Kokarak seviyorum…
Çocukluk de, ayıp de, ne dersen de.
İnsan bazen kendi kalbinin
en mahcup misafiri oluyor;
kapıyı çalmaya korkan,
gitmeye gönlü razı olmayan.
Gökyüzü değil, gözlerim ağlıyor.
Bulutların haberi yok içimdeki mevsimden,
ben güzün bütün yapraklarını
kimse görmeden döküyorum içime.
İçim, içimde yangın yeri.
Bir kibrit çöpü kadar küçücük umut,
koca bir ömrü yakmaya yetiyor.
Sonra oturup küllerimi topluyorum,
sanki kırılan ben değilmişim gibi
kendime geçmiş olsun diyorum.
Kalbime bunu yaptığım için üzgünüm.
Onu kaç defa susturdum,
kaç defa aklımla terbiye etmeye kalktım.
Oysa kalp dediğin,
uslanmayı bilmeyen bir çocuk;
şeker diye uzatılan ihtimallere
ömür boyu inanıyor.
Platonik bir ömür…
İnsanın kendi içinde bir hayat kurması,
o hayatın hem misafiri
hem ev sahibi olmasıymış.
Bir sandalye çekiyorsun hayaline,
karşısına oturup susuyorsun.
Kimse gelmiyor,
ama sen yine de iki kişilik yaşıyorsun.
Çocukluk de, ayıp de, ne dersen de;
benim içimde hâlâ
büyüdüğüne inandırılamamış bir kız var.
Dizleri yara bere içinde,
avuçlarında kırılmış düşler,
ceplerinde kimseye gösteremediği
bir avuç gökyüzü…
Hep aldanmış çocuk yanım örselensin,
ama ne olur,
inanma kabiliyetini almasınlar elinden.
Dünya zaten yeterince kalabalık
kötülükle, hesapla, eksik niyetle;
bir de insan kendi içindeki çocuğu
büyütürken öldürmesin.
Ben artık bazı duyguların
adını koymadan da yaşanabildiğini biliyorum.
Her yaranın bir hikâyesi yok,
her suskunluğun bir sahibi…
Bazen insanın içinde
hiç yaşanmamış bir ömrün yası tutuluyor.
Ve en çok da buna üzülüyorum:
İnsan kendi kalbini taşıya taşıya
yaşlanıyor da
içindeki çocuk,
bir gün olsun
büyüyüp de vazgeçemiyor.
Kayıt Tarihi : 14.10.2026 21:02:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




dilinize sağlık
beğeni ile okudum
TÜM YORUMLAR (1)