"Mülk Allahındır" cümlesini insanlar sürekli kullanırlar... Ama bu cümlenin içindeki derin mânâyı asla kavrayamazlar.. Oysaki Bu cümlenin manasını kavrayabilseler, Dünyada hiç bir sıkıntı yaşanmaz... Bu cümleyi kullandığında insanların aklına sadece eşyalar gelir... Oysaki kâinattaki gözün gördüğü görmediği... aklın aldığı almadığı... canlıdan cansıza.. iğneden ipliğe.. bütünden zerreye.. yerküreden Sema'ya.. insandan hayvana... iğneden ipliğe.. eşyadan bitkiye.. camdan toprağa... Üzümden ayvaya her şey en ufak zerresine kadar Allah'a aittir..Fakat Allahu teala lütfetmiş... mülkünün üzerine insanların yerleşmesine müsaade etmiş.. geri kalan diğer mülklerini ise yine insanoğlunun emrine vermiştir... fakat gelin görün ki insanoğlu, haddini aşmış... kiracıyken ev sahibi gibi davranmış... Allah'ın Kendisine yaşamını idame ettirebilmesi için emanet olarak verdiği mülkü, hisselemiş.. tapulamış.. kendi mülkü bilmiş.. kendisi yerleşmekle kalmamış.. bir de koca koca binalar.. koca koca iş merkezleri...koca koca alışveriş merkezleri dikerek, o mülkten kazanç elde etmeye kalkmıştır...Allahı unutmuş...Kendisini Allah gibi hissetmeye başlamıştır...Hani Kıyamet alametlerinden biri " binaların artmasıdır" ya...İşte hep bu sebepledir.. Allah'ın mülkünü kendi mülkün bilip, ondan kar etmeye kalkarsan Allahu Teala Bunun hesabını muhakkak soracaktır... Kıyamet de işte bu yüzden vardır... yani haddini aşanlara haddini bildirmek için vardır..
Bakın...kim kaldıki yeryüzünde.. kayalar oyarak sarsılmaz evler yapanlar gitti.. yeryüzüne baştan başa kazık çakanlar gitti...peygamberler, şehitler, salihler gitti.... “yeryüzü bir kişiye bol iki kişiye dar” diyenler de gitti... mallarını miras bıraktığı varisleri de gitti... Herkes gitti ve herkes gidecek... bir gün gelir.. kıyamet kopar.. insanlar ölür... "onların (mezarlarından) meydana fırlayacakları gün, kendilerinin yapmış olduğu hiçbir şey allah'a gizli kalmaz...
"bugün mülk kimindir?" (buyurulur)... "bir olan, herşeyi kudreti altında tutan allah'ındır." (denir)."
(mümin 16)
" mülk Allah'ındır" ayet-i kerimesini Bir de şu şekilde anlamak gerekir... mademki, bedenimizde evimizde işyerimizde iğneden ipliğe.. organdan hücreye her şey Allah'a aitse, o mülkü kendi mülkün gibi değil.. Allah'ın mülkü gibi kullanman gerekmektedir... istediğiniz eşyayı istediğiniz gibi çöpe atamazsınız.. istediğiniz çiçeği istediğiniz gibi çekip koparamazsınız.. insanları istediğiniz gibi kırıp.. hayvanlara istediğiniz gibi eziyet edemezsiniz.. kırdığınız bardakta Allah'ın..Yırttığınız elbisede... bindiğiniz araba Allah'ın... yattığınız yatakta... elinizdeki telefonda Allahın... onu size üreten teknolojide... dişinizi karıştırdığınız kürdanı bol keseden harcayamazsınız... Evinizdeki koltuğu hunharca kullanamazsınız.. kullandığınız deterjanı ölçüsüz kullanamazsınız... istediğiniz eşyayı yeterince yıpranmadan.. kullanılacak hali kalmayana dek sokağa atamazsınız... ayakkabıyı giyerken bile incitmemeye dikkat etmek zorundasınız... hayvanlara sesinizi yükseltirken, Onların da Allah'a ait olduğunu unutamazsınız.. yemeği istediğiniz gibi çöpe dökemezsiniz... Gözleriniz size ait değil.. önünüze gelen her yazıyı okuyamazsınız.. her görüntüye bakamazsınız... Ondaki Nuru boşa harcayamazsınız.. nefesinizi ve konuşurken sarf ettiğiniz cümleleri boş yere tüketemezsiniz... Sigara içerek bedeninizi zehirleme hakkına sahip değilsiniz.. Çünkü mülk Allah'ındır... tüm hücreleriniz Allah'a aittir... bir bardak suyu harcarken.. bir kalemi açarken... bir defteri yırtarken.. bir peçeteyi.. bir sehpayı.. bir iğneyi bir ipliği kullanırken.. Bir havluyu eskitirken..Bir çorabı kullanırken bile Allah'ın mülkünden harcadığınızı Bileceksiniz...ona kendi mülkünüz gibi değil.. Allah'ın mülkü gibi bakacaksınız..Hani Bizler mal sahibi olduğumuzda "Çok çalışıp kazandım diyoruz ya...o iş öyle değil işte.. çok çalıştığımızı ve emek sarf ettiğimizi bilen Allahu Teala, vadini gerçekleştiriyor..Ve bu dünyada kullanmamız için bize mülkünden daha fazla emanet teslim ediyor... ne diyor Nûr Sûresi 42. Ayet;
Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. Dönüş de ancak Allah'adır....
