Savaş Karaduman Şiirleri

109

ŞİİR


4

TAKİPÇİ

Savaş Karaduman

Sevgilinin koynuna uzanır gibi boylu boyunca uzanmak yeryüzünün koynuna… Ve sırtımızı sevgilinin yüreğine yaslar gibi yaslamak toprağa ne kadar güzelmiş meğer…
Bakışlarımızı gökyüzünün sonsuz maviliğine ve sevgilinin dipsiz bir uçurum gibi bakan gözlerine emanet etmek, başımızı bir buluta yaslar gibi sevgilinin omzuna yaslayıp gerçek üstü hayallere dadanmak ve kır çiçeklerini boynundan koparıp dünyanın en güzel armağanı olarak sevgiliye sunmak ne kadar güzelmiş meğer…
Ne kadar güzelmiş: sebepsiz bir düş, sınırsız ve imkânsız bir gülüş gibi sarılmak sana… Ve dalgaların sesine kulak verip bitmeyen bir sevda şarkısı gibi öpüşmek seninle…
Sevgiliyle el ele dolaşmak, sevgilinin bir çocuk masalı gibi bakan gözlerine dalıp dalıp olağanüstü yolculuklara çıkmak ve gecenin koynunda titreşerek yanan acemi bir alev gibi yana döne sevişmek seninle ne kadar güzelmiş meğer…
Ne kadar güzelmiş: avuçlarımda dallanıp budaklanan bir sarmaşık gibi senin çıplaklığını avuçlarımla sarıp sarıp sarmalamak… Ve edepsiz ve arsız ve haylaz ve ele avuca sığmayan kadim bir aşk gibi tepeden tırnağa özgürce sevmek seni…
Ne kadar güzelmiş meğer: her gün kendini yeni baştan yaratan ve sonsuz bir devinimle birbirine kavuşup duran gökyüzünün ve yeryüzünün aşkı gibi yaşamak seni…

Devamını Oku
Savaş Karaduman

Dışarda kar
Dudaklarından gülüşler yağıyor avuçlarıma
Narin bir kar tanesi
Ve sevinçle dans eden bir devrim anı gibi
Yüreğimin doruklarına yağıyorsun -kar tanem-
Sarmaş dolaş bir hasretle

Devamını Oku
Savaş Karaduman

Bu gece sensizim
Ve sokağa terk edilmiş yaralı bir aşk gibi
Kör kütük öksüzüm yine…
Parmak uçlarımda ateş böcekleri
Gülüşünün izini sürüyorum
Ve aşk tadında bir sevinci paylaşır gibi

Devamını Oku
Savaş Karaduman

İşçinin günlüğü(6)
(Necdet Adalı, Erdal Eren ve Abdurrahim Aksoy’a)

Seni sevmek
Maden işçisinin nasırlı ellerinde
Ve Zonguldak karası gözlerinin derinliğinde

Devamını Oku
Savaş Karaduman

Cumartesi annelerine

Gümbür gümbür üstümüze düşen yağmur
Ve akan sularda insanı deli eden bir sessizlik gibi
Bir yıl daha akıp geçti ömrümüzden
Bir yıl daha akıp geçti

Devamını Oku
Savaş Karaduman

10 Ekim 2015 Ankara gar patlamasında yaralıları taşırken yüreğimde devleşen kızım Helin’e…

İran’da idama götürülürken ve sanki sokakta çocuklarla el ele yürürmüşçesine idam sehpasına çıkan, elleri arkadan kelepçeliyken bile çocuklara, dünyaya ve yaşama gülerek el sallayan Majid kavousifar anısına…

Güneşinden…
Kızıl kıyamet açıp solan renginden

Devamını Oku
Savaş Karaduman

Ortalık yangın yeri, sokaklarda ölüm kol geziyor. Kürt halkı günlerce, aylarca aç, susuz ve elektriksiz bırakılarak kendi evlerinde ve yurtlarında tutsak ediliyor. Barış ve kardeşlik yerine diktatörün arzuladığı iktidar aşkı için çatışmalarda asker, polis, korucular, Kürt kadınları, gençleri, çocukları ölmeye devam ediyor. Anaların, babaların, çocukların yüreği yanıyor. Anaların gözyaşları, acıları ve çocuk ölümleri bile ayrıştırılıyor artık... Diktatör ve adamları tarafından ölenler Kürt kadınları, gençleri ve çocuklarıysa eğer önemsenmiyor bile… Diktatörün para havuzlarında kulaç atan ve diktatörün “aport” emrini bekleyen medyatik askerleri toplumu “öteki” ölümlerden habersiz kılıyor…
Ölümleri ne kadar değersiz kılarsanız kılın çocuklarının cansız bedenleri karşısında anaların yüreğinin cayır cayır yanmasını, oluk oluk kanamasını, arkadan alçakça içlerine saplanan bir hançer gibi acı duymasını ve gözyaşlarının aynı renkte akmasını nasıl engelleyebilirsiniz ki?
Savaşı ve ölümleri siyasetlerinin biricik aracı yapanlar savaşın ve ölümlerin çirkin yüzünü şehit evlerine bayraklar asarak ve “Ne mutlu şehit olanların ailesine “ diye hamaset nutukları atarak örtmeye çalışıyorlar. Gözümüzden bile sakındığımız çocuklarımızın ölüleri üzerinden kendi kalelerini, kirli ve kanlı iktidarlarını inşa ediyorlar.
İçimizde, yüreğimizde insanlar öldürülüyor… Ağır silahlar, tanklar, toplar, bombalar geziniyor içimizde… Genç, kadın, çocuk ölüleri içimizde, yüreğimizde yatıyor boylu boyunca… Yurdundan kopup içimize, yüreğimize göç ediyor varlığı inkâr edilen bir halk; Marmara’nın, ege’nin, Karadeniz’in, Akdeniz’in dayanılmaz suskunluğunu sırtında ağır bir yük gibi taşıyarak… Evleri başlarına yıkılıyor insanların, günlerce sokak ortasında kalıyor ve kanları vücudunda donuyor ölenlerin, yaralı olanlar ölümün kucağına terk ediliyor, yaralılara ambulans bile gönderilmiyor artık...
Artık yeter… Artık yeter… Artık yeter… Samsun’luyum dilim Türkçe, çığlıklarım Kürtçedir benim… êdî bese… êdî bese… êdî bese…
Yüreğim yaralı ve anadan üryan sokak ortasında yatıyor boylu boyunca… Hiçbir ambulans acil davranmıyor artık yürek yarama… Ve dışarıda barış renginde yağıyor kar kanıma dokuna dokuna…

Devamını Oku
Savaş Karaduman

Gökyüzünü özledim senin
Maviliğini…
Bulutlarına başımı her yasladığımda
Yıldırım gibi çarpıldığım bakışını
Yeryüzüne inen aşk tanrıçası gibi
Yüreğime tohum tohum sevdalar ekişini

Devamını Oku