Bir akşam üstü alaca karanlık
Yüzlere düşmüş gölgeler
Zorlama bakışlarla ancak seçiliyor, yüzler
Tatlı bir telaş, adımlar hızlanmış
Göksu’yu insanların telaşı sarmış
Esen meltemde uçuşan saçlar dağılmış
Yıkık, dökük olsa da bu hayat benim
Harabeye döndüysem suçlusu benim
Sorma bana sakın nasıl bu hale geldim
Bana yar olmayan bir vefasızı sevdim
Bile bile düştüm, kapıldım rüzgârına
Ne oldu da tüm sesler sustu, çıt çıkmıyor?
Deniz suskun, martılar suskun
İskelede seyyar satıcılar suskun
Bir düdüğüyle çığlık attıran vapurlar suskun
Bir ben miyim bağıran çığlık çığlığa?
Bakmaya doyamadığım sevdiceğim
Gönlüm sana yanık şahidi gözlerim
Yıllar gelip geçsin değişmez gerçeğim
Asla bitmeyecek sana olan sevgim
Sevgiler sahte, aşklar sahte
Sevgililer çoktan olmuş sahte
Nereye kayboldu gerçekleri
Söyleyin bana hangi kalpte
Bu kokuşmuşluk bu balçık
Ezelden geldik ebede gideriz
Ruhumuz hep özgürdü özgür kalacak
Ne gem vurulup dizginleniriz
Nede boyunduruk takılıp güdülürüz
Ölürüz öldürürüz esir olmayız asla biz
Her şeyden uzak bir başına kaldığım yalnızlık
Yerin altı göğün üstü kadar sessiz yalnızlık
İçinde kaybolduğum hiçliğinde yok olduğum
Dipsiz kuyu beynim, içinde dönüp durduğum
Bu nasıl bir dünya Allah’ım
Bu nasıl bir düzen, bu nasıl insanlık
Çok fazla acı var, her yer karanlık
Yeryüzü kaldırmıyor, bu acıları artık
Gökyüzü bile ağlıyor halimize
Zülüm bize değilse diyemezsin bize ne
Yaz geceleri sahilde kumlara uzanırdık
Gökyüzüne bakıp hayaller kurardık
Yol gösterecekti bize çoban yıldızı
Dolunay olacaktı yolumuzu aydınlatan
Denize düşüp yakamoz olacaktı
Ellerimin arasından kayıp giden ellerin
Pişmanlığın yüzündeki durağı gözlerin
Zehirli bir ok gibi saplandı veda sözlerin
Bu kadar kısa mı ömrü aşkların sevgilerin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!