Samanyolunda Veba Şiiri - Sezai Karakoç

Sezai Karakoç
62

ŞİİR


473

TAKİPÇİ

Samanyolunda Veba

Önceden bilen oluş şartlarını çocuklarının
Elleriyle değen koklayan hazırlayan adeta
Sebebine ermeden erişmeden
Korkan ilerdeki korkularla
Noldu zarif latif anneler noldular

Nerde çocuklar gece yarılarından sonra
Çıkıp samanyoluna bakan
Bakarak çocukluğu uzatmaya çalışan
İşleri güneşin doğuşunu yayınlamak
Bütün o çocuklar nerdeler

Kalan ne
Kızların kollarının arasından gözlenen
Samanyollarından

Bakısları benekleyen yalnız ölüm
Ölüm geçti canlı ehram ölüm geçti
O taklar geçip gitti insan üstüne kurulu

Ve bağbozumları bizden bozulan
Artık kendimize bile o kadar yakın değiliz
Gece yarıları samanyolu yok
Gün doğmuş doğmamış

Bütün elmalar çürüdü
Çocukluğumuzun dürbünleri içinden
Geçen siyah halkalı kutsal şehirlerden
Birini bulamadım gezdim bütün karaları

Aşk siyahın beyazdan ayrıldığı
Samanyolunda yürüyen bir karınca
En onulmaz vebayı kutlayan bir güvercin
İki katlı bir arabada
Bu bize yaklaşan bir deniz arabası
Sen ırakta samanyolu ırakta
Ve ay başka bir ay
Sarısı beyazına akmış
Bulaşmış bir yumurta

Sezai Karakoç
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Hasan Büyükkara
    Hasan Büyükkara

    Sürrealist bir resim gibi..

  • Naime Erlaçin
    Naime Erlaçin

    'kundakçı bir kıyım /
    ve kül hesaplaşmalar ayazında /
    susarak geçilmiyor vurgundan /
    nadasa terk edilmiş
    metruk yürekten bir de.../...' (Naime Erlaçin)

    Konuşmak gerek.
    Ve yazmak.
    Karakoç gibi işte böyle...

  • Perihan Pehlivan
    Perihan Pehlivan

    Bütün elmalar çürüdü
    Çocukluğumuzun dürbünleri içinden
    Geçen siyah halkalı kutsal şehirlerden
    Birini bulamadım gezdim bütün karaları


    kutlarım günün şiirini anlamlı olduğu kadar duyguları uyandırıyor yıllar öncesi anlarımıza dair

  • Hafire Uzunkaya
    Hafire Uzunkaya

    samanyolunda veba...düşününki gözünüzü kaldırıp baktığınız gök, o yıldızların gizemli bahçesi, yeryüzünün ışıklı örtüsü vebalı..sadece şiirin başlığı bile kendi içindeki anlam güzelliğini ifşa etmeye yetiyor. müthiş bir örgü ile şair, yitirilen insanlığın dramını gözler önüne seriyor.imgeler döndürmeye yetiyor anlamaya çalışan insan beynini..
    şiir boyunca yitirilenler dolayısıyla, yokluk ele alınıyor.ilk bölümde elleriyle yavrularını ölüme hazırlayan anneler, onlar, çocuklarının nasıl öleceğini bilerek korkan annelerdir ki artık yokturlar.
    ikimci bölümde ise güneşin doğuşunu yayınlamak için geceleri samanyoluna bakan ve ömrünü uzatan çocukların artık olmadığını söylüyor ki çocuk ve güneşin doğuşu geleceğin bir imgesidir.çocuklar yoksa, güneşin doğuşunu yayınlayacak güçde yoktur.çünkü samanyoluna bakan çocuklar yok. çocuk yok, güneş yok ve bir gelecek olmayacaktır.sonrasında yokluklar arasında belirmeye başlıyor kayıplarımız, kendi ellerimizle yıktıklarımız...
    bakışları benekleyen yalnız ölüm
    ölüm geçti canlı ehram ölüm geçti
    o taklar geçip gitti insan üstüne kurulu
    ölümün bakışları beneklemesiyle hem göz beneklenir hem de gözün gördüğü..benek karadır, ölüm kara..gözler kara, baktıkları kara ve tüm bu karalıkların tek sebebi ölümdür.ehram doğu, tak batı kökenli bir kelimedir ve ikisi de insanlığı anlatır.biri insanların kaybedişidir ki bu ölümdür.diğeri ise zaferdir.ehram da geçiyor, tak da..kültürümüzün bir parçası bağ bozumlarımızın bozulması,göğün güneşin bozulması söz konusu.şair şiir boyunca ölüm ve kaybediş bir yokoluştan söz eder. bozuk bir yumurtanın nasıl sarısı ve beyazı birbirine karışmışsa ay da böyle bozulmuştur.sadece son bölümde aşk der ve aşkı anlatır.imgelerle coşturulmuş bir aşk.aşk,siyahın beyazdan ayrıldığı samanyolunda bir karıncadır.en amansız vebayı kutlayan da aşktır.aşk bile uzaktadır. aşkın,çacukların,anaların,kültrümüzün,tabiatın bile bozulduğunu ifade eden bu şiir gökyüzüne bile bulaşan bir hastalığın bir insanlık durumunun tasvirini yapmaktadır.bunun sebebini ise ölümü bir vebaya benzeterek rezil bir şekilde bozulmaya uğradığımızı ifade eder.

TÜM YORUMLAR (4)