Her şeyin bir zamanı vardı
O da geçti
Bahar gibi
Hazan gibi
Öyle ki mevsimsiz gibi...
Mevsim sonbahar,
Ağaçlarda hazan,
Dökülüyor yapraklar...
Mevsim sonbahar,
Maviyi gölgeliyor bulutlar,
Sıcağa hasret topraklar...
Bilmez iki kadeh atıp o havayı solumayan,
Nasıl kesif bir hüzün kokar o meyhanede,
Biraz da pusludur havası,
Nasıl da gürültülüdür hüznün sesi,
Bazen de ıslaktır yanakların bir çoğu,
Dökülür yaprak, yaprak şarkıların her biri,
İnsan kırılır bazen,
Belli etmez,
Yüreğine doldurur bütün kırılmışlıkları,
Ta ki ölünceye kadar,
Toprak bağrına basar
Ve mezar taşı ağlar sessizce...
Kovalanmaz insan,
edilmez yerinden yurdundan,
sığındığı yürekten…
Ağlatılmaz insan,
karartılmaz gecesi gündüzü,
Kovdum dünyayı yüreğimden,
Gidesi yok,
Pervane olmuş benimle dönüyor…
Kovdum geceleri hayatımdan,
Gidesi yok,
Küfür sessizliği...
Ne zor şey insanın kendini dinlemesi,
Ne çok kalabalık insanın içi.
Ne meşakkatli bir yol hüznün yolu,
Ne kadar çok içe dökülen gözyaşları...
Yüreğindeki adımı sorardım hep,
Kaçırırdın dilinden söyleceklerini.
Beklerdim hep açılmayan o kapıda,
Duymazdan gelirdin yakarışlarımı…
Nereye gitsem benimleydin hep,
Körü körüne...
Nasıl bağlanıyor insan,
Nasıl inanıyor,
Aralamadan perdeyi,
Görmeden arkayı,
Öyle yorgun ki kalbim
Öyle yılgın ki gönlüm
Saman alevi sevdalardan
Korkuyorum sarılıp boşa çıkan ellerden…
Öyle ürkek ki bakışlarım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!