Bahtı kimin acıdır kahvesi,
Kursağında kalmıştır hevesi.
Hep gendi gibi bilir herkesi;
Kimdir bilmisense lo dı boş ver.
Gönül sıcağı yakar her yanı,
Yola çıktım Medine’ye geliyorum,
Yalın ayak kızgın kumda eriyorum.
Ben o eşsiz Ravza’yı çok seviyorum,
Onun nuru ile dolu sağım solum.
Karşındayım artık ben en çok günahkâr,
Hiç anlatılmaz ki Mekke’nin havası,
Giden bilir oranın nasıl sefası.
Yaşanır orada kulluğun en hası,
Dinmez gözyaşım, inmez duadan kolum.
Karanlık gecede meltem rüzgâr eser,
Dolaşırken bağda, has bahçelerde,
Yandım; düşmeden çöle, mecnun oldum.
Elif iken ben, bütün gönüllerde,
Kavruldum kendi yağımda; nun oldum.
Bıraktım batılı, çok gerilerde,
Çabayla yücelere çıkar insan,
Çıktıkça Hakk'tan da görürsün ihsan.
Zikrin bal olur, coşar durur lisan.
Bak, yüzsüz yüzümle kapına geldim;
Her dem dergâhına yüz süreceğim,
Yâ Rab!
Rahmet kapına,
Ruhumu prangaladım.
Uslanmaz bir dilenciyim;
Ne yapayım?
Gidecek başka bir yerim yok.
Selamünaleyküm, Aleykümselam.
Çek kürsüyü, edelim iki kelam.
Yoktun, var etmedi mi seni Rabbim?
Dedin mi? Emret, sensin tek sahibim.
Dün yoktun, yarının da belli değil.
Ne kanunum var, ne de tamburam,
Sol yanım yanıyor, tam da buram.
Ateş dolu gördüğüm her taraf,
Hep hasret kokuyor buram buram.
Gölgesinde kaldım, durdum hüznün,
Şehadeti unuttu şu cihan,
Hatırlamaz kalp, dönmüyor lisan.
Her nimete neden ayrı isyan?
Nereye doğru gidiyor insan?
Yediği zehir, içtiği haram,
Rızkını daim verir Hüda
Sen iste, bir daha, bir daha
Kalma gaflette, uykuda,
Yalvar akşamdan ta sabaha.
Hak ettiğini hep halk eyler




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!