Kışın ortasında gelen bahar gibiydin.
Sesin bir kelebek sürüsü gibi süzüldü,
soğuk beton duvarlarımda.
Dönüp bana baktığın an,
yüzünde açan çiçeklerin kokusunu
içime çektim ve öldüm
Ellerimden kayıp giden tek şey
sen değilsin biliyor musun
Kim bilir
Bu çocuk gökyüzüne uçup giden
kaç renkli balonu yaşlı gözleriyle seyretti
Gün batıyor yine
hüznü içimde
Bana el sallıyor
gökyüzünün bütün renkleri
Rüzgar esiyor başımın üstünden
Kuşlar uçuyor uzaklara
Dur
Tahmin edeyim
Elinde bir fincan çay,
tepende loş bir ışık
ve sıradanlığın verdiği hiçlik hissiyle yine ordasın.
Öyle çok yoruldum ki söylemekten
Ve dürüstlüktü tek bildiğim
Çocuklukta da kaybettim oyunları
Ama hiç bu kadar sızlamamıştı içim
Sen benim
Artık hazırsan dışarı çıkalım bu gece
Işıklı bir caddeyi yürüyelim
Utangaç ellerimiz olsun yine ceplerimizde
İnsanlara bakıp gülümseyelim
Yağmurda ıslanmaktan kaçalım
Sen bilmezsin
uzundur geceler
soğuktur üstelik
çiğ taneleri düşer
o sımsıcak düşlerin üzerine
Lakin yılmaz yürek sevmekten
Eski bir sokağa bakıyor
yeni evimin balkonu
ve bana bakıyor
ağaçların arkasında saklanan çocukluğum.
Upuzun bir sessizlik uzanıyor
yağmur yağmış,
Biliyorum
Beni hiç özlemedin
Gözlemedin yolumu
ve gizlemedin gönlünde hiç bir anımı.
Benden çok uzaklara dalıp gitti gözlerin
Bahsetme artık acılardan,
N'olur sus!
Gözlerini kapat.
Ezberindeki her şeyi unut.
Kuşların uçuşunu,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!