Şarkı Şiiri - Şeyh Galib

Şeyh Galib
17

ŞİİR


89

TAKİPÇİ

Şarkı

Fâriğ olmam eylesen yüz bin cefâ sevdim seni
Böyle yazmış alnıma kilk-i kazâ sevdim seni
Ben bu sözden dönmezem devr eyledikçe nüh felek
Şâhid olsun aşkıma arz u semâ sevdim seni

Bend-i peyvend-i dilim ebrû-yı gaddârındadır
Rişte-i cem’iyyetim zülf-i siyeh-kârındadır
Hastayım ümmîd-i sıhhat çeşm-i bîmârındadır
Bir devâsız derde oldum mübtelâ sevdim seni

Ey hilâl-ebrû dilin meyli sanadır doğrusu
Sûy-i mihrâba nigâhım kec-edâdır doğrusu
Râ kaşından inhirâf etsem riyâdır doğrusu
Yâ savâb olmuş veya olmuş hatâ sevdim seni

Bî-gubârım hasret-i hattınla hâk olsam yine
Sıhhatim rûh-i lebindendir helâk olsam yine
Tîğ-i gamzenden kesilmem çâk çâk olsam yine
Hâsılı beyhûde cevr etme bana sevdim seni

Gâlib-i dîvâneyim Ferhâd u Mecnûn’a salâ
Yüz çevirmem olsa dünya bir yana ben bir yana
Şem’ine pervâneyim pervâ ne lâzımdır bana
Anlasın bîgâne bilsin âşinâ sevdim seni

Şeyh Galib
Kayıt Tarihi : 6.2.2014 17:03:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Nazır Çiftçi
    Nazır Çiftçi

    Önce Şiire rahmet dilerim. Bu şiiri Türkçeleştiren Kıymetli Hikmet Çiftçi kardeşime sonsuz teşekkür ederim.Bu vesileyle şiiri severek okudum. güne düşen en güzel sevgi şiiriydi.

  • Deniz Ercivan
    Deniz Ercivan

    I dont no
    I_am_ from
    German
    :)

    her neyse işte ya
    kurulcuğum
    daha anlaşılır deyom
    bu divan dili oluyor
    herhalde:)

  • Hikmet Çiftçi
    Hikmet Çiftçi

    İSMİYLE MÜSEMMA

    İsimler bile kişinin kişiliğini yansıtmada büyük rol oynamakta. Denildiği üzere ismiyle mütenasip bir sanat anlayışına sahip, Şeyh Galip de…
    Pek çok güzel esere imza atmış.
    18. yüzyılın en önde gelen divan şairlerinden.
    Şiirlerinin çoğunda tasavvuf veya tasavvufa yöneliş vardır.
    Bu şiirde bile yaptığı benzetmelerde, tasvirlerde hem ustalık var, hem de ustaca tasavvufa geçiş görülmekte.

    YORUM - AÇIKLAMA

    Şarkı

    Fâriğ olmam eylesen yüz bin cefâ sevdim seni
    Böyle yazmış alnıma kilk-i kazâ sevdim seni
    Ben bu sözden dönmezem devr eyledikçe nüh felek
    Şâhid olsun aşkıma arz u semâ sevdim seni

    Seni sevdim, yüz bin defa cefa etsen senden vazgeçmem
    Böyle yazmış alnıma kader kalemi, sevmek kaderim, sevdim
    Döndükçe bu dünya, dokuz katlı bu felek, ben sözümden dönmem
    Aşkıma yer ve gök şahit olsun, seni sevdim.

    *
    Bend-i peyvend-i dilim ebrû-yı gaddârındadır
    Rişte-i cem’iyyetim zülf-i siyeh-kârındadır
    Hastayım ümmîd-i sıhhat çeşm-i bîmârındadır
    Bir devâsız derde oldum mübtelâ sevdim seni

    Gaddar kaşların, kavuşmak isteyen gönlümü düğüm düğüm bağlamıştır.
    Benim günahıma giren, senin siyah saçlarındır. Gönlüm, siyah saçlarının günaha düşüren iplikleriyle düğüm düğüm olmuş, çözülmez haldedir.
    Çaresizliğimin tek çaresi, sağlığa kavuşmamın tek yolu, yine senin beni hasta eden o tutkulu, aşk dolu bakışların olacaktır. Sevgilini ilgisi aşığa dermandır.
    Sadece seni sevdim ve sadece senin müptelan oldum. Çaresizliğim, derdime derman bulamayışım bu yüzdendir.
    Sevgiliye kavuşamamak, derdine deva bulamamak demektir.

    Bu dörtlükte özellikle çok farklı ve çok sanatkârane tasvirlere yer verilmiş.
    İlk dizede, “ebru-yı gaddar” tamlamasında hem “kavisli kaş”, hem de ebru sanatına işaret vardır. Renklerden oluşmuş büklüm büklüm, düğüm düğüm çizgiler de kast edilmiştir. Günaha sokan siyah saçları, gönlüne bağ olmuş tuzak gibi, çözülmez düğümler atmış. Ebru sanatının o ihtişamlı çizgilerine işaret vardır.
    Asıl suçlu, işte onu bu şekle sokan güzeldir.
    Ayrıca kavisli kaşlar, ok gibi kirpikleri fırlatan yay gibidir.
    Saçlar tuzak, kaşlar yay, kirpikler ok…
    Hepsi ebru sanatında oluşturulabilecek muhteşem bir görsellik gibi sevgilinin ay yüzünde mevcuttur.

    Şeyh Galip, böylesi yeniliklerle, farklı tasvirlerle divan şiirine yeni bir anlayış getirmiştir.

