Hem mert, hem de dilsizdir bazı yürekler..
Kızar söylemez..
Küser söylemez..
Üzülür beli etmez..
Ama bir kere kırıldı mı,
Tamir etmeye özür de yetmez..ömür de yetmez..
Felanca hocanın nefesiyle, filanca metafizik veya danışmanlık kursunun sertifikasıyla...Felanca şifacının ve spiratüalistin verdiği seminerlerle kalp gözü açılmaz..şifacı olunmaz...spiratüalist olunmaz ..hoca olunmaz.. hacı abi....Bunun adı şarlatanlıktır... Eğer kalp gözü, öyle bir iki dokunuşla açılacak olsaydı,bir iki gizemli bilgiyle açılacak olsaydı...bir iki cinin yardımıyla olsaydı, Yunus Emre tapduk Emre'nin kapısında yirmi yıl kölelik yapmazdı... Onun rızasını kazanmaya çalışmazdı... Yüzlerce evliya terki Diyar edip, onlarca yıl,ilim almak için vilayet vilayet dolaşmazdı... Son yıllarda insanların içine düştüğü boşluktan faydalanmak isteyen bir takım şarlatanlar, öğrendikleri birkaç gizemli cümle veya bilgi ile insanları kandırmaya devam ediyor... Ya da cinlerle uğraşan birkaç müptezel, yanına sokulan danışanlarına cin musallat ederek, onları erdiklerine inandırıyor...
Yapmayın... Böyle insanlara inanmayın... Kur'an-ı Kerim'den ve efendimizin sünnetlerinden ayrılmayın... Cennet ucuz değil...cehennem lüzumsuz değil... Öyle beslenme ile falan, iyot miyot kullanarak kalp gözünüzü açamazsınız...Ne zamanki İyilikleriniz kötülüklerinize şiddetle baskın gelir...ve Allahta dilerse, ve Allah ol derse işte o zaman kalp gözünüz açılır... Bunun dışında hiçbir bilgiye ve hiç kimseye inanmayın...Siz bu dünyaya kalp gözünüzü açmak için gelmediniz... Her halükarda iyilik yapmak için ve iyi biri olmak için geldiniz.... Allah'a kulluk yapmak için geldiniz... Bırakın Onun bunun peşine takılmayı... farzlardan ve sünnetlerden ayrılmayın..Geçmiş evliyaların kitaplarından faydalanın.. Kur'an okumak Allah'la konuşmak gibidir... evliyaların eserlerini okumak onlarla konuşmak gibidir.. iyilikten ve doğruluktan ayrılmayın..Çalışarak kazanmaya gayret edin..Çünkü bedava peynir fare kapanında olur..bu dediklerimi yapın.. gerisini Allah'a bırakın...Şarlatanlara değil..
Bu uyarıyı sıradan biri olarak yapmıyorum... Bilerek ve bazı şeyleri tecrübe ederek öğrenmiş yazıyorum...
Bu dediklerimin dışında, kalp gözünüzü açmak için farklı yollara saparsanız, kalp gözünüzü açamazsınız..Ya şarlatanlara ekmek kapısı olursunuz... Ya da cinci olup çıkarsınız
"Neye nasıl bakarsan, oda sana öyle bakar" demiş mevlana...
Hakka güzel bakki oda sana öyle baksın...
Sözü güzel söyleki, sözde seni güzel söylesin...
Güzel insanları diline dolaki, güzel insanların enerjiside seni sarsın dolasın...
Kalbini güzelleştirki, kalbinde yüzünü ve özünü güzelleştirsin...
Sende geçmeli mevsimlerim...
Sende çiçek açmalı ağaçlarım...
Ey yoluna dua'lar,
Sürdüğüm yâr..
Arş'ta asılı kalmış,
Mevsim bahar'a dönünce, çiçeklenen tarlaları özledim...
Üzerinde uçakların süzülmediği, sadece kuşların kanat çırptığı gökyüzünü...
Okul dönüşü ayağımı sımsıkı saran naylon çizmelerimi..
