Kaf Dağı'nın arkasına sığınıp;
Görülür tarihi zamandan taşıp;
Gözlerin gözüme iyce yaklaşıp;
Hayal meyal bana sırdaşım dedi.
Arzular ayyuka çıkardı başım;
VI
Gönül bu,tek tek dolaştı bütün ummanlardaki limanları,
Cezir’inden anlamadı amma, şimdi bak, med’cesi kaldı.
Sevdanın gül dudağında bulduk cezbeden aşkı, sevdayı,
Biz hep goncaları gördük dalında ama,sırada fidesi kaldı.
Dün gece yürekte fırtına vardı;
Küçüldü bu dünya, küçüldü, dardı;
Duygular ruhumu sırtına sardı;
Dünya merkezini patlattı sanki.
Uzaklar geceyle selamlaşırken;
Sıkışıp kalmasınlar,
...güneş görmeyen odalara, sofalara;
Saksılardan da uzak kalsınlar,
...özgürce uzansınlar kırlara, dağlara.
Alnı ak, gözü pek kalmalıdır,
Süleyman’ın aşkını kimler bilmez? ! .
Kuşlara da söylemiştir aşkını.
Hala yanık yanık öter tüm kuşlar,
Onlar da müjdeler sanki;
Belkıs’ın sevdiğini;
Bilinmez zamanlara.
Küsme gönül var güzele,
Küsme de yalvar güzele.
Güzele naz gerekliymiş;
“Sevdim” demek ar güzele.
El el üstünde,
Gönül gönülde;
Kimisi gölge kalır;
Kimi güneş peşinde.
Mutlak sessizlik gelir.
Kışı bir başka güzel, yazı bir başka güzel.
Beyazlara bürünmüş, yüzü bir başka güzel.
Güzelin güzelliği, sinmiş bu topraklara;
Yurdumda, yurdum için, sızı bir başka güzel.
Dağları arşınlamış, yeşili baştan başa.
Duraksadım hep haziran akşamlarında,
Yorgun baharın son deminde, üzgün;
Çiçek açan sır yapraklarında koştuk,
Sözde kaldı, iştah kabartan anılar.
Ecel kapısında durakladık, kardelen;
Dinle! Eşit iki gölgenin yürüyüşünde,
Sıvazlıyorken saçlarını tel tel,
Görmüşsen bakışlarını bakışlarında,
Yürüyorsa elele gölgeler,
Şimdi sevda zamanıdır.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!