Nasıl bir insan, nasıl bir Müslüman olduğunu anlamak isteyen kişi, yaşadığı yıllar boyunca ortaya koyduğu eserlere baksın...Bir fabrikanın, toplum için gerekli olup olmadığı, fabrikadan çıkan ürünün kalitesinden belli olur...
Her kim kalitesini görmek istiyorsa,
Evindeki ilişkilerine, iş yerindeki ilişkilerine, komşuluk ilişkilerine, çocuklarını yetiştiriş şekline, kimlerle iletişim halinde olduğuna, kimlerle oturup kimlerle kalktığına, bir hususta karar verirken öncelikle Allah'ın mı, kulların mı hatırını gözettiğine, nelere gözünü yumup, nelere baktığına, para ile kurduğu Gönül bağına, makam ile kurduğu Gönül bağına, madde ile kurduğu Gönül bağına, insanların ona ihtiyaç duyup duymadığına, ihtiyacı olupta kendisine baş buranlara nasıl davrandığına baksın..Şu saniye itibariyle ömrü bitse, dünya denen handan ayrılırken odasını nasıl bıraktığına, geride neler bıraktığına ve arkasından neler konuşturacağına baksın...
Ben bir deli rüzgar..sen nazlı çiçek..
Her sabah busemle yoklarım seni..
Gerçek kadar rüya, düş kadar gerçek..
Bir anın içinde koklarım seni..
Kalbime gel eşiğinde dur desem..
Ne çok oyuncağımız var demi..Bir aylık bebekten, 97 yaşına kadar her yaş grubuna uygun oyuncak mevcut bu çağda..
Peki neydi oyuncak..
Bizi oyalayan, susturan, tatmin eden herşeyin adı oyuncaktır aslında...
Kimimizin oyuncağı makyaj çantası..kendimizi palyaço gibi boyayıp halden hale sokuyoruz..sonra çevremizden alkış ve övgü bekliyoruz..tıpkı palyaço gibi...
Kimimizinki paramız ve işimiz..sanki kankalarımızla "bankada para nasıl biriktirilir" oynuyoruz.
"Neden bu dünyada kötülerin keyfi gıcır...İyiler çile çekiyor" diye düşünmeyin...
Şeytan keş çalışır...Kötü insanlar, bu dünyadayken ödüllendirilirler..Daha doğrusu, ödüllendirildiklerini zannederler...Bu yüzden insanlar günah işlemekten anında haz duyarlar..İyilerin mükafatları ise ahret yurdunda teslim edilecektir..Bu ödül törenini beklerkende sabretmek zordur..Bu yüzden, hakkın yolunda dümdüz gidenler azdır..bu yüzden asr suresi sabır ile bekleyenlere ve sabrı tavsiye edenlere müjde olarak indirilmiştir...
Birde şöyle düşünün...Küçük suçlar karakolda..Büyük suçlar mahkemede halledilir...Dünya karakoldur..Allahın merhameti o kadar büyükki; Allah, kendisine iman edenlerin küçük günahlarını mahkemei kübraya bırakmıyor.. Onların vukuatlarını henüz dünyadayken hallediyor...Büyük günahkarların işlediği suçlar ise yanlarına kar kalmıyor.. tüm yaptıklarının hesabı mahkemei Kübrada sorulacak... Cehennem onlar için hazırlanıyor.....
Velhasılı kelam;
Başınıza gelenler için ümitsiz olmayın....Mutlu olun...Rabbiniz size küsmedi...Sadece kendinize gelin diye silkeledi...
Mevzu sen olunca, ben hep sevinecek bir şeyler buluyorum...
Mesela bugünde, seninle aynı saatte sahura kalkmış olma ihtimalimize seviniyorum...
Galiba ben, içinde senin olduğun her ihtimali seviyorum...
Kiminin Gönlünde Hükümsünüzdür,
Kimininkinde Heves..