Arkadaşlarımla ikindi gezmelerimi..
Yün dolgulu bebeğimi..
Kapıdaki köpeğimi,
Modernizmde
Kadın Hem evde hem dışarıda çalışır. EVE PARA GETIRIR. YINE ANNELIK YAPAR, YINE EŞLÎK YAPAR. YÎNE TEMIZLIK YAPAR. YINE AŞÇILIK YAPAR. YINE ÇOCUK DOGURUR, EMZIRÎR, BÜYÜTÜR, ODEVINI YAPTIRIR. BU HENGAMEDE Bir de KENDINE DE BAKMAK ZORUNDADIR.
KADIN AILESI ICIN KENDINI UNUTUR.
Çoğu zaman kadının maaş kartı bile eşinin cebinedir. Bırakın kazancını gönlünce harcamayı, kaç para maaş aldığını bile bilmez. Böyle çok kadın tanıdım. IBADETÎNE YETIŞEMEZ. AHÎRETİNÎ IHMAL EDER. RUHU KÖRELIR. DARALIR. TÜM HAYATI KADININ SIRTINA YÜKLEYENLER...KADINA HAK VERDIKLERINI ZANNEDERLER. OYSA ISLAMDA KADIN DISARIDA CALISMAK ZORUNDA DEGILDIR.AILENIN HER TÜRLÜ GECIMI, COCUKLARIN BAKIMI BABAYA AITTIR. KADIN SADECE DOĞURUR. EMZIRMEK ISTEMEZSE ADAM SÜT ANNESI BULMAK ZORUNDADIR.
BULASIK YIKAMAK, TEMIZLIK YAPMAK, EV ISI YAPMAK ZORUNDA DEGILDIR. ERKEK HIZMETCI TUTMAK ZORUNDADIR...
Kadın varsa, Maaşı, mirası, ve de mihir olan altınları, takıları kendisinindir. Kimse alamaz.
Kovanı bekleyen MUHAFIZ ARILARI bilenler bilir..Yer yerinden oynasa, bu arılar görev yerlerini terketmezler...
İnsanoğlunun faydası için bal yapılan küçücük bir kovan içinde bile binlerce arının görev dağılımı ve işbölümü, ibret almasını bilenler için büyük bir olaydır..
Kovanda kraliçe arının görevi farklıdır... Erkek yarının görevi farklıdır....Doğaya polen toplamaya çıkan işçi arının görevi farklıdır... Kovanı bekleyen muhafız arının görevi farklıdır....
Kraliçe arının tek görevi, sürekli yumurtlayarak koloninin devamlılığını sağlamaktır.. kovan içi ve kovan dışı şartların ideal olması durumunda günde iki bin 500 adet yumurta üretebilir...Erkek arıların görevi; arı kolonilerinde kraliçe arıyla çiftleşerek, çoğalmayı sağlamaktır...İşçi arılar ise doğada ve kovanda görevlidir..Bunlar, doğadan polen ve çiçek tozları toplayarak, bal yapar, kovanın devamlılığını sağlarlar..kovanın girişinde nöbet tutan muhafız arılar ise,diğerleri gibi gezmek-dolaşmak varken , ömürlerini kovanın girişinde, yaban arıları kovanı istila etmesinler diye nöbet tutarak geçirirler... Yani anlayacağınız, Allahu teala herkesi ve herşeyi görevi ile birlikte yaratmıştır...Bu görevi savsaklayan, görev yerini ve sorumluluklarını terkeden tek canlı ise, insandır...
Allahu teala kadını, kraliçe olarak yarattı...Kadın sorumluluklarını unuttu...Nöbet yerini terketti...Niye..? Kariyer yapacak ya...O yüzden...
