Bir anda yaş erdi kemale, oldu yetmiş.
Amellerimiz zayıf; hem de ağır aksak.
Dost sandım dünya, aslında emmâre imiş.
Aciz olduğumuzun bir farkına varsak.
Aldandım nefse; har vurup harman savurdum.
Yanlıştan tez dönsen az olur zarar,
Bilemezsin rızkın gelir Hüdâ’dan.
İnan, kısmet nasip demek bu kadar,
Samimi olana yârdır Yaradan.
Hiç razı olmaz ki üzülmemize,
Dostun farkı kalmadı yılandan;
Verilen sözler bile buhardan.
Nasibi var haramdan, talandan;
Şimdi iki yüz; yüzlü insanlar.
Her gün başka bir zulüm, bir olay;
Sensin kapkara her çıbanın başı,
Gün görmeyesin kıyamete kadar.
Zehir ettin herkese suyu, aşı;
Nerede senden daha zalimi var?
Gücün tükensin, olmasın feryada;
Patlasın hep sirenlerin,
Tutmasın hiç frenlerin.
Çarpılsın kara trenlerin,
Çöksün zulüm saltanatın.
Siyah olsun daim bahtın,
Günlerden birgün, kuşluk vakti kalktım.
Şöyle dikkatlice, uzaktan baktım.
Bedenim, boylu boyunca yatakta.
Ruhum yükseklerde, çokta uzakta.
Bir bulut vardı, havada yoğunca.
Şaşırdım nereye varacak, bilmem ki bu hâl;
Deme sen:“Devir değişmiş, böyledir hep ahvâl.”
İsterim görmeyesin iki dünyada zevâl.
Hâlimize ağlayıp duruyor iki cihan,
Biliyorsun, Azrâil de gelebilir her an.
Haya fakiri, yalan dolan zengini,
Firavun’la tartar, durur hep denğini.
Öyle cilalar, parlatır ki hâlini,
Kimse fark etmez katran rengini.
Protokolde yeri var cehennemde,
Ey kezzâb-ı bihayâ,
Ey fâcir-i müfeccir,
Ey mâden-i fücûr!
Zulümâtı tazyîkinden
Kâinat oldu mahcûr;
Tahakkümün beter evvelkinden.
Ne demişti o şanlı Nebi,
Salâttan çalandır harami.
Sana çok mu uzak şu cami?
Dur hele kendine gel biraz,
Bitersin yoksa namaz niyaz.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!