonra, Osmanlı hükümdarlarıda 1900'lerin başında omuzlarındaki bu yükü indirmek zorunda bırakıldılar.Dolayısıyla müslüman insanlar, temsil makamından düştü...Rıza makamıda, bu topraklarda yaşayan Müslümanlardan düştü..Gazze halkı müstesna..artık, kendisini Müslüman olarak nitelendiren insanlar bile islamı hakkıyla temsil edemez hale geldiler. İslam değişmedi.. ama insanlar değişti.. İnsanlar islam'ın şartlarına göre yaşamadıkları için yaşadıkları şeyi İslam zannetmeye başladılar... Ve maalesef ki artık herkesin kalbinde aklında beyninde başka bir Allah figürü var.
Geçtiğimiz günlerde Bekir develi'nin sunduğu YouTube programında şöyle bir konuşma geçmişti;
"İslam, doğduğu topraklardan buharlaşıp, yükseliyor... globalleşiyor...Belliki İslam (Allah), mevcut insan bakiyesinden memnun değil...
Kendisine (batıda) yeni bir insan bakiyesi devşiriyor korkarım...Kendisini daha iyi temsil edecek yeni bir insan bakiyesi..."
Ne acı değilmi...? Bu sözler suratımıza tokat gibi inmiyorsa..ve canımızı acıtmıyorsa, Bizde suratta kalmamış artık.Acı ama durum aynen bu...
"Sen islamı öyle diri yaşaki; seni öldürmeye gelen, sende dirilsin.." demişti üstad Sezai Karakoç...
Bugün bu söz, Filistinde can buldu...Bugün bu cümle, Filistinde ayağa kalktı..Dünyayı dolaşıyor...
Bugün Filistinlilerin göhsündeki iman şaha kalktı...Batıda hristiyan ve musevi insanların gönüllerini fethediyor...Onların islamı yaşayış tarzları...Kaderi kabulleniş şekilleri..Oldukları gibi görünmeleri..Göründükleri gibi yaşamaları batılıların gönüllerini fethediyor...
Batı yeniden diriliyor...Batılı insanlar akın akın islama koşuyor...
Müslümanlar mı...?
Onları sormayın...Onların kimisi uyuyor....Kimisi şarkılarla coşuyor, kimisi türkülerle ağlıyor...Büyükçe bir kısmı para ile bozmuş kafayı...
İstanbul emanetullahtır..Allah İstanbul'u sevdiğine değil, hakedene emanet eder..Bırakın zahirden görüneni..Bâtına bakın...İstanbul'un fethinin altında yatan bâtini sebep, hakediştir...Rumlar azgınlıkta, fitnede, adaletsizlikte zirveyi görünce, Allah emanetini onlardan alıp, biz müslümanlara vermiştir..Bizde azgınlıkta, adaletsizlikte,Fitnede, huzursuzlukta, şükürsüzlükte,şeriatsizlikte zirveyi görürsek, bizden alıp,bizden daha fazla hakedene teslim eder..Bu yüzden tüm oyunlar bu coğrafya üzerine oynanıyor...Bu yüzden tüm planlar Türkiye üzerine yapılıyor..
Eğerki evliyalar ve peygamberler şehri İstanbul çiğnenirse, yukarıda saydığımız günahların işlenmesi için, karınca misali çalışan herkes vebal altına girer..Akıllı olun...Kendinize gelin ..Dağılmayın, toplanın..Ayrışmayın birleşin..Kini öfkeyi garezi bir kenara bırakın.. Allah'ın ipine sımsıkı tutunun..
Aksi takdirde hem aklınızı hem topraklarınızı alırlar..Haberiniz olmaz...
Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'a girişini hatırlayın... Sultan Mehmet İstanbul'a girdikten sonra, genel af çıkartmış, tüm tutukluları serbest bırakmıştı... Fakat iki papaz zindandan çıkmak istememişti...
Evet...bu papazlar, eski Bizans İmparatoru'nu, adaletsizlikleri ve halka yapılan zulümler konusunda uyarmış, bu adaletsizlik devam ederse devletin yıkılacağını söyledikleri için hapsedilmişlerdi... Sultan Mehmet'in affından sonra bahsi geçen bu iki papaz,
"Böyle adaletsiz bir dünyada yaşamak yerine, zindanda kalmak daha iyidir" diyerek özgür kalmayı reddetmişti... Durumu öğrenen Fatih, papazları huzuruna çağırarak onlara: "İslam adaletinin tatbik edildiği memleketimizi gezin.. Müslüman halkın ve kadıların davalarını dinleyin... Eğer bizde de aynı adaletsizliği görürseniz gelip bana bildirin ve istediğiniz gibi zindana dönün..." demiş, Osmanlı ülkesini gezen ve adaleti bizzat gözlemleyen papazlar, gördükleri hakkaniyet karşısında durumdan hoşnut olmuş ve zindandan çıkmayı kabul etmişti.. fakat Sultan mehmet'e de;
İstanbul Çift kıblesi olan bir şehirdir...
Yönünüzü Kıbleye döndüğünüzde aynı anda kıblegahınız hem
Mescidi Aksa olur..Hemde kabei muazzama olur...İşte 3 Muazzam şehrin kaderlerini birleştiren en büyük püf nokta budur...
Ayrıca bu üç kadim şehir aynı ley hattı üzerindedir..
Ley hatları dünyayı çepe çevre saran manyetik alan çizgileridir...manyetik alan noktalarını birbirine bağlayan hatlardır...ve tarihteki insanlar sanki sözleşmiş gibi bütün eski kutsal yapıları,mabedleri ,tapınakları hep bu hatlar üzerine inşa etmişlerdir... ley hatları ve mimari birbiri ile uyumlu halde kullanıldığında bir yıldız kapısı oluşturmaktadır... Bu kapı farklı boyutlara geçilmesine izin vermektedir...
İyi olmak kolaydır..Sui Zan-etmezsin..plan yapmazsın..kafanda kurmazsın..
Değiştirmeye çalışmazsın...Herkesi ve herşeyi olduğu gibi kabul edersin...
İncitmezsin acıtmazsın... paylaşırsın..biriktirmezsin..üst üste yığmazsın...
Yargılamazsın..Arkasından konuşmazsın..
Değer verirsin..korursun..kollarsın...
Ama ilahlaştırmazsında..




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!