Erkek, avlanmak ve yuvaya rızık taşımak için yaratıldı..Hatta hatta kocaman bir gergedanı avlayacak kadar güçlü yaratıldı....Erkek, sorumluluğunu unuttu...Hayat müşterektir deyip, kendi sorumluluğunu kadının omuzlarına yıktı..yetmedi... Allahü Teala'nın ona avlanmak için verdiği gücü, karısına ve güçsüz insanlara zulmetmek için kullandı... Kayınvalideler ve kayınpederlee kendi haddini aştılar... İki kişi arasında kurulan evlilik bağına gereğinden fazla müdahale eder hale geldiler...eşler kendi aralarındaki münasebeti iyileştirmek ve güzelleştirmek yerine, kayınvalide ve kayınpeder ile savaşmak zorunda kaldılar...Evde bir intizam olmayınca, dünyaya gelen çocuklar, oğul veren arılar gibi, sokaklara kaçıştı..
Mühim olan aklını almak değil,
Aklında kalmaktır.
Zor olan adım atmak değil,
Doğru yere varmaktır.
Mesele sevmek değil,
Sıkıştım gönlümün taş kafesine.
Muhtacım gündüz gece senin sesine..
Tek bir kere dokunsam, şuh nefesine..
Sana dokunmadan ölmek istemiyorum..
Yanlışlıkla girdim gönül yurduna...
Bu gidişattan endişe edenlere müjdemiz olsun... Bakın Allahu Teala enfal suresi 36. ayette ne buyuruyor;
"Şüphesiz ki kâfirler mallarını, insanları Allah yolundan alıkoymak için harcıyorlar, daha da harcayacaklardır; ama sonunda bu, onlara yürek acısı olup en sonunda mağlûp olacaklardır. İnkârda ısrar edenler ise cehennemde toplanacaklardır."
Endişe etmeyin... Bırakın onlar mal stoklasınlar... Varlarını yoklarını, azlarını çoklarını insanları yolundan saptırmak için harcasınlar...LGB... için tüm ülkelere fonlar ayırsınlar .. yeni mi yeni medya kuruluşları kursunlar... oralara, para ile çalışan makinalar gibi, para ile öten insanlar yerleştirsinler... diziler filmler çevirsinler... partileri fonlasınlar.... Sanatçıları fonlasınlar... İş adamlarını fonlasınlar.... Kendileri için çalışan vakıfları dernekleri fonlasınlar... Harcayabildikleri kadar harcasınlar....Vallahi yenilecekler..Billahi yenilecekler..TAM DA KAZANDIKLARINI SANDIKLARI ANDA YENİLECEKLER...ben, Allahın onlar karşısında yenildiğine hiç şahitlik etmedim... Benden önceki atalarım da etmediler...Ve daha öncekilerde... Siz gönlünüzü ferah tutun.. Allah'ın ipine sımsıkı sarılın... Her gördüğünüz şeye inanmayın... Her duyduğunuz şeye inanmayın.. insanları en büyük hataları yapmaya götüren şey, doğru diye apaçık ortaya konulan şeylerdir... Arkasındaki gerçekleri bilmediğiniz hiçbir şeyin peşine düşmeyin... Çünkü dışarı bakan rüya... İçine bakan hakikati görür... Bu yüzden, sürekli bize bir takım haberler pompalayıp, rüyalarımızı hareketlendirmeye.. Ve bizi bu rüyanın içine çekmeye çalışıyorlar.... Siz içinize bakın.... Vallahi Allah sizinle.... Vallahi ve billahi Allah sizinle.... Vallahi ve billahi onlar yenilecekler... Hz Yusuf dönemini hatırlayın.. o zaman da aynı şeyleri yapmışlardı... Piyasadaki tüm malları stoklamış.. insanları açlığa mahkum etmeye çalışmışlardı... Hz Yusuf o dönemi öyle bir yönetti ki, o dönemde bir tek kişi bile açlıktan ölmedi... Herkesin az çok rızık ayağına kadar geldi... Ama o malları toplayanların tüm stokladıkları ürünler çürüdü... bitlendi... Hepsini denize dökmek zorunda kaldılar...
Mal stoklamak için harcadıkları tüm paralar, boşa gitti... Müslümanlar kazandı... onlar kaybetti... Yine öyle olacak... Rahat olun... Ben demiyorum... enfal suresi 36. ayet diyor...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!