Dünya denilen handan geçersin,
Ömrünü tamamlayıp göçersin.
Ahirette başlayacak sorgu,
Gayba inanırız, değil kurgu.
Gizleyemezsin; kalmaz ki saklı,
Semud kavmi, Ad kavminin yerini almış,
Onların da birçoğu dünyalığa dalmış,
Geriye yalnız ibretlik hâlleri kalmış…
Delmişler kayaları, evler korunaklı,
Sanmışlar hiçbir şey olmaz; çok dayanıklı!
Öyle bir kavim ki içler acısı hâli,
Zinaya yönelip bırakmışlar helali,
Livatayı tercih etmiş birçok ahali…
Bu hayâsızlıkta çekmişler hem de başı,
Bundan men etmek olmuş Lut’un tek uğraşı.
Sundu yeryüzü gibi bir mekân,
Bahşetti birçok nimet ve imkân,
Boşa geçmesin her bir dakikan…
Bize düşen dua ve niyazdır,
O’na ne kadar şükretsek azdır.
Şuayb peygamber yapmış olsa da ikaz,
Bitmemiş kâfirlerden gelen itiraz.
Şehrin ileri gelenleri çok kızgın,
Ne Allah ne peygamber tanır o azgın.
Tehditler uçuşmuş: “Dönün dinimize,
Peygamberler, Hakk’a gelin diye çağırdı,
İnkâr edenler tevhide kör ve sağırdı,
Çünkü iman etmek onlara çok ağırdı…
Tatsalar da bir ara sıkıntı, yoksulluk;
İnanıp etmemişler Rabbimize kulluk.
Seksen altı yıl sonra döndün aslına,
Yunan’ı, Dünyayı çevirdin şaşkına,
Yükselsin tekbirler Allah’ın aşkına,
Fatih’in emanetisin Ayasofya.
Hâlâ tarih kokarsın sen buram buram,
Kasabadaki insanların binlercesi,
Yurtlarını terk etti ölüm korkusundan.
Çıkmıştı oralarda veba tehlikesi,
Kaçmıştı hepsi de bulaşma kuşkusundan.
Savaştan kaçmaya benzetilmiş bu olay;
Süleyman peygambere diyerek sihirbaz,
Sihri meşrulaştıracak kendince kurnaz.
Asıl o şeytan ve yandaşları küfürbaz,
Bil ki! Süleyman peygamberdir tartışılmaz.
Müminler! Peygambere “râinâ” değil “ünzurnâ” deyin,
Yahudi kelime oyunu yapıyor, O’nu üzmeyin!
Size söylenenleri dikkatli bir şekilde dinleyin!
Yasaklananlardan kaçının, bir daha asla dönmeyin!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!