    *

    Ey hilâl-ebrû dilin meyli sanadır doğrusu
    Sûy-i mihrâba nigâhım kec-edâdır doğrusu
    Râ kaşından inhirâf etsem riyâdır doğrusu
    Yâ savâb olmuş veya olmuş hatâ sevdim seni

    Ey hilal kaşlım, doğrusu gönlümün meyli sanadır.
    Mihrap yönüne bakışım, tavır olarak doğruluk sayılmaz.
    Güneş tanrısını andıran kaşından, gözünden bakışlarımı ayırıp başka tarafa bakmadım desem, bu da çok doğru olmaz.
    Ha sevap (doğru) olmuş, ha günah (hata) olmuş, ne fark eder, sevdim seni.

    Divan şairleri genellikle sevgilinin yüzüne, endamına, nezaketine hayrandırlar. Bunlar üzerine yazarlar. Burada ise sadece sevgilinin hilal kaşına, Ra tanrısı gibi gün yüzüne değil, endamını güzelleştiren mihrap misali duran güzel vücuduna, sinesine de fettanca, biraz da iç geçirerek, şuhça baktığı görülmekte.
    Yönünü mihraba dönmüş bile olsa, bakışları farklı yönleredir, şeklinde de değerlendirmek doğru olur.
    Kıble’ye dönüp ibadet ediyormuş gibi davranıyor görünmek…
    Günahı da, sevabı da bana. Çünkü seni sevdim.

    *
    Bî-gubârım hasret-i hattınla hâk olsam yine
    Sıhhatim rûh-i lebindendir helâk olsam yine
    Tîğ-i gamzenden kesilmem çâk çâk olsam yine
    Hâsılı beyhûde cevr etme bana sevdim seni

    Kavuşamadığım hasretinle zaten toprak olmuş, toz olmuş zerrelere dönüşmüşüm.
    Yine helak olsam da, yok olacağımı bilsem de benim sağlığım, hastalığımın dermanı dudaklarının özündedir.
    Dudaklarda ab-ı hayat vardır. Can suyu, insanın özü, ruhu vardır. Yılan ısırığı öldürür, zehire panzehiri çare olur. Bunun için öldüren de sevgili, dirilten de sevgilidir.
    Gamze kılıcınla kesilmem, parça parça olsam da. Gönlüm yaralanmış olsa da aşkınla, beni yaralayan gamzelerinin kılıcı değildir.
    Ne yaparsan yap, senin cevrin, cefan değil, aşkındır beni perişan eden, hasretindir yaralayan, öldüren.

    *
    Gâlib-i dîvâneyim Ferhâd u Mecnûn’a salâ
    Yüz çevirmem olsa dünya bir yana ben bir yana
    Şem’ine pervâneyim pervâ ne lâzımdır bana
    Anlasın bîgâne bilsin âşinâ sevdim seni

    Ferhat ve Mecnun’un belalısı aşk gibi ben de aşkın divanesi Galip’im.
    Dünya bir yana sen bir yana. Senden (sevdamdan) yüz çevirmem.
    Mum’una (mum ışığına) pervaneyim. Çekinmek, korkmak bana lazım değil. Kelebekler gibi aşkında korkusuzca yanarım.
    Yabancı da, dost ve tanıdık da anlasın, bilsin ki, seni sevdim.

    Şeyh Galip

    ***
    Zaman aralıklarında yorumlamaya ve açıklamaya çalıştım.
    Hatalarımız düzeltile ve hoş görüle.

    Hikmet Çiftçi
    26 Şubat 2014

    “GERÇEK DOSTLAR BİRLİĞİ”

  • Mustafa Şahin
    Mustafa Şahin

    Keşke,bugünün türkçesi ile de yazsaydınız 'daha güzel' olmaz mıydı? Kutluyorum 'seötikleri günün şiiri için' seçenleri.Saygı ve sevgilerimle.

  • Mine Güneş
    Mine Güneş

    Giydikleri âfitab-ı temmuz
    İçtikleri, şûle-i cihansûz.'

    Şeyh Galib (1757-1798)

    «Gündüz vakti elbisemiz, güneşin harareti; geceleyin yastığımız,
    yorganımız ise ay ışığıdır.» anlamına gelen ünlü beyti Hüsn ü Aşk'tan alınmadır.

    Şeyh Galib senden sonra köprülerin altından ne sular aktı...

  • Ramazan Adil Uysal
    Ramazan Adil Uysal


    Dünya

    Anamın ömrü tarlada geçti
    Babamınki kahırla yoğruldu
    Ağam okumadığına pişman oldu sonradan
    Kardaşım da uçtu yuvadan, el oldu
    Ben garibi Çankırı'yı seçtim haritadan
    Ogün-bugün aynı çiledir ezberim
    Karac'oğlan karar kılar pınar başında
    Ben yüreğimde yareler, diyar diyar gezerim

    Talih yeli essin ne çıkar, beyhude kederim
    Bulunmaz derdime çare bilirim
    Sende de pek kalıcı değilim
    Göz açılır - kapanır giderim

    Hükmünü bildirince Yüce Mevlam
    Gelince selamın Ey Refik-ül Alam
    İçtiğim suyu yarım bardakta koyup
    Gönül kadehini kırar giderim

    Seni sana koyup ey yalan dünya
    Herdem sönmeye nazır şems-i mahına
    Elveda deyip bütün kahrına
    Gönül emanetini serip tabuta
    El-etek öpmeden senden göçerim

    15.7.97/Ezine



    Ramazan Adil Uysal

TÜM YORUMLAR (6)