Ağır ağır geçen ömrüm, anılarınla dolu
Sen tanımak istemedin, tanıyor Anadolu,
Geleceksin bir gün elbet, arkamdan bekliyorum,
Ahrette bulacağım, sana götüren yolu.
YOLLAR SANA ÇIKACAK.
Atatürk’e dil uzatan şerefsiz,
Zannetme ki güzel Yurdum sahipsiz,
Yularını koparmış birkaç ipsiz,
Siyonistler köpekleri tavlıyor,
İpsiz köpek, çirkin çirkin havlıyor.
Vuruldum İstanbul’un esrarlı havasına,
Vuruldum İstanbul’un tarihi yalısına,
Yüzyıllarca hükmeden Osmanlı anısına,
Vuruldum İstanbul’a, İstanbul’a vuruldum.
Vuruldum o çok sevilen Mısır Çarşı’sına,
Fırla da meydan fırlama görsün,
Dört dön sahayı turlama görsün,
Sağ göster, sol vur, sollama görsün;
İşte saha !... İşte saha !....
Bir gol daha !... Bir gol daha !...
Gittin gideli
Gülmedi yüzüm,
Kaçak yolcum,
Sana bu sözüm.
Ben yoldaydım,
Kalamış’tan alıyordum, sonsuz bir tatlı huzur,
İhanet edip gitti, maalesef bir muzur,
Şimdi İstanbul’umda yedi tepe eşili,
Gökdelenler dikildi, yok ettiler yeşili.
Köprüleri yaptılar; ama geçemiyoruz,
Ula kız söyle nesun ?
Kaf dağlarunda gezen
Prenses misun ?
Anan ayrı,
Baban ayrı,
Ellerimin arasından, kayıp gittiğin gün,
Verdiğin o son öpücük, aslında bir veda mıydı,
Kapıyı usulcacık kapatıp gittiğinde,
Kalbimden kopan çığlık, ümitsiz bir seda mıydı ?
Bilemedim.. Sen söyle…
Kara saçlı Sevgilim,
Kara gözlü Sevgilim,
Esmer güzeli Sevgilim,
Sana böyle diyeyim mi ?
Kaymaklı Sevgilim,
Haydi haydi kızlar,
Görelim boyunuzu,
Erkekler çoktan
Öğrendi huyunuzu,
Kalça kıvırır,
Göbecik atarsınız,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!