Zamanda yolculuk fikri gibisin
Akla her gelişinde insanı heyecanlandıran
Gülüşünde neşe,
sesinde hüzün.
Bir çocuk ve bir yetişkin
yaşıyormuş gibi sanki tek bir bünyede.
Masalları bekleme ey çocuk,
gözlerini yum geceye.
Çünkü gece gündüzün ölümüdür.
Ama yine de masallar dinlemek istiyorsan..
Yağmur öncesi beton gibi ağır ve gri bir gündü gidişin.
Hüzünlü bir tablo gibi asılıdır zihnimde.
Rüzgardan bile soğuk ve keskindi sözlerin.
Bir de elinden hiç tutmadığın çocukluğum vardı peşinde.
O kırmızı ayakkabının topuğuna hala kızgınım.
Bak yine akşam oldu.
Heveslerini yatır da gel çay içelim.
Öyle çok uzadı kı bu yol,
git git bitmiyor.
Ben yola bakıyorum,
yol ise hep sana.
Bugün yeniden yelken açtım eski bir sevdaya
Yorgun gözlerinde rastladım tanıdık bir heyecana
Kalbim hafifledi ve küçüldü sanki ellerim
Ben seni çok sevdim
ve kayboldum bu gece acemiliğimin deltasında.
Sus ne olur gönlüm,
hiç konuşma!
Zaten seni dinleyen de yok
Bırak insanlar zorlamaya devam etsin,
ardında hiç kimsenin olmadığı kapıları.
Sen de artık hiçbir kapının
I
Adın kıyılarımdan çekiliyor ey Deniz
Şimdi uğuldayan bir ormanı kül ediyor sensizlik
Oysa ne güzeldin ve ne kadar da masum
Çağlamak isterdi sesini duyan her nehir
Ve sen gittin
Tek bir söz bile söylemeden
Bilmem kaç yıl geçti üzerinden
Bir sürü mantıklı açıklama çaresiz kaldı
Bu karmaşık saçmalığı özetlemek isterken.
Sütten ağzı yanan yiğit
iç çeker,
genzine kaçar yoğurt.
"Her yiğidin aslında bir dayak yiyişi vardır"
sevdiğinden.
Upuzun bir yolun başındayım
Başımın üzerinde yemyeşil ağaç yaprakları
Yol kenarında çiçekler ve taze bahar kokuları
Bir rüyadan uyanmış gibi
Biraz üzgün, biraz da u/mutluyum




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!