Siz nefes alan .Ve iki ayağının üzerine direnen herkesi canİımı sanırsınız....Degil... Allah'ı zikretmeyen...Ve günlük olarak, ona şükretmeyen her ruh ölüdür..Zikretmedigi ve şükretmediği için insanların bir çoğu daha ölmeden ölüp gitmektedir...Ama henüz, kendisine emanet olarak verilen bedenini gerçek sahibine teslim etmediği için kendisini canlı sanıp,hayatın rutinini yaşamaya devam etmektedir...Oysaki ruhun ölü olduğu insanın yüzüne bakıldığında anlaşılmaktadir...fakat her göz, bunu görememektedir......peki kim görür bu yaşayan ölü ruhları..Perdeleri kaldırılmış insanlar.... Perdeleri kaldırılmış Allah'a yakın olan ruhlar, insanların yüzlerine baktığında O ruhun canlı mı ölümü olduğunu hemen anlarlar...
Evet....İnsanlar doğmayı ana rahminden çıkmak zannederler...Oysaki gerçek doğum, ana rahminden çıkmakla değil...İnsanın ruh ve beden kalıbını kırıp...Nefsini diz çöktürmesiyle..Böylece Allahla kul arasındaki ilk perdenin yırtılması ile yaşanır....
Ölümü ise, ruhun bedeni terketmesi zannederler..Oysaki gerçek ölüm, zikrin şükrün ve Allah sevgisinin bedeni terketmesi sonucu,insan bedenindeki nurun çekimesidir...
Hamilelikte bebeğin anne karnındayken, içinde bulunduğu...Bebeğin büyümesini ve korunmasını sağlayan amniyotik kese neyse..Allah sevgisi odur....kesenin içinde, bebeğin çevresini saran...ve onu besleyen amniyon sıvı neyse..ruhun etrafını çevreleyen, onun büyümesini gelişmesini sağlayan .zikir ve şükür odur.... Nasılki bu sıvı, bebeğin büyümesi ve gelişmesi için hayati öneme sahipse..Zikir ve şükürde ruhun büyümesi ve gelişmesi için hayati öneme sahiptir... Kese yoksa bebek yokrur..Zikir ve şükür yoksa, ruhta canlılık emaresi yok.....Zikirsiz ve şükürsüz yaşanılan İslam inancı tıpkı dış gebelik gibidir...kese vardır...Ama içinde hayat yoktur...
Anlayacağınız....Biyolojikmen yaşayan...ama ruhen yaşamayan milyarlarca insanın ikamet ettiği bir dünyada yaşıyoruz...Unutmayalımki;...Biz bizdeki özü doğurmadıkça ..., yaşıyor sayılmayız...
Dünyaca ünlü film ve dizi platformu Netflix'ten yıllardır çocuklarımızın beynine pislik akıtılıyor...RTÜK'ten ondan bundan tık yok...
Hatırlarsanız 2019 yılında Netflix'te yayınlanan '3 Altında: Arcadia Hikayeleri' adlı çocuk animasyon çizgi dizisinde yer alan 9-10 yaşlarındaki iki kız çocuğunun yakınlaştığı sahneden dolayı Netflix'in yayın politikasına karşı tavrımızı ortaya koymuş...
"Durdurun artık bu lağımı.." demiştik ..Ama dediğimizle kaldık..Çünkü aynı eşcinsellik sahneleri halen başka çizgi filmlerde ekrana geliyor ..Netflix,yıllardır bebek yaştaki çocuklarımızın beynine eşcinselliği kazıyor..biz ise çapa tıp fakültesine cinsiyetini değiştirmek için başvuran 4 000 genci konuşuyoruz..."neden bunlar oluyor" diyoruz.. eğitim sistemini falan suçluyoruz...Ama nedeni ortada...
-Netflix ve türevi medya platformları..
Devlet artık buna dur desin..Aksi halde Allahın laneti sadece bunu yazanların yayınlayanların üzerine değil.. bu türden eşcinsellik propagandası yapılan yayınların videoların ve resimlerin...sanatçı müsveddelerinin, gerek sosyal medyadan ve gerekse görsel ve yazılı basında yayınlanmasına izin verenlerin de üzerine olacaktır.. şimdilik diyeceklerim bu kadar..
İnsanlar sadaka vermenin değerini bilselerdi,daha sık sadaka verebilmek için iki kat daha fazla çalışır..Daha az yer..Daha az tüketir..Artırdığını biriktirmez...hibe ederdi..
Düşünsenize..! Sadaka veriyorsunuz...ve verdiğiniz sadaka, fakirden ve ihtiyaçlıdan önce Allahın eline düşüyor. Ne muhteşem bir yaratım.... Ve ne hoş bir alışveriş... Sadaka veriyorsun,... Karşılığında dünyanı ve ahiretini satın alıyorsun.... Ne muazzam bir kâr marjı... Anlayabilen için ne büyük kazanım....
Ne varsa ALEM 'de..
Hepsi ADEM'de...
Unutma..!
Sen sadece Adem değilsin..
Aynı zamanda alemsinde...
Ademin gözü neye bakarsa, alemin yüzü ona döner..




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!