Akıp giden zamana inat
Bazen duruyorum
öyle hiç kımıldamadan
Göğüs kafesimde çırpınarak
yüreğim ritim tutuyor
sevdiğin o hüzünlü şarkıya
Bak yine akşam oldu.
Heveslerini yatır da gel çay içelim.
Öyle çok uzadı kı bu yol,
git git bitmiyor.
Ben yola bakıyorum,
yol ise hep sana.
Bugün yeniden yelken açtım eski bir sevdaya
Yorgun gözlerinde rastladım tanıdık bir heyecana
Kalbim hafifledi ve küçüldü sanki ellerim
Ben seni çok sevdim
ve kayboldum bu gece acemiliğimin deltasında.
Sus ne olur gönlüm,
hiç konuşma!
Zaten seni dinleyen de yok
Bırak insanlar zorlamaya devam etsin,
ardında hiç kimsenin olmadığı kapıları.
Sen de artık hiçbir kapının
Hasretindendir yüzümdeki solgunluk
Gülüşünü uzun zamandır göremediğim için
İçime yağmur yağmıyor
Su seviyem İstanbul’daki barajlardan beter
Bu yüzden gözlerim değil ancak ellerim ağlayabiliyor
Bulanık bir resim
Senden arda kalan
Ufak bir anının şahidi
Oysa ben şahitlik etmek isterdim geri kalanına
İnce bir hüzün gördüğüm
I
Adın kıyılarımdan çekiliyor ey Deniz
Şimdi uğuldayan bir ormanı kül ediyor sensizlik
Oysa ne güzeldin ve ne kadar da masum
Çağlamak isterdi sesini duyan her nehir
I
Sana geldiğimde mevsim kıştı
Kalbim sadece sana ayrılmıştı
İçimde geveze bir çocuk
durmadan, usanmadan
bana gözlerindeki sıcaklığı anlatmıştı
Ne kadar güzel olursan ol
Fark edilmiyorsun
Seni sen yapan her cümlede sanki bir harfin eksik
İşte sırf bu yüzden
Anlaşılmıyor o kadar harfin arasında
Barış çubuğunu tüttürmek için mi?
Beyaza boyadın saçlarımı.
Yüzüme yeni çizikler atacaksın biliyorum
Arkana saklamışsın yine savaş baltasını




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!