Uzaklardan geliyorsun, bir selamın görelim,
Yediklerin senin olsun, neler gördün bilelim,
Hele otur yanımıza, anlat nasılmış gurbet,
Aynı sokakta büyüdük, sana hoş geldin diyelim.
Bunca yılın hatırına hoş geldin,
Ağacın dallarına
Serçeler yuva yapmış,
Yuvadaki yavruları
Kargalar gelip kapmış.
Serçeler ağlayadursun…
Ayşe kız,
Kiminiz Gürcü’dür; kiminiz Arap,
Milliyetçilik size ancak bir serap,
İstersiniz ki Türkler, hep olsun harap,
“ Türk’üm “ dememizden, elbette korkarsınız.
Bir anı demetiyle çağırdım seni, görecektin,
Anılar içinden, hangi birini seçecektin ?
Deniz kıyısı mı ? Sokaklar mı ? Seç birini,
Sana çok şey hatırlatacak, bilecektin.
Hepsini yaşadık beraber,
Derdimi dinleyen yok, gökyüzüne bağırayım,
Dağ, taş dinledi, çatladı; onlara mı anlatayım ?
Ceylanlar, gazeller geldi; ağladılar halime,
Bir ceylan sildi yaşlarım; bırakmaz kurulayım.
Bir ceylan sildi yaşlarım; bırakmaz kurulayım.
Allah adını kullanan
Yüzlerdedir nursuzluk,
Ayetleri şahit tutar,
Der ki : “ Mübah yolsuzluk “
Bir elleri haramdadır,
Bir küçük gülüşünü ummakla geçti ömrüm; gülmedin…
Sana tüm kalbimle gelmiştim, kıymetini bilmedin.
Sevgi çemberine sardım seni, bulutlara koydum;
Bir adım gel bana doğru !... Bekledim de gelmedin.
Bakışlarında bir ışık var mı ? Sordum kendi kendime,
Bakma öyle gözlerime yanarım,
Yalan olsun, sevdiğine kanarım,
Zehir olsa bana sunduğun aşın,
Hiç düşünmem ekmeğimi banarım.
Güven değil, bu yaptığım inançtır,
Ben yârime fistan aldım,
Giymedi yârim giymedi,
Sevdiceğim çok ta nazlı,
Kıymetimi bilmedi.
Git, git işine,
Bakmaz gözümün yaşına,
Benden ona ballı börek,
O zehir katar aşıma.
SİYANÜR MÜ NE